Sıfır Araçta Kaporta Ve Boya Hasarı, Çelişkili Satış Sonrası Yaklaşım





Markayı büyük yapan sadece sattığı araç mıdır?
Tüketici olarak bir markayı tercih ederken yalnızca ürünün kalitesine değil, satış sonrasında sunulacak desteğin profesyonelliğine de güveniriz.
Tercihimi Renault Türkiye 'den yana kullanarak bu güveni gösterdim. Ancak ne yazık ki satış sonrası süreçte aynı sahiplenmeyi göremedim. Sıfır kilometre aldığım araçta ciddi boyutta kaporta ve boya hasarı mevcut. Bu durum, "sıfır araç" kavramının içini boşaltarak güven zedeleyen bir tablo meydana getirdi.
03 Aralık 2025 tarihinde İstanbul Renault Kemal Tepretoğulları Ataşehir bayisinden teslim almak üzere gittiğim sıfır kilometre aracın; kireç lekeleri, toz, çamur içerisinde ve teslimata kesinlikle uygun olmayan bir durumda olduğunu gördüm. Daha da önemlisi araçta ciddi kaporta ve boya hasarları mevcuttu. Bu durum tarafımca iletildiğinde bayi personelinin yaklaşımı kabul edilemez nitelikteydi: “Araç jelatin sökümü sırasında çizildi, faturası kesildi, almak zorundasınız.”
Bu yönlendirme ile Kadıköy bayisine geçtiğimde ise yetkili kişi, aracın bu şekilde teslim edilmemesi gerektiğini açıkça ifade etmiş, hasarın kısa sürede giderilemeyeceğini ve işlem yapma inisiyatifi olmadığını belirtmiştir. Yani aynı marka bünyesinde dahi çelişkili ve sorumluluktan kaçan bir yaklaşım sergilenmiştir. Aynı marka bünyesinde dahi bu denli tutarsız ve sorumluluktan kaçan yaklaşım, sürecin ne kadar ciddiyetsiz yürütüldüğünü göstermektedir.
Tüm süreci Renault Türkiye müşteri hizmetlerine iletmeme rağmen hiçbir aşamada çözüm odaklı, profesyonel veya mağduriyeti giderici bir tutum gösterilmemiştir. Araç 19 Ocak 2026’da Renault Mais Ankara’ya teslim edilmiş, ancak 02 Haziran 2026’da ön tampon ve çamurluğu boyanmış şekilde tarafıma verilmiştir. Sıfır diye satın alınan bir aracın aylar sonra boyalı şekilde teslim edilmesi kabul edilemez. Sıfır kilometre olarak satılan bir aracın aylar sonra boyalı şekilde teslim edilmesi açıkça ayıplı mal satışıdır.
Araçta mevcut diğer hasarlar için sunulan çözüm ise “isterseniz bagaj kapağını da boyayalım” şeklindedir. Değer kaybı ise ciddiyetsiz bir şekilde “elden satışta telafi edilir” denilerek geçiştirilmiştir. Tüm bu mağduriyete karşılık sunulan “hediye bagaj havuzu” ise durumun ne kadar hafife alındığının açık göstergesidir.
Sonuç olarak, tarafıma hasarlı bir aracın “sıfır” adı altında satılması ve sonrasında bu şekilde bir yaklaşım sergilenmesi; açık şekilde ayıplı mal satışıdır. Bu durum hem Tüketici Hakları'na hem de ticari etik ilkelere aykırıdır. Renault Türkiye’nin bu tutumu marka güvenilirliğini ciddi şekilde zedelemiştir.
Tarafıma ayıplı mal satışı yapılmış olup, bu durum 6502 sayılı Tüketicinin Korunması hakkında Kanun’a açıkça aykırıdır. Bu kapsamda; aracın misli ile değişimi, bedel iadesi veya tüm değer kaybını kapsayan tazminat hakkım saklıdır.
Mağduriyetimin kalıcı ve tatmin edici şekilde, derhal yasal haklarım doğrultusunda giderilmesini talep ediyorum.
Değerli Müşterimiz, Markamızı tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz. Yaşadığınız sürecin en kısa sürede memnuniyete dönüştürülmesi hedefimizdir. Müşterilerimizden gelen görüş ve talepler kalite standartlarımız kapsamında önemle değerlendirilmektedir. Size özel müşteri danışmanınız tarafından en kısa sürede tarafınıza geri dönüş sağlanacaktır. Renault MAİS Müşteri Hizmetleri


















