Kaba Üslup Ve Zorlayıcı Cerrahi Önerisi
13.08.2026 tarihinde saat 09.40 civarında Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Cerrahi Gastroenteroloji polikliniğinde kronik anal fissür şikayetiyle muayene oldum. 19 yaşında bir hasta olarak, mevcut rahatsızlığımda herhangi bir ağrı şikayetim olmadığını, ancak bölgede kronik yapılar (meme/hipertrofik doku) geliştiğini hekime belirttim. Yaşımın çok genç olması ve kalıcı gaz/gaita kaçırma (inkontinans) gibi riskleri barındırması nedeniyle, makat kasının kalıcı olarak kesildiği “lis (Lateral İnternal Sfinkterotomi) ” ameliyatını olmak istemediğimi açıkça ifade ettim. Bunun yerine, tıp literatüründe yer alan ve kası koruyan “fissürektomi” ile gelişen yapıların alınması seçeneğini talep ettim.
Ancak görevli asistan hekim, tıbbi seçenekleri tartışmak veya beni detaylı şekilde aydınlatmak yerine son derece katı ve buyurgan bir üslupla “Bu hastanede prosedür budur, biz sadece lis yapabiliriz, başka bir şey yapmayız” şeklinde kestirip atan bir yanıt vermiştir. Burada özellikle vurgulamak isterim ki, verilecek cevapta deontoloji kapsamında hekimin tedavi karar özgürlüğünün savunulmasını istemiyorum; zira bu özgürlük, Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 22. Maddesi (Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulamama) ve 24. Maddesi (Tedaviyi Reddetme ve Durdurma Hakları) ile sınırlandırılmıştır. Hasta, kendisine önerilen cerrahi yöntemin risklerini bilerek reddetme ve alternatif tıbbi çözümleri talep etme hakkına sahiptir.
İlgili poliklinikte tarafıma alternatif yöntemlerin tıbbi gerekçeleri sunulmamış, eksik bilgilendirme yapılmış ve hastanenin iç prosedürü sanki tıbbın tek doğrusuymuş gibi bana dayatılmıştır. Daha da önemlisi, maruz kaldığım asıl sorun sağlık çalışanlarının üslubudur. Tıbbi haklarımı korumak adına uzman hekimden (Prof. Dr. T***** D*****) ikinci bir görüş almak istediğimi ve bu konuda yönlendirilmemi talep ettiğimde, poliklinik personeli ve hekim tarafından “Biz sekreterlik görevi yapamayız, a bloktaki sekretere git” şeklinde bir yanıt verilmiş ve ardından odadan uzaklaştırılmış bulunmaktayım.
Ayrıca hekimin ismini talep ettiğimde, hekim ismini vermeyeceğini söylemiş ve odadan çıkmamı istemiştir. Durumu aktardığım Hasta Hakları Birimi dahi dosyamı ve tıbbi durumumu incelemeden “Hoca da aynısını söyler, biz sadece kas kesiyoruz” diyerek adeta kurumsal bir duvar örmüş ve beni dinlemekten imtina etmiştir. Oysa tıp etiği ve hasta–hekim ilişkisi, hastanın kaygılarını dinlemeyi, onu doğru ve eksiksiz bilgilendirmeyi (Aydınlatılmış Onam hakkı) ve üslup nezaketini zorunlu kılar.
“Hastanenin tek prosedürü budur” denilerek 19 yaşındaki bir gencin kalıcı cerrahi riskleri olan bir ameliyata zorlanması, alternatiflerin ve risklerin düzgün anlatılmaması ve randevu sürecindeki nezaketsiz, kestirip atan üslup benim için kabul edilemez bir durumdur. İlgili poliklinikte görevli hekim ve personelin, Hasta Hakları Yönetmeliği ve iletişim becerileri kapsamında uyarılmasını, hastaya yaklaşım ve bilgilendirme usulleri konusunda gerekli idari incelemenin yapılarak gereğinin yerine getirilmesini talep ediyorum.










