Haksız İftiralar Ve Adaletsizlik: Trendyol'da Yaşadığım Mağduriyet

Ben Trendyol servis şoförlüğü yapıyordum ve bir çalışan, kalbi kötü olan bir yolcu beni şikayet ediyor. İftira neymiş, tehdit etmişim. İftira en büyük günahtır; Allah ondan çıkarsın, helal değildir. Hakkım ve benim göz kapağım düşük biraz, bununla dalga geçti. Bir insanın kusuruyla dalga geçmez, kendini bilen, Allah korkusu olan bir insan. Her an engelli olabilir ki bende engel yok, göz kapağım düşük sadece. Trendyol'daki üst düzey yöneticiler de bu kadına inanıyor. Gelip de şoförle konuşmuyor bile; bu bile vebaldir. Sorun da bu kadını önceki servisçi ara sokaktan alıyormuş, normalde yasak. Sırf almadım diye bana karşı haksızlık yaptı ama Trendyol'daki üst düzey yöneticiler de günaha ortak oldu. Beni dinlemediler bile; ben hakkımı helal etmiyorum. Trendyol çalışanları sürekli herkesi şikayet ediyor. Sanki bütün servis şoförleri haksız; bu durumu Trendyol'a yakıştıramadım. Farz edin, şoförün ailesi var, borcu var. O kadın, bir insanın ekmeğiyle kolayca oynayabilen biri. Peki, Trendyol'da mı bu kadar vicdansız, merhametsiz? O kadın, normal bir çalışan. İşçi tutup saçma bir olay yüzünden, kapısından almadım diye ve benim ufak kusurumla dalga geçiyor. Sizler bu kadına cevap verirdiniz! Trendyol'da yok mu Allah korkusu olan dürüst bir yetkili? Bu kadın iftira atmış, bire beş katmış, yalan söylemiş. Ben söylediklerimin arkasında hep dururum. Sonuçta ben Trendyol içinde çalışan biri değilim. Sadece arabayı çıkartmışlar, beni yani işsiz kalmadım. Yani sadece haksızlık, adaletsizlik yapmışlar. Kadın yalancı biri, benimle göz kapağım düşük diye dalga geçti. 46 yaşında biriyim. Allah'a havale ediyorum, Ankara Kazan depo yetkilileri ve o kadın. Ben Allah'ın adaletine inanırım.











