2024 yılından beri rahmetli babam adına Denizbank ve Metlife kaynaklı bir icra dosyasıyla uğraşıyorum ve bu süreçte hem yanlış yönlendirmelerle hem de son derece küçümseyici bir tavırla karşılaştım. Babam adına gelen icra tebligatını öğrenir öğrenmez ilgili banka şubesine gittim. Ölüm belgesi ve veraset ilamı olmadan işlem yapamayacaklarını söylediler. Belgeleri hazırlayıp tekrar gittiğimde icranın kredi kaynaklı olduğunu öğrendim ve bu kredilerde hayat sigortası olup olmadığını sorduğumda banka personeli ve avukat, gülerek ve alay eder bir tavırla, eğer hayat sigortası olsaydı icra gelmeyeceğini, babamın vefatını bilemeyeceklerini, devlet bankası olmadıklarını söyleyerek beni baştan savdılar.
Detaylı bilgi alabilmem için ölüm belgesi ve veraset ilamı tekrar istendi, ben de bu belgeleri derhal teslim ettim. Ancak bu kez de dosyanın avukata devredildiği, tüm bilgiyi avukatın vereceği söylenerek bankadan gönderildim. Avukata gittiğimde yine aynı üslup ve aynı cümlelerle, “Sigortanız olsa zaten icra takibi başlatmayız, vefat ettiğini icra takibi başlayınca öğreniyoruz” gibi sözlerle karşılaştım ve ödemeye zorlandım. Bu süreçte bana, kardeşlerime ve eşlerinin üzerine kayıtlı taşınmazlara, araçlara tedbir kondu. Borcu ödeyebilmek için peşinat bulmak adına altın borcu almak zorunda kaldım, kalan kısmı taksitlendirdim ve borcumuz daha da katlandı.
Kendi adıma olan kredi borcum 8.500 TL iken, aylık ev kiram 15.000 TL ve maaşım 34.000 TL idi. Babamın dosyası nedeniyle yaptığım ödeme ve yapılandırmalar yüzünden kendi kredi borcumu da tekrar yapılandırmak zorunda kaldım, borcum katlandı ve nihayetinde Denizbank’a olan yapılandırmam son iki taksit kala bozuldu. Avukat, dosyanın tekrar işleme alındığını ve kalan borca yüzde yüz faiz uygulandığını, borcun iki katına çıktığını söyledi.
Tüm bu yaşananlardan sonra, faiz indirimi ve borcun düzeltilmesi için defalarca banka ve avukatla görüştüm ancak hiçbir olumlu dönüş alamadım. Babamın dosyasındaki son kalan 32.000 TL’yi ödemeye gittiğimde ise avukat, bu tutarın şubeden yatırıldığını söyleyince şok oldum. Meğerse kredi sigortalıymış ve sigorta firması borcu kapatmış. Bankaya tekrar gittiğimde sadece 32.000 TL’lik tazminat çıktığını ve bunun ödendiğini söylediler. Defalarca emin misiniz diye sorduğum halde her seferinde 32.000 TL olduğu söylendi. Yaklaşık on gün sonra banka beni arayıp ikinci bir 32.000 TL daha olduğunu, bunun da varislere ödeneceğini ve gerekli belgeleri hazırlamamızı istediklerini bildirdi. Bu tutar, daha önce itiraz ettiğim ve faizle 64.000 TL’ye çıkan borca denk geliyor. Ben bu borç için yaklaşık 160.000 TL ödeme yaptım. Borcun çıkış noktası 50–60 bin lira civarındayken, zamanında banka ve sigorta şirketi bizi bilgilendirmek yerine ölmüş bir insan adına icra başlatmayı tercih etti.
Bugün geldiğim noktada, benim itiraz ettiğim 64.000 TL’lik borcu sigorta şirketi tazminat kapsamında ödüyor, ama ben bu süreçte bu tutarın yaklaşık üç katını banka ve avukata ödemiş bulunuyorum. Şimdi bu meblağın üçte biri bana “tazminat” gibi geri ödenirken, aslında kendi cebimden fazlasıyla ödediğim paranın küçük bir kısmı iade edilmiş oluyor. Üstelik bu süreçte başka bir bankayla da icralık hale geldim, babamın dosyası için peşinat ödeyebilmek adına yaklaşık 15 gram altın borcu aldım, o dönem 40.000 TL civarı olan bu borcu bu yılbaşında 45.000 TL fazlasıyla kapatmak zorunda kaldım.
Bu şikayeti rahmetli babam adına yürütülen dosyada yaşadığımız süreci anlatmak ve özellikle insanları bilinçlendirmek için yazıyorum. Vefat durumunda, hayat sigortalı kredilerle ilgili icra süreci başlatıldığında, ailelerin korku ve bilgi eksikliği ile hemen ödeme yapmak zorunda bırakılmaması gerektiğini, bankaların ve sigorta şirketlerinin de bu kadar rahat ve alaycı bir tavırla hareket etmemesi gerektiğini herkesin bilmesini istiyorum.
Yorumlar