Bir dünya markası olma iddiasındaki Ülker’in, tüketici nezdinde kriz yönetimi ve müşteri ilişkileri konusundaki zayıflığını bizzat yaşamış bulunmaktayım. Aralık 2025’te Ankara’daki Gimsa marketten aldığım Ülker Hanımelleri frambuazlı bisküviyi satın aldıktan kısa süre sonra tükettim ve frambuaz kısmında belirgin bir ekşilik, tadında bozulma olduğunu fark ettim. Ürünün bozulmuş ya da küflenmeye başlamış olabileceğinden endişe duydum.
Bu durum üzerine Ülker ile hem resmi yollarla hem de e-posta üzerinden iletişime geçtim. Ancak aylar süren tüm çabalarıma rağmen süreç, markanın “ekiplerimiz gelip alacak” şeklindeki içi boş ve zamanla tamamen oyalama taktiğine dönüşen vaatleriyle sonuçsuz bırakıldı. Defalarca verilen sözlere rağmen herhangi bir ekip gelmedi, ürün alınmadı ve süreç ilerletilmedi.
Sosyal medya mecralarında imaj çalışması için farklı kişilere kutu kutu hediyeler göndererek “bonkör ve ilgili marka” profili çizen Ülker, gerçek bir sorunu olan tüketicisine bir özür dahi dileme zahmetine katlanmamaktadır. Verilen sözlerin iki kez tutulmaması ve sürecin aylarca sürüncemede bırakılması, Ülker’in kurumsal kimliğinin sadece reklam panolarından ibaret olduğunu, perde arkasında ise ciddiyetten uzak bir oyalama stratejisinin hakim olduğunu göstermektedir.
Marka üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemekte, bozuk çıkan paketli ürünün neden bozulduğunu araştırmak yönünde de somut bir adım atmamaktadır. Görüşmelerden anladığım kadarıyla Ülker, ne ürünle ilgili teknik bir inceleme yapmış ne de tüketici şikayetini ciddiyetle ele almıştır. Ürüne ve süreçteki iletişime dair detaylı bir inceleme yapılmasını, yaşatılan mağduriyetin kabul edilerek tarafıma açıklama ve geri dönüş sağlanmasını talep ediyorum.
Yorumlar