Sunexpress ile ailece gerçekleştirmeyi planladığımız Dubai seyahatimiz için satın aldığımız fkazc2 PNR numaralı uçuşlarda, firmanın kurumsal ağırlığına ve profesyonelliğine güvenerek yola çıktık. Ancak gelinen noktada Sunexpress’in operasyonel süreçlerini yönetememesi ve bu beceriksizliğin faturasını müşterisine kesmesi, kabul edilebilir bir ticaret etiği değildir.
Mart ayındaki ilk uçuşumuz savaş durumu kaynaklı mücbir sebeple iptal edildi ve tarafımıza kesintisiz değişim hakkı tanındı. Bu güvene istinaden 24–30 Mayıs tarihleri için yeni planlama yaptık, otel ve transfer ödemelerini tamamladık. Ancak daha sonra Sunexpress, uçuş saatlerini tek taraflı olarak revize ederek tüm seyahat zincirimizi, otel ve lojistik bağlantılarımızı fiilen kullanılamaz hale getirdi.
Bu keyfi saat değişikliği sonucunda yalnızca Dubai transferi için yaklaşık 18.400 TL, yeni planlama nedeniyle bir gün fazla konaklama için 19.000 TL ve Antalya Havalimanı transfer planlamasındaki değişiklikten dolayı da 4.000 TL olmak üzere ciddi bir maddi yük altına girdik. Diğer hizmet sağlayıcılarımız nezdinde Sunexpress’in bu operasyonel kararı “geçerli sebep” sayılmadığı için, bu zararın tamamı ailemizin üzerine kalmıştır.
Yaşananlar üzerine Sunexpress müşteri hizmetleriyle görüştüğümde, biletlerimiz için kesinti uygulanacağı, hatta sistemde tarafımızın yanına “ücret iadesi yapılmayacak” şeklinde not düşüldüğü ifade edildi. Yani önce mücbir sebep sonrası değişim hakkı tanınıp güven tazelenmiş, ardından aynı firma kendi yaptığı saat değişikliğinin sorumluluğunu almadan, “şartlar böyle” yaklaşımıyla hareket etmiştir. Bu tutum, kurumsal bir havayolundan çok sadece bilet satan bir aracı kurum davranışıdır.
Kurumsallık, müşteriye yalnızca bilet satmak değil, sunulan hizmetin arkasında durmakla ölçülür. Seyahat planımızı fiilen imkansız kılan bu saat değişikliği nedeniyle, yaşatılan mağduriyetin giderilmesini ve fkazc2 numaralı PNR altındaki tüm biletlerin kesintisiz, eksiksiz ve ivedi şekilde nakit olarak iadesini talep ediyorum.
Aksi takdirde hakkımızı yalnızca Tüketici Hakem Heyeti ve SHGM nezdinde değil, gerekirse uluslararası havacılık otoriteleri nezdinde de aramaktan geri durmayacağımızı ve bu kurumsal nezaketten uzak süreci her platformda dile getireceğimizi bildiriyorum.
Yorumlar