İş Bankası’nda Kart Kısıtlamaları Ve Şeffaf Olmayan İtiraz Süreci Müşteriyi Kırdı
18 yaşımda açtığım ilk banka hesabım İş Bankası’ydı. Bankacılık hayatıma sizinle başladım, 16 yıl boyunca yüksek tutarlı işlemler yaptım, ödemelerimi aksatmadım, hakkımda hiçbir takip süreci olmadı. Buna rağmen özellikle son dönemde kartlarımın kısıtlanması ve harcama itirazlarımın yönetiliş biçimi sebebiyle ciddi bir hayal kırıklığı yaşıyorum.
Ekim 2025 ile Ocak 2026 arasındaki toplam 10 adet kredi kartı harcamasına, yaklaşık 32.000 TL tutarında harcama itirazında bulundum. 19 Ocak 2026’dan 2 Kasım 2026’ya kadar kartlarım ve bazı hesaplarım çeşitli kısıtlamalara maruz kaldı. Harcama itirazlarımın Visa’ya iletilip iletilmediğini, iletildiyse hangi tarihte ve hangi itiraz koduyla gönderildiğini defalarca sormama rağmen bu sorularıma net ve şeffaf bir cevap verilmedi. Bu durum bankanın kendi sicilini korumak adına itirazlarımı Visa’ya iletmediği yönünde bende ciddi şüpheler oluşturdu.
İtiraz konusu işlemlerden bağımsız olan diğer hesap ve kartlarım da kısıtlandı. Buna rağmen bankanın kendi iştiraki olan sigorta şirketinin tahsilatının sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi, önceliğin müşterinin mağduriyetini gidermek değil, kendi tahsilatlarını garanti altına almak olduğu izlenimini yarattı. Sonrasında kartlarımı kapatma kararı aldığımda, 4743 ile biten Black kartıma ve 4543 ile biten Maximum kartıma yıllık kart aidatı yansıtıldığını gördüm, artı bakiyelerim de tarafıma iade edilmedi.
Uzun yıllar boyunca biriktirdiğim ve hak kazandığım 7.100 TL değerindeki millerim de bu aidatlara mahsup edilmedi. Hem aidatların iptali hem de artı bakiyelerimin ve millerimin tarafıma iadesi konusunda yaptığım başvurularda, müşteri numaram 23*****69 üzerinden işlem yapılmasına rağmen “yapacak bir şey yok” şeklinde son derece basit ve çözümsüz bir cevap verilmesi, 16 yıllık müşteri olarak kendimi değersiz hissetmeme neden oldu.
Türk insanı olarak, kendi ülkemizde doğan markalara duygusal bağ kuruyor, sahip çıkıyoruz. İş Bankası sıradan bir marka değil; 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kurulan, Cumhuriyet’in ilk ulusal bankası olması sebebiyle hepimiz için özel bir yere sahip. Böyle bir geçmişe sahip bir kurumun, müşterilerine karşı sorumluluğunun da bununla orantılı büyüklükte olmasını bekliyorum.
Kendi ülkesinin markalarına duyulan bağlılık ve güven, ticari çıkarların arkasında tüketildiğinde geriye sadece bir isim ve bir tarihçe kalıyor. Rakamlarla değerlendirildiğimiz bir dönemde yaşıyoruz; hiçbir kurumun köklü geçmişi, ismi ya da “Atatürk’ün kurduğu banka” olması, bugünkü yaklaşım ve davranışlarını otomatik olarak aklamamalı. Bir banka, müşterisinin güvenini kaybettiğinde, milyonlarca müşterisi ya da gösterişli reklam kampanyaları bile o kaybedilen itibarı geri getiremez.
Şikayetim doğrultusunda, itiraz ettiğim işlemlerle ilgili sürecin Visa nezdinde gerçekten yürütülüp yürütülmediğinin tarih ve kod bilgileriyle birlikte tarafıma şeffaf biçimde açıklanmasını, haksız olduğunu düşündüğüm yıllık kart aidatlarının tamamen iptalini, artı bakiyelerimin iadesini ve hak kazandığım 7.100 TL değerindeki millerimin kullanılabilir hale getirilmesini talep ediyorum.












