Sezaryen Talebimin Gözardı Edilmesi Ve Bebeğimin Oksijensiz Kalması
23.04.2026 tarihinde Pendik Medipol Üniversitesi Hastanesi Kadın Doğum bölümünde, doktor Aytakin Mahammadaliyeva tarafından yürütülen doğum sürecimde başından sonuna kadar ciddi bir ilgisizlik ve umursamazlık yaşadım. Doktora defalarca sezaryen istediğimi belirtmeme rağmen bu talebim dikkate alınmadı ve normal doğuma adeta dayatma şeklinde ısrar edildi. Tüm süreç boyunca hem tıbbi açıdan hem de iletişim açısından kendimi güvende ve anlaşılmış hissetmedim.
Doğum süreci ilerlerken bana her şey normalmiş gibi davranıldı, herhangi bir riskten veya acil sezaryen ihtimalinden bahsedilmedi. Dayanamayacak duruma geldiğimde doktoru özel olarak defalarca çağırmak zorunda kaldım, hatta kendi telefonumdan kendisini arayarak artık dayanamadığımı ve sezaryene alınmak istediğimi söyledim. Buna rağmen doğumhanede canımla uğraşırken kendisi poliklinikte hasta bakmaya devam etti ve durumu ebelere iletmemi söylemekle yetindi. Bu süreçte hem kendimi hem de bebeğimi tamamen sahipsiz ve çaresiz hissettim.
Doğumdan sonraki iki günlük yatış sürecimde doktor odaya muayeneye geldiğinde de yaşananları yok sayar bir tavır sergiledi. Bebeğimin yoğun bakıma alınmasına rağmen bize hiçbir şey olmamış gibi yaklaşarak 72 saat sonra yoğun bakımdan çıkacağını söyledi. Kendisine neden sezaryene alınmadığımı sorduğumuzda, “Sezaryene alsaydım bu kez de neden normal doğum yaptırmadın derdiniz” şeklinde son derece duyarsız ve mesleki ciddiyetten uzak bir cevap verdi. Ayrıca hızlı nefes alıp veren anneden korktuğunu söyleyerek hem yaşadığım acıyı küçümsedi hem de buna rağmen doğum sürecinde gerekli tıbbi müdahaleleri zamanında yapmayıp beklemesinin hiçbir açıklamasını sunmadı.
Bebeğim toplam 50 gün boyunca yoğun bakımda kaldı. Bu süreçte doktorun odasına gidip hesap sorduğumuzda ise yaşadığımız tüm bu ağır tabloyu “bunların hepsini senin imtihanın olarak görüyorum” diyerek açıkladı ve sanki yaşanan acı ve ağır sonuçlar benim üzerime yükleniyormuş gibi bir yaklaşım sergiledi. Kendi sorumluluğuna dair en ufak bir öz eleştiri ya da pişmanlık göstermeden bu sözleri söylemesi, bir anne olarak beni tamamen değersizleştirdi ve acımın hiçe sayıldığı hissini verdi.
Yaşanan bu yaklaşım ve doğumun yönetilme şekli sonucunda bebeğim doğum sırasında oksijensiz kaldı ve beyin dokusunda ciddi hasar oluştu. Eklediğim epikriz raporlarında da bu durumun tıbbi kayıtlara yansıdığı açık şekilde görülmektedir. Şu an 3,5 aylık olan bebeğim için her gün farklı branşlara sevk edilerek hastaneye gitmek zorunda kalıyoruz ve bebeğimin yaşadığı sağlık sorunlarının etkileri günlük hayatımızı tamamen değiştirmiş durumda. Bir anne olarak hem bebeğimin sağlığı hem de yaşadığım psikolojik yıkım kelimelerle anlatılamayacak kadar ağırdır.
Bu süreçte hem doktorun hem de doğum ekibinin karar ve tutumlarının, bebeğimin şu an yaşadığı ağır sağlık sorunlarında payı olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen tarafıma süreçle ilgili tatmin edici bir açıklama yapılmadı, hataların ve ihmallerin sorumluluğunu üstlenen kimse olmadı. Hastanenin başhekimiyle görüşmek için hasta haklarına resmi olarak talebimi iletmeme rağmen bugüne kadar herhangi bir geri dönüş yapılmadı, ne başhekimle görüştürüldüm ne de sürece dair açıklayıcı bir bilgilendirme aldım.
Pendik Medipol Üniversitesi Hastanesi’nden, başta doktor Aytakin Mahammadaliyeva olmak üzere doğum sürecine dahil olan tüm sorumlular hakkında kapsamlı ve tarafsız bir inceleme başlatılmasını talep ediyorum. Ayrıca yürütmeyi planladığım hukuki süreçlerde, tüm tıbbi kayıtların eksiksiz ve şeffaf biçimde tarafıma sunulmasını ve gerekli her türlü desteğin verilmesini istiyorum. Yaşadığımız ağır mağduriyetin görmezden gelinmemesini, sorumluların tespit edilmesini ve benzer bir durumun başka ailelerin başına gelmemesi için gerekli adımların atılmasını bekliyorum.





