Zen Pırlanta'da Defolu Ürün Ve İletişim Sorunları

Defolu ürün satışı
Yılbaşından hemen evvel 0,74 karat bir pırlanta yüzük aldığım Vadi İstanbul Zen mağazasında ilk karşılanışım da son karşılanışım da profesyonel ve saygılı bir çerçevede gerçekleşti. Temiz yüzlü, iyi çocuklar, hoş çocuklardı. Ancak, yüzüğü aldıktan sonra taktim ettiğim kişinin üründe bir defo görmesi ve bunun üzerine mağazaya gidişimizle başlayan uzun süreç, doğrusu canımızı biraz sıktı. Üstelik, bu gidişimizde aynı seriden bir pırlanta bileklik daha alarak toplam 90.000 TL'lik alışveriş yapmamıza rağmen. Kontrol için Zen Pırlanta genel merkezine gönderilen yüzüğün akıbetini merkeze birkaç kere sorduğumuzdaysa, her defasında; 'marka olarak biz haklıyız, çünkü biz kusursusuz' tavrı ile karşılaştık. Üstelik, vadedilen tamir süresi de aşılmıştı. Hiçbir mağaza-müşteri iletişimi gözetmeksizin üst perdeden yanıtlanan iletişimimiz gittikçe sıkıntılı bir hal almaya başlayınca, biz de ürünün tamir masrafı ne ise karşılayarak, bu markadan bir daha alışveriş yapmamak üzere bu ilişkiyi bir an önce bitirmeye ve bizden ekstra olarak talep edilen 70 Dolar'ı ödemeye karar verdik. / Bir marka olarak Türkiye'nin En'ine oynamak, uzun yıllar süren reklam ve iletişim kampanyalarıyla zihinlerde yer edinmek, bir başarıdır. Ancak, başarının şöyle bir handikapı vardır; o da, kusursuzluk egosuna saplanmış kibir. Bu kibri aştığımızda, müşterilerimizin gerçekten velinimet olduğunu kavradığımızda, hele ki evladiyelik şeyler üretip satıyorsak; çok ama çok kıymetli. Pırlanta, mücevher, bir mal değil, 'duygu'dur. Çünkü insanlar o ürüne duygu yüklerler, yalnızca paha değil. Marka olarak aklınızı başınıza alıp, yaptığınız işin ciddiyetini ve insanları gerçekten önemsemeyi; dahası, onlara inanmayı öğrenmeniz dileğiyle. Unutmayın, güven karşılıklı bir unsurdur.
Değerli Devrim Bey, Öncelikle baget mücevherinizi dikkatli bir şekilde incelediğimizi ve gerekli tüm kontrolleri gerçekleştirdiğimizi bilmenizi isteriz. Bu bağlamda isteğiniz üzerine bazı noktalara açıklık getirmek istiyoruz. Mağazalarımızdan yapılan alışverişlerinizde mücevherlerimizin tüm detaylarını yakından inceleyerek ve deneyimleyerek satın alma işlemi gerçekleştirmektesiniz. Satın almış olduğunuz baget yüzük modelimiz en çok beğenilen ve talep gören mücevher grubunda yer almaktadır. Üstün üretim teknolojisi ve mükemmel el işçiliğinin bir araya gelmesi ile oluşan baget mücevherlerimiz, araştırma ve geliştirmeden üretime kadar her aşamada büyük bir titizlikle hazırlanmaktadır. Aynı şekilde müşterilerimiz tarafından hasarlı olduğu için incelemeye gönderilen tüm ürünler, uluslararası standartlara uygun olarak son teknolojiye sahip bir donanımla, bu alanda deneyimli ve uzman bilirkişiler tarafından incelenir. Uzmanlarımız tarafından yapılmış olan inceleme sonucunda ürününüzde üretimden kaynaklanan herhangi bir soruna rastlanmamış olup, mücevherinizde kullanıma bağlı olarak baget taşında bir kırık tespit edilmiştir. Mücevherinizde oluşan hasarın kullanımdan kaynaklı olmasından dolayı ayıplı mal kapsamında değerlendiremeyeceğimizi üzülerek belirtirmek isteriz. Bilginize sunar, ilgili her detay için memnuniyetle yardımcı olacağımızı bilmenizi isteriz. Saygılarımızla, Zen Pırlanta Misafir İlişkileri
El işçiliği değerli bir metadır. Ama adı üstünde; sıfır hata prensibi ile üretilmesi mümkün olmayan bir metanın, yani örneğin mücevheratın kusursuz olması beklenemez. Dikkatli bir göz için küçük kusurlar affedilebilir. Ama uzman bir göz için küçük bir kusur; büyük bir kusurdur. Hele ki, bu yola 'bizde kusur yok' şiarıyla baş koydu isek. "Tüh ya, yüzük mağazada yere düştü. / Çaktırma biz onu saydırırız", "Yüzük iade edildi, kadın yüzük atmış. / e, atmış da, kırmış dökmüş. / Çaktırma biz onu saydırırız" Tabii bunlar birer olasılık, birer argüman, birer senaryo. ;) Ama unutmayın, her senaryonun altında bir Hakikat yatar. Kimse malım kötü demez. Kaldı ki, iade edilen bir ürünün, ki bu noktada değerli metalin eritilerek üzerine yeniden taş dizilmesinden bahsediyoruz process olarak; takdir edersiniz ki, 'maliyetli' bir süreçtir. Haliyle, ürünün tamiri ve yeniden satışa sunulması daha efektif ve maliyetsizdir. Bunu yadsıyamayız. Burada yapılan hata; bu sürecin iyi yönetilememesi. Sektör tabiriyle; elmasın üzerinde 'inclusion' olması ise, takdir edersiniz ki affedilemez. 'Inclusion', yabancı bir materyalin kristalleri veya başka bir elmas kristali veya beyazımsı veya bulanık görünebilen küçük çatlaklar gibi yapısal kusurlardır ve er geç kırılmaları kaçınılmazdır. Bu da kulağınıza küpe olsun.

Tamiri ve bakımı yapıldığı belirtilerek teslim edilen üründe de inklüsyon (inclusion) hatası var, şaka mı bu?. Kullanıcı kaynaklı olmayan hata üzerine 70 USD ekstra ücret verilerek güya taş değişimi yapıldı. Ama gelin görün ki, teslim alınan yeni üründe de sektör değimiyle inclusion, yani taşta yer yer oluşmuş matlaşma ya da bulanıklık hataları var. Konu üzerine firmanın üst perdeden bir dil ve üslupla iletişime devam etmesi; 'biz işimizi mükemmel yaparız, bizde kusur olmaz" şiarının altını doldurmakta sendelemesi, doğrusu, hayli düşündürücü. Haa!. 'Taşlar mükemmel değil, onun için agresif kampanyalar yapabiliyoruz'se mevzu, bakın işte bu bambaşka bir mevzu.















