Liv Hospitalda Ameliyat Sonrası Keloid Oluşumu Ve Hastanenin İlgisizliği
30 Mayıs 2024 tarihinde İstanbul’da bulunan Liv Hospital adlı özel hastanede, karın germe ve göğüs küçültme-dikleştirme ameliyatı oldum. Operasyon, Op. Dr. *** tarafından gerçekleştirildi.
Ameliyat sonrası yaklaşık 1 yıl boyunca düzenli kontrol altında kaldım. Bu süreçte Dr. ****Bey tarafından göğüs altı bölgemdeki sertleşmeler ve izler nedeniyle toplamda 5 defa Kenacort iğnesi ve krem tedavisi uygulandı. Tüm bu tedavi girişimlerine rağmen her iki göğüs altımda da belirgin keloid oluşumu gerçekleşmiştir. Görsel olarak rahatsız edici, tıbben de sorun yaratan bu durumla ilgili olarak hastane ile defalarca iletişime geçtim. Ancak tarafıma hiçbir şekilde sorumluluk kabul edilmemiş, oluşan deformasyon ve mağduriyetin giderilmesi yönünde bir destek sağlanmamıştır.
*** hoca bunun için dermatoloji bölümünden görüş alıp fraksiyonel lazer veya silikon bant takabileceğimi söyledi ama hastane bunu masraflarını hiçbir şekilde karşılamaya yanaşmadı ve kendi tedavi etmeyi düşünmedi.
Tüm bu yaşananlar hem fiziksel hem psikolojik açıdan beni olumsuz etkilemiştir. Sağlık hizmeti sunan bir kuruluşun bu denli sorumsuz davranması ve hasta haklarını hiçe sayması kabul edilemezdir.
Sn. Betül T.A , Daha kaliteli hizmet sunabilmek adına değerli geri bildiriminiz için Liv Hospital olarak teşekkür ederiz. Sizinle telefonda yaptığımız görüşmede detayları aktardığımız gibi süreciniz incelendiğinde göğüs alt bölgenizde keloid oluşumu olduğu tespit edilmiştir. Tıp’ta keloid oluşumunun açıklaması ;’’ cilt yaralanmalarının olduğu her bölgede ortaya çıkabilen fakat genel olarak kulak memesi, omuz, yanak ve göğüste görülen yara izi olarak bilinir. Bir travma, yaralanma, kesik , cerrahi işlem ya da benzeri durumlar sonucunda dokularda meydana gelen cilt lezyonları keloidlere neden olur. Cilt dokusu hasar gördükten sonra hücreler yara izi oluşturarak o bölgeyi onarmaya çalışır. Bazı kişilerde yara iyileşmesinden uzun süre sonra yara dokusu oluşmaya devam eder. Bu ekstra oluşan doku ciltte kabarık alana neden olabilir. Genetik faktörlerle ilişkili olabileceği gibi keloid oluşumuna yatkınlık gösteren kişilerde cilt tipi, hormonel durum, yaş da önemli rol oynayabilir.’’ Şeklindedir. Yapılan ameliyat ile ilgili ameliyat öncesi bilgilendirme ve onam evraklarınızda da mevcut bir bilgidir. Ameliyatınız esnasında ve sonrasında ameliyatınıza bağlı her hangi bir sorun yaşanmamıştır. Yapılan kontrollerinizde göğüs altı bölgenizde oluşan keloid dokusu için memnuniyetiniz açısından her hangi bir ücret talep etmeden enjeksiyon tedavileri yapılmıştır, kısmen iyileşme olduğu gibi iyileşmeyen keloid dokusu için dermatoloji bölümünün yapabileceği tedaviler konusunda önerilerde bulunulmuştur. Keloid oluşumu ameliyata bağlı bir hata olmayıp yukarda da açıklamalarını yaptığımız gibi kısaca kişinin cilt yapısına bağlı olarak yara iyileşmesinde görülebilecek bir durumdur. Hastane olarak memnuniyetiniz açısından cilt yapınıza bağlı oluşmuş olan keloid tedaviniz ücretsiz yapılan enjeksiyonlarla sağlanmıştır. Her türlü paylaşımınız için Misafir İlişkileri Birimi ya da Çağrı Merkezimiz ile irtibata geçebilir, talebinizi 7/24 hizmet veren Çağrı Merkezimize iletebilirsiniz.
Hastane ile görüşmelerim sonucu, bana “keloid oluşumunun cilt yapısı ve genetik yatkınlıkla ilgili olduğu, bu durumun ameliyat öncesi bilgilendirme formunda yer aldığı” yönünde bir standart açıklama iletilmiştir. Ancak: 1. Ameliyat öncesi bilgilendirme formunda bu riskin ne kadar açık ve anlaşılır şekilde belirtildiği tartışmalıdır. Formun içeriği hasta tarafından detaylıca anlaşılabilecek düzeyde değildir. 2. Keloid oluşumuna yatkınlık durumum önceden tespit edilmemiş, buna dair herhangi bir değerlendirme veya uyarı tarafıma yapılmamıştır. 3. Hastane, bu komplikasyonun kendilerinden kaynaklanmadığını söyleyerek tüm sorumluluğu reddetmiş, yalnızca “memnuniyet amaçlı” enjeksiyon tedavisi sunduğunu ifade etmiştir. 4. Ciddi estetik ve psikolojik sorunlara neden olan bu durum için daha ileri düzey dermatolojik müdahaleler önerilmiş, ancak herhangi bir destek sağlanmamıştır. Bu durumun, hasta hakları açısından yeterince şeffaf, etik ve sorumluluk bilinciyle ele alınmadığını düşünüyorum. Bir hasta olarak, yapılan müdahale sonrası ortaya çıkan olumsuz bir sonucun tamamen “kişisel yatkınlık” ile açıklanmasını ve sağlık kuruluşunun hiçbir sorumluluk almamasını kabul edemiyorum.



