Citroen markasına güvenerek aracımı satın aldım. Keyifle ve büyük bir heyecanla teslim aldığım otomobilin bana güven ve huzur kaynağı olacağına inanmıştım.
Fakat yaşadıklarım tam tersi oldu. Aracım özellikle sıcak havalarda çalışmama sorunlarıyla karşılaştı. Sabah sorunsuz çalışan otomobilim, öğleden sonra 30–35 derecelerde beni yarı yolda bırakıyor. Direksiyon kitleniyor, “kilidi açmak için çevirin” uyarısı çıkıyor ve araç saatlerce çalışmıyor. Bu sorun bir defa değil, defalarca yaşandı. Servise götürdüm, günlerce aracım serviste kaldı. Fakat sonuç hâlâ aynı.
En dramatik olan ise markaya olan güvenimin tamamen sarsılması. Citroen Türkiye’ye defalarca başvurmama rağmen kesinlikle geri dönüş yapılmadı. Ne bir çözüm önerisi, ne bir telafi, ne de basit bir bilgilendirme yapıldı. Müşteri değilmişim gibi bir sessizlikle karşılaştım. Bu yaklaşım, markanın sadece otomobiliyle değil, müşteri memnuniyeti anlayışıyla da sınıfta kaldığını gösteriyor.
Aracımı özenle seçtim, keyifle teslim aldım. Ancak yaşadığım mağduriyet nedeniyle her yolculuk benim için stresli bir sınav haline geldi. Bir otomobil markasından beklentim güvenlik, kalite ve en önemlisi müşteri desteğiydi. Fakat şu an elimde kalan tek şey hayal kırıklığı.
Bugün baktığımda, Citroen veya Stellantis grubuna ait herhangi bir markayı tercih etmeden önce defalarca düşünülmesi gerektiğini acı bir tecrübeyle öğrendim. Bir marka sorun yaşatabilir; bu kabul edilebilir. Ancak müşterisine çözüm sunmaması, görmezden gelmesi ve sessiz kalması asla kabul edilemez.
Yorumlar