29 Mart 2026 tarihinde Metro Turizm’in 19.00 Ankara–İstanbul seferine aynı gün gidiş–dönüş bileti almıştım. Daha gidiş yolculuğunda otobüsün içi köy otobüsü gibi ağır ve rahatsız edici bir kokuyla doluydu, yanımda oturan yolcunun ayakkabılarını çıkarmasıyla koku iyice dayanılmaz hale geldi ve otobüs çok kötü kokuyordu. Bu durum bile başlı başına rahatsız ediciydi.
Asıl problem ise dönüş yolculuğunda yaşandı. AŞTİ’den kalkması gereken otobüs zaten 1 saat gecikmeli hareket etti. Yolda giderken Bolu civarında araçta bir sıkıntı olduğuna dair konuşmalar başladı ama buna rağmen yolculuğa devam edildi. Sakarya il sınırı tabelası karşısında ise otobüs bir anda alev aldı. Hepimiz çocuklarımızla birlikte yağmur altında dışarıda yaklaşık 1 saat bekledik, ne polis ne itfaiye zamanında geldi, yangını kendi imkanlarıyla hemen söndürmeye çalıştılar. Jandarmayı aradıklarını sanmıyorum, ben 156’yı arayıp durumu bildirdim ve 10 dakika içinde ekip geldi, bu da aslında öncesinde kimsenin aramadığını düşündürdü.
Tüm bu süreçte can güvenliğimiz hiçe sayılmışken, sonrasında şoförün “biride jandarmayı arayıp bizi şikayet etmiş” diyerek bağırması ve adeta bela okuması, yolcuları suçlayıcı bir tavırla konuşması beni ayrıca hem korkuttu hem de çok üzdü. Bu sözler karşısında jandarmayı benim aradığımı söylemeye bile çekindim. Hem işinizi doğru yapmıyorsunuz, hem de vatandaş hakkını arayınca neredeyse pişman ediliyormuş gibi bir tavır sergileniyor. Yolculara karşı en ufak bir özür bile dilenmedi, en azından yaşatılan bu korku ve mağduriyet için bir pişmanlık ifadesi beklerdim.
PNR numaram YNATRC5’tir. Metro Turizm’in can taşıdığının bilinciyle hareket etmesini, bu seferde görevli şoför ve personel hakkında gerekli incelemenin yapılmasını, otobüslerin acilen denetlenmesini ve yaşadığım bu ağır mağduriyet nedeniyle bilet ücretimin iadesini talep ediyorum. Bu şartlar altında Metro Turizm’i kimseye tavsiye edemiyorum çünkü bu olayda can güvenliğimizin olmadığını çok net bir şekilde hissettim.
Yorumlar