Rezidans Olarak Tanıtılan Otelde Hijyen Ve Konfor Eksikliği, Rehber Zaman Yönetiminde Sorun

İlk günkü otel değildi, zaten rezidans olarak geçiyor; odalarda telefon bile yoktu. İnce bir çarşaf vardı, üzerimizde havluların üzerinde kalıntılar bulunuyordu, kokuyordu. 2. günkü otel fena değildi, çok bir beklentim yok zaten, ama 3. gün kötüydü; yatak ve yastık kokuyordu, sertti, lavabo kenarlarında kıllar vardı. Banyoda çöp kovası yoktu, sadece odada vardı.
Rehberin zaman ayarlamasını yapamaması. Söylediği zamanlara hemen uymamızı bekledi, gereksiz yerlerde ayakta bekledik. "Haber vereceğim" diyor, ama o haberi geç veriyor; görene kadar zaten zaman geçmiş oluyor. "Arıyorum, başka yerde yemek yiyeceğim" dedim, yemek yediğimiz yerler iyi değildi. "15.30 dedi, iyi tamam, yetişir". "15.10'da gelin" diyor, "Nasıl geleyim?" söyleseydin, gitmezdim zaten, yetişmez diye. Önceki gün havalimanına saat kaçta gideriz, geç kalmayız vs. dedim; hayır, öyle olmaz. Boztepe'ye gideriz, yöresel ürünleri deneriz dedi.
Dönüş yolunda rehberin arkasındakiler konuşunca kızlar "Ordu değil mi?" diye sordu, "Hayır, Trabzon" demişler. Apar topar yakınlaşmıştık, zaten indik; neye uğradığımı şaşırdım, bir açıklama yok, böyleydi, şöyleydi diye. Çünkü iki yere daha gidecektik. "Deseydin, siz gelemezsiniz, tamam anlarım" ama bayram kalabalığı değil, olay daha önce iki turda bayramda gittim; evet, kalabalıktı ama o kalabalığı biliyor olman lazım. 1. gündeki oteli gösteriyor, burada kalacağız, sonra başka pansiyona geçiyoruz, açıklama yok. Gittiğimiz yerlerde açıklama yapıyor, sesi asla duyulmuyor.
2. gün çekiliş oldu. 2 farklı çekiliş; 1. çekilişte ben ve başkaları çıktık, tamam. Diğer çekilişe uğultular çıktı, tamam; diğerinde katılabilirsiniz (ürünleri aldığımız yerler aldığın kadar kupon veriyor dedi). 2. çekilişte ben çıktım, sen aldın dedi; ama deseydin size çıktı, bunda yoksunuz diye sorun yapmam. Sonra 2 kere daha çekti, sonunda yine ben çıktım; güzel hediyeyi almam varken şaka gibi gülerek kırılmış magnet verdi. "Ben sana hediye alacağım" diyor. Sorun o değil ki, söylediğini yapmaman.
Bizi havalimanına bıraktıktan sonra yöresel ürünlerin olduğu yere gittiler. "15 dakikaya gitmişsiniz" diye mesaj attım, 45 dakika dedi; hesapladım, 30 dakika ya var ya yok. 4 saat önceden bizi bıraktı, gidebilirdik, getirebilirdi. Çünkü zaten dönüş yolculuğu var ya da biz dönerdik, düşünmesi lazım; söylemiyor, yokmuş gibi, böyle bir şey olmamış gibi davranıyor.
Bir de Hamsiköy sütlacına 650 lira verdik, tamam kabul ettik, ama şehirde 120 lira olan bir şeye niye o kadar para verdirdi? Değmez; merkezde yiyin, köyde her şey pahalı, orası ayrı.

