Ücret Sorunu Nedeniyle Haksız Hesap Askıya Alınması

10 Şubat gecesi saat 02.50 civarında Ankara’da Martı Tag sürücüsü olarak yaptığım bir yolculukta iki alkollü kadın yolcu aldım. Yolculuk esnasında dişim çok ağrıdığı için konuşmakta zorlanıyordum, konuşmam peltek çıkıyordu. Yolcular bana “Siz de mi bizim gibi alkol aldınız? ” diye sordular, ben de alkol kullanmadığımı, sadece diş ağrım nedeniyle zor konuştuğumu belirttim.
Yolculuk sonunda kadınlar ücreti ödemeden araçtan indiler. O sırada ödemenin alınmadığını, ancak sonradan hesabımı kontrol ettiğimde fark ettim. Bunun üzerine Martı’yı arayarak yolcuların ücreti ödemeden indiğini ve hesabıma ödeme yansımadığını ilettim. Telefondayken yolcular bu kez parayı ödediklerini söyleyip telefonu yüzüme kapattılar. Daha sonra, yaklaşık yarım saat sonra ücret hesabıma geçti.
Olayın hemen ardından Martı Tag sürücü hesabımın askıya alındığını fark ettim. Defalarca e-posta attım, sistem üzerinden talep oluşturdum fakat hiçbir şekilde geri dönüş alamadım, açıklama yapılmadı.
Yolculuk anına ait araç içi kamera kayıtlarım mevcuttur, istenmesi halinde bu görüntüleri Martı ile paylaşmaya hazırım. Alkol kullanmadığım, diş ağrısından dolayı konuşmakta zorlandığım ve önce ücreti ödenmeyen bir yolculuğu sistem üzerinden bildirip daha sonra ödeme hesaba geçmesine rağmen bu yüzden cezalandırıldığımı düşünüyorum. Martı Tag sürücü hesabımın tekrar açılmasını ve haksız yere yapılan bu askıya alma işleminin incelenmesini talep ediyorum.
Merhaba, Martı ekibi olarak mümkün olan en kısa süre içerisinde kayıtlı iletişim bilgileriniz üzerinden dönüş yaparak yardımcı olacağız. Saygılarımızla, MARTI TAG EKİBİ.

Martı tag ile yaşadığım deneyim gerçekten “öğretici” oldu. Özellikle “en kısa sürede dönüş yapacağız” cümlesinin aslında ne kadar esnek ve zamansız bir kavram olduğunu öğrenmiş oldum. Demek ki Martı tag takviminde “en kısa süre” haftalarca sürebiliyor. İletişime geçtiğiniz anda size son derece hızlı bir otomatik mesaj geliyor. O noktaya kadar her şey harika. Sonrası mı? Tam bir sessizlik. Sanki mesajı gönderen ekip uzaya taşındı. Ne arayan var, ne soran, ne çözüm sunan. Ama merak etmeyin, “en kısa sürede” dönüş yapılacakmış. Kurumsallık sadece uygulama tasarımıyla ya da reklamla olmuyor. Asıl kurumsallık, sorun çıktığında belli olur. Burada gördüğüm tablo şu: Hazır metin var, takip yok. Vaat var, icraat yok. İlgi varmış gibi bir görüntü var, ama gerçekte kimse sorumluluk almıyor. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bu mesajlar gerçekten çözüm için mi gönderiliyor, yoksa müşteriyi bir süre oyalayıp konunun unutulması mı bekleniyor? Çünkü yaşadığım süreç tam olarak bunu hissettiriyor. Bir markanın güvenilirliği kriz anında ölçülür. Eğer bir sorun yaşadığınızda karşınızda gerçek bir muhatap bulamıyorsanız, o marka sadece iyi gün markasıdır. Kötü günlerde ortada kimse yok. Özetle: Otomatik cevap sistemi mükemmel çalışıyor. Keşke müşteri iletişimi ve çözüm süreci de aynı performansı gösterebilseydi. Yaşadığım bu deneyimden sonra beklentim çok düştü. Umarım en azından bu yorum “en kısa sürede” dikkate alınır.













