Meşhur Dondurmacı Ali Usta Soğuk Müşteri Yaklaşımı Ve Güleryüz Eksikliği
Dün ailemle Kadıköy’deki "Meşhur Dondurmacı Ali Usta"dan 9 top dondurma alıp 1.125 TL ödedik. Ancak ticaretin temeli olan müşteri memnuniyeti ve nezaket, bu işletmede paranın arkasında kalmış. Sorgulanması gereken asıl mesele, bir işletmenin neye göre "meşhur" olduğudur. Gönül fakirlerinin sattığı dondurma altın olsa ne olur, kasada güler yüz yoksa, dondurma esnaf zarafetiyle takdim edilmiyorsa, her tarafı meşhur olsa ne yazar.
Bu sorgulamayı afaki yapmıyorum. Kadıköy’e gelmeden önce Beykoz Kavacık’taki H*a**u**m**uğramıştım. Kapıda içten bir "İyi bayramlar" ile karşılandık. O sırada kasadaki görevli, dışarıda pusetli arabada bekleyen masum bir çocuğu fark edip babasına uzatarak ekler ikram etti. Çocuk mutlu oldu, bizler de esnaflığa dair umut duyduk. İşte esnaflık insanı görmek, ruhu hissetmektir.
Aynı gün Ali Usta’da ise tam tersi bir ruhsuzlukla karşılaştık. Eşimle aldığımız kakao aromalı dondurmada belirgin bir acılık fark ettik. Durumu personele kibarca izah ettiğimde, kasadaki hanımefendinin ilgisizliği bir yana, dondurmayı dolduran personelin tavrı esnaflık ayıbıydı. Tezgaha bakıp "Sorun yok" dedi ve adeta bir sadaka verir gibi, kaşığın ucuyla eser miktarda sade dondurmayı kabımıza kondurdu.
Karşısında 55 yaşında, ciddi bir ödeme yapmış bir insan dururken gösterilen bu baştan savma tavır, müşteriyi küçümseyen bir zihniyetin ürünüdür. Biz o dondurma kırıntısına muhtaç değiliz; bir parça hürmet için oradaydık. Doğru hizmet politikası, temiz bir kapta müşteriye değer vererek bir top dondurma ikram etmeyi gerektirirdi. "Ben parayı aldım, gerisine karışmam" anlayışı sadece günü kurtarır.
Bu ilgisiz işletmeden hiçbir maddi talebim yoktur. Telafi edilebilecek tek şey üründür, zedelenen nezaketin telafisi yoktur. Markayı kalıcı kılan dondurmanın soğukluğu değil, esnafın sıcaklığıdır.


