Ted Adana'da bariz bir şekilde şunu gördüm: Okulumuzun imajı çizilmesin, öğretmen haksız mı, öğrenci mağdur mu, veli zora mı sokulmuş, hiç önemi yok. Yeter ki okulun adına leke gelmesin. Saçın üzerindeki ekmek yanmasın da, saçın altındaki yananın önemi yok mevzu. Gözle görülür bir gerçeği kabul ettirmek için resmen dil döküyorsunuz, kendi aklınızdan şüphe ediyorsunuz. Öğretmen ile bir sorun yaşandığını söylüyorsunuz, 'ben bunu sizinle çözemiyorum' diyorsunuz. Öğretmen, 'istediğiniz yerde, istediğiniz kişiyle çözün' diyor. Müdür yardımcısına gidiyorsunuz, ilk cümle 'bizim okulumuzda...' ile başlıyor. Demek ki öğretmen, 'kimle çözerseniz ona gidin' derken, güvendiği yerler varmış. Artık bir sorunla karşılaşırsam, 'Siz harika bir okulsunuz, ben becerisi olmayan bir veliyim. Lütfen benim şu beceriksizliğimi harika yönetim anlayışınızla çözebilir misiniz? ' diyeceğim. Çünkü amacım, gerçekten sorunun çözülmesi, 'ben haklıyım, siz haksızsınız' tartışması olmak değil. Ortada bir öğrenci, veli ve idare üçgeni var. Bu üçgende beni ilgilendiren sadece öğrenci, yani çocuğum. Sırf bu yüzden 6 ay daha bu okula sabır edeceğim.
Yorumlar