Fuzul Ev ile yaptığım sözleşme kapsamında bugüne kadar toplam 623.614 TL ödeme yaptım. Bu tutar, sıradan bir müşteri ilişkisinden öte, ciddi bir güven ilişkisinin göstergesi olmasına rağmen, yaşadığım süreçte bu güvenin karşılığını kesinlikle göremedim.
Son yapılan noter huzurundaki canlı çekilişte içinde bulunduğum grubun yayın akışı içerisinde açıkça atlandığı fark edilmiştir. Buna rağmen çekiliş sonrasında sonuç tarafıma SMS ile bildirilmiş, ancak sürecin nasıl ilerlediğine, grubumuzun nasıl ve neye göre değerlendirildiğine ilişkin hiçbir resmi ve belgeli açıklama yapılmamıştır.
Bu durum üzerine Van şubesindeki temsilciyle yüz yüze görüştüm, müşteri hizmetlerini telefonla aradım, merkeze yazılı e-posta gönderdim ve noter aracılığıyla resmi ihtar çektim. Tüm bu girişimlere ve üzerinden 40 günden fazla süre geçmiş olmasına rağmen, tarafıma tek bir resmi belge sunulmamış, yazılı bir açıklama yapılmamış ve verilen süre içinde hiçbir kurumsal geri dönüş sağlanmamıştır.
Yüz binlerce lira ödeme yapan bir tüketicinin noter aracılığıyla gönderdiği resmi ihtara bile cevap vermeyen bir yapının kurumsal ciddiyet iddiasını nasıl taşıdığı ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Eğer süreç usulüne uygun, şeffaf ve denetlenebilir şekilde yürütüldüyse, bu durumu ispatlayan belgelerin paylaşılmaması için makul bir gerekçe bulunmamaktadır. Böyle sistemlerin temelinde şeffaflık olmalıdır; şeffaflığın olmadığı yerde güven de olmaz.
Bu noktada mesele sadece benim bireysel mağduriyetim değil, kurumun genel yaklaşımı ve kurumsal duruşudur. Kamuoyunun ve ilgili denetim makamlarının, canlı çekiliş süreçlerinin gerçekten şeffaf ve denetlenebilir olup olmadığını, tüketicilerin resmi bilgi taleplerine neden cevap verilmediğini ve firmanın kurumsal iletişim ile şeffaflık standartlarını ne ölçüde uyguladığını sorgulaması gerektiğini düşünüyorum.
Ben yasal haklarımı arabuluculuk ve mahkeme dahil tüm resmi mecralarda zaten kullanacağım. Bu yazı, firmadan bir cevap talebi değil, kamuoyuna ve denetim makamlarına bir hatırlatmadır. Kurumsallığın reklamlarla değil, kriz anındaki şeffaflık ve hesap verebilirlikle ölçüldüğünü özellikle vurgulamak istiyorum. Tüketiciye cevap vermemek elbette bir tercih olabilir; ancak bu tercih, hem güven kaybının hem de hukuki sonuçların başlangıcıdır.
Yorumlar