30 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirdiğimiz İstanbul - Kars uçuşunda, Türk Hava Yolları tarafından maruz bırakıldığımız muamele tam anlamıyla bir utanç vesikasıdır.
Hava muhalefeti nedeniyle uçağın Erzurum Havalimanı’na iniş yapmasını bir yolcu olarak anlayışla karşılasam da, iniş sonrası yaşananlar 100 yıllık bir markanın değerlerini yerle bir etmiştir.
Erzurum’a iniş sonrası saatlerce uçak içerisinde bekletildik. Yolculara hiçbir sağlıklı bilgilendirme yapılmadı; uçuş ekibi ve kabin personeli her soruda farklı ve çelişkili bilgiler vererek süreci tam bir kaosa sürükledi.
En acısı ve kabul edilemez olanı ise; uçağın içinde herhangi bir fiziksel tartışma ya da güvenlik tehdidi olmamasına rağmen, sadece hakkı olan bilgiyi talep eden yolcuların üzerine polis çağrılmasıdır. THY personeli, çözüm üretmek veya misafirlerini teskin etmek yerine, emniyet güçlerini bir baskı unsuru olarak kullanmıştır. Bizler terörist veya suçlu değiliz; sadece güvenli ulaşım ve şeffaf bilgi bekleyen yolcularız. İnsanları polis yoluyla sindirmeye çalışmak, THY profesyonelliğinin bittiği noktadır.
Bu denli köklü bir firmanın, kriz anında kendi yolcusuna tehdit muamelesi yapması kabul edilemez. Hayati bir mecburiyet olmadıkça bir daha bu firmayı tercih etmeyeceğim. Bu yaşadığım travmatik deneyimi tüm profesyonel iş çevremde ve sosyal ağlarımda paylaşarak, insanları bu tarz bir yönetim zafiyetine karşı uyaracağım.
Firmadan maddi bir talebim yoktur; ancak maruz kaldığım bu haksız tavır ve ihlal edilen yolcu haklarım için gerekli tüm yasal mercilere başvuracağımı kamuoyuna saygıyla duyururum.
Yorumlar