FLO Mağazasında Çocuk Tuvaleti Kullanılamaması Ve Yanıltıcı Açıklamalar
6 Şubat depreminden sonra Antakya’da alışveriş yapılacak mağaza sayısı oldukça azaldığı için, Serinyol’dan çocuklarımın sandalet ihtiyacını karşılamak amacıyla 29 Haziran 2026 tarihinde saat yaklaşık 17.30 civarında, Honda kavşağından sonra Narlıca yolu üzerinde bulunan, yanında LCW ve DeFacto mağazalarının da olduğu FLO mağazasına geldim. Alışverişimizi sorunsuz bir şekilde tamamladık.
Mağazadan çıkmaya hazırlanırken küçük kızımın bir anda çok acil tuvalet ihtiyacı oldu. Kasadaki görevliye, çocuğun kendini tutamadığını özellikle belirterek, mağazanın tuvaletini kullanmak için rica ettim. Buna rağmen bana tuvaletin tadilatta olduğu ve kendilerinin DeFacto’nun tuvaletini kullandığı söylendi. Bunun üzerine hemen yan taraftaki DeFacto mağazasına gittim; oradaki çalışanlar ise şaşkınlıkla kendi tuvaletlerinin tadilatta olduğunu, bu nedenle FLO’nun tuvaletini kullandıklarını ifade ettiler.
Tekrar FLO’ya dönüp durumu anlattığımda, kızımın artık altına kaçırmak üzere olduğunu söyledim. Bu kez de bana yakındaki bir yakıt istasyonuna gittiklerini, orayı kullanmamızı söylediler. Tarif edilen istasyon ise yaklaşık 1-2 km uzaklıktaydı ve acil bir durumda küçük bir çocukla bu mesafenin yürünebilir ya da yönetilebilir olması mümkün değildi.
Beni en çok üzen, tuvaletin kullandırılmaması kadar, çalışanların gerçeği açıkça söylememesi ve küçük bir çocuğun acil ihtiyacının ciddiye alınmaması oldu. “Mağaza politikamız gereği tuvaleti müşterilere kullandıramıyoruz.” denilseydi, en azından dürüst bir yaklaşım sergilenmiş olurdu. Ancak her seferinde farklı bir bahane üretilmesi ve hiçbir somut çözüm sunulmaması gerçekten büyük bir hayal kırıklığı yarattı.
Depremi ağır şekilde yaşamış bir şehirde insanlar zaten çok zor şartlarda ayakta kalmaya çalışıyor. Böyle bir ortamda özellikle çocuklu ailelere karşı daha fazla empati, insani yaklaşım ve hassasiyet beklerdim. FLO Antakya Narlıca yolu mağazasında yaşadığım bu olayın şirket tarafından ciddiyetle ele alınmasını, çalışanların bu konuda bilgilendirilmesini ve benzer bir durumun başka ailelerin başına gelmemesi için gerekli adımların atılmasını talep ediyorum.
Son olarak, yaşadığım bu yaklaşım nedeniyle içimden geçen şudur: Herkes yüreğinin ekmeği kadar yesin.















