BİM Personelinin Haksız İthamı ve Müşteri Onuruna Saldırı
31 Ocak 2026 tarihinde saat 16.30 civarında, Kocaeli İzmit Karabaş Mahallesi Akçacami Caddesi No:** adresinde bulunan BİM mağazasında annemle birlikte alışveriş yaptım. Alışverişimizi tamamlayıp kasada temassız kart ile ödeme yaparak mağazadan çıktık.
Mağaza önünde kısa bir sigara molası verdiğimiz sırada bir BİM personeli yanımıza gelerek beni tekrar mağazaya çağırdı. İçeri girdiğimizde, alışveriş sırasında cebime ürün attığım iddia edilerek ceplerimin aranacağı söylendi. Böyle bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Kendi isteğimle çantamı ve ceplerimi boşalttım.
Kamera görüntülerini izlediğimizde; annemin aldığı üç adet çikolatanın sağ elimde olduğu, sol elimi ise refleks olarak cebime koyduğum ancak elimin boş olduğu görüntülerde net şekilde görülmesine rağmen ilgili personel suçlayıcı ve kaba bir üslupla ısrarla hırsızlık ithamına devam etmiştir. Kasada yaptığım temassız ödemeye ait banka dekontunu da göstermeme rağmen tavır değişmemiştir.
Annem tansiyon hastası olmasına rağmen bu haksız itham nedeniyle ciddi şekilde gerildi, insanlar içinde küçük düşürüldük ve tüm günümüz altüst oldu. En son kasada yapılan kontrolde de alışveriş tutarının eksiksiz olduğu ortaya çıkmıştır. Delil olmadan, kamera görüntüleri suçsuzluğumu açıkça göstermesine rağmen hırsızlıkla itham edilmek onur kırıcı ve kabul edilemez bir davranıştır.
Bu personelin yaklaşımı kişilik haklarıma açık bir saldırı niteliğindedir. Yaşadığım manevi zararın dikkate alınarak gerekli incelemenin yapılmasını, ilgili personel hakkında gereken işlemlerin uygulanmasını ve tarafıma yazılı bir açıklama iletilmesini talep ediyorum.
Şikayetim sonrası BİM bölge müdürü tarafından telefonla arandım ve sözlü olarak özür dilendi. Ancak yapılan ithamın ağırlığına rağmen yalnızca telefonla iletilen, yüzeysel bir özrü yeterli bulmadığımı özellikle belirtmek isterim. Olayda hiçbir somut delil olmamasına rağmen hırsızlıkla suçlandım, kamera görüntülerinde de herhangi bir suça dair tespit bulunmamaktadır. Annem tansiyon hastasıdır ve yaşanan bu olay hem psikolojimizi hem sağlığını olumsuz etkilemiştir. Personelin işten çıkarılmasını talep etmiyorum ve böyle bir beklentim yoktur; ancak bu durum basit bir yanlış anlaşılma değil, kişilik haklarıma yönelik ciddi bir itham ve kurumsal bir iletişim hatasıdır. Bu nedenle sözlü bir özür değil, kurumsal ve yazılı bir özür, ayrıca benzer durumların tekrar yaşanmaması adına mağaza ve personel bazında hangi önlemlerin alındığının tarafıma açıkça bildirilmesini bekliyorum.
Şikayetimle ilgili olarak tarafıma yalnızca sözlü bir görüşme yapılmış, ancak aradan geçen süreye rağmen yazılı ve kurumsal bir açıklama iletildiğine dair herhangi bir dönüş sağlanmamıştır. Ne kadar kolay hem suçlayıp hem de cevapsız kalınması. Böylesine ciddi bir konuda çözümün, mağdurdan yönlendirme beklenerek değil, kurumun kendi sorumluluğu ve empatisiyle belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Konunun bu şekilde cevapsız bırakılmasını kabul etmiyorum















