PTT'nin Tebligat Dağıtımındaki Sorumsuzluğu


Bursa ili İznik ilçesinde yaşıyorum. İstanbul'da sürmekte olan mahkemelerden bana ve kardeşime çıkartılan tebligatlar İznik PTT çalışanları tarafından hiç dağıtıma çıkarılmadan, eve gelinmeden ve kapıya bir not filan bırakılmadan yaklaşık 2 senedir sürekli iade olarak kayda girip geri gönderilmektedir. Bu yüzden görülen davalar sürekli tebligat ulaşmamış diyerek ertelenmekte ve ben de sürekli olarak İstanbul'a gidip gelmek zorunda kalmaktayım. Yine bu hafta başı İstanbul'dan postaya verilen tebligatlarımız evde sürekli insan olmasına rağmen hiç adresimize getirilmeden iade yazılmış. Daha önce de aynı sorunu yaşadığımızda postaneye gidip tebligat sorduğumuzda 'personelimiz yok, ondan iade edilmiştir, eve dağıtım yapacak elemanımız yok' gibi cevaplar aldık. Ey PTT yöneticileri, madem gönderiyi adrese teslim etmeyeceksiniz, elinize geçer geçmez iade edip geri göndereceksiniz ve vatandaşı defalarca mağdur edeceksiniz, ne diye bu işi yapmayı üzerinize alıyorsunuz ve bu hizmet için de gayet yüksek paralar talep ediyorsunuz? Bir zarfı teslim etmek için 150-200 TL aldığınız meydanda. Çünkü o paraları mahkemede davayı açmış olan vatandaş ödüyor. Hem boş yere her seferinde tebligat masrafı ödüyoruz, (bir kişi için de değil, davada 6 kişi var ve dava bitene kadar 5-6 kez her birine tebligat yollanıyor) hem davamız sizin boşvermiş ve iş ahlakı eksik personeliniz yüzünden ertelenip duruyor. Artık canımızdan bezdik, yarın sabah ilk iş İznik PTT'ye giderek bu işin hesabını soracağım ve neresi gerekiyorsa en yukarıya kadar da şikayet edeceğim.
10.03.2025 pazartesi sabahı postanenin açılış saati olan 08:30 da İznik postaneye gittim. Önce dağıtıcılarla sonra postane müdürü t*** b*** ile görüştük. Durum bizim anlattığımızdan daha kötü. Müdüre olayı anlatıp adrese hiç gelinmediğini, gelinseydi en azından kapıda ihbar etiketinin bulunacağını söyledik ve kendisi de bunun böyle olması gerektiğini teyit etti. Daha sonra odasına çağırdığı dağıtım personeli yılmaz bayazıt evlere şenlik bir personel. Önce adreste oturmadığımızı, bizi evde bulamadığını, komşuların bizi tanımadığını v. S. Söyledi. Evde olduğumuzu, beş senedir aynı adreste oturduğumu, bazı tebligatın teslim edildiğini söylediğimde verdiği cevap "evet, ben sizi tanıyorum, bir ay önce tebligat getirmiştim" oldu. Neden kapıya etiket yapıştırmıyorsun madem geldin adrese dediğimizde ise "bunu yapmaya mecbur değilim" diyor. Müdüründen yardım istiyor. Müdür olan kişi de bizi kabaca başından savmak istedi, açıklama yapıp personelini uyaracağına, güvenlik görevlisi çağırıp dışarı çıkmamızı istedi. Durumu bu kişilerin amirlerine ve CİMER'e de yazacağım. Tebligat kanununda açıkça belirtildiği gibi resmi tebligatlar adrese gelindiğinde muhatap bulunamazsa kapıya bilgi etiketi yapıştırılıp o mahallenin muhtarına bırakılır. Mahalle muhtarı ise dağıtımcıların asala kendisine gelmediğini söylüyor. Hem suçlular hem de suçluyu koruma çabasındalar. Bir kurum müdürü vatandaşı böylesine mağdur eden personelini uyaracağına ve olayın tekrarlanmayacağına teminat vereceğine, vatandaşı tersleyip hatalı elemanı nasıl korumaya geçebilir ya. Bir defa değil defalarca yapılan bir şey üstelik.
















