Uzun zamandır Şehir Hatları’nın yönetim ve işleyiş biçimiyle ilgili ciddi endişe duyuyorum. Ecdadın emaneti olarak gördüğümüz ve inandığımız değerler üzerine kurulmuş Şirket-i Hayriye’nin, İstanbul halkına ait bir miras olduğuna inanıyorum. Bu tarihi mirasın bugün geldiği noktada, kamu güvenliğini de etkileyebilecek bir sorumsuzluk ve ihmal zinciri bulunduğunu düşünüyorum.
Özellikle son dönemde Şehir Hatları’nın personel maaşlarını ödemekte zorlandığına dair duyumlar, şirketin malî ve idarî olarak sağlıklı yönetilmediği izlenimini uyandırmaktadır. Bu durumun, hem çalışanların hem de yolcuların güvenliği ve hizmet kalitesi açısından ciddi riskler barındırdığını, şirketi de her geçen gün daha zor bir duruma sürüklediğini değerlendiriyorum. Ayrıca, ruhsatsız, belgesiz ya da usule aykırı uygulamalarla şirketin itibarını ve geleceğini zedeleyecek adımlardan özellikle kaçınılması gerektiğini düşünüyorum.
Ben, bu yapının artık bu şekilde korunmaması, tam tersine kapsamlı biçimde denetlenmesi ve tüm ihmal zincirinin şeffaf bir şekilde ortaya çıkarılması gerektiğini talep ediyorum. Yetkililerden, Şirket-i Hayriye’nin tarihine ve İstanbul halkına yakışır şekilde adil, şeffaf ve sorumluluk sahibi bir yönetim anlayışının yeniden tesis edilmesi için gerekli adımların atılmasını, şirketi kurtarmaya ve güçlendirmeye yönelik somut bir çalışma başlatılmasını istiyorum. Ecdadın emaneti olan bu kurumun, siyasi ya da kişisel çıkarların değil, sadece İstanbul halkının menfaatlerinin gözetildiği bir anlayışla yönetilmesini bekliyorum.
Sonuç olarak, emanet olarak gördüğümüz Şirket-i Hayriye’ye sahip çıkılmasını, kamu güvenliğini tehlikeye atabilecek her türlü ihmale son verilmesini ve şirketin geleceğini koruyacak kalıcı çözümler üretilmesini talep ediyorum.
Yorumlar