Gezi Ekspresi Turunda Güvensiz Sürüş, Şoförün Tehditkar Tutumu Ve Açıklanamayan Ücretlendirme



Ailemle birlikte Gezi Ekspresi'nin 5 Temmuz Ankara kalkışlı Büyük Doğu Anadolu Turuna katıldık. Bu tur boyunca yaşadıklarımız, basit aksaklıklar değil; ciddi organizasyon eksiklikleri, hizmet kusurları ve açıklanması gereken uygulamalardı.
Daha tur başlamadan ilk mağduriyetimizi yaşadık. Satış aşamasında tarafımıza 2 kişilik yataklı tren kompartımanı verileceği belirtilmesine rağmen, tura yalnızca bir gün kala 4 yetişkinin tek kompartımanda seyahat edeceği bildirildi. Bunun gerekçesi açıklanmadığı gibi, "İsterseniz iptal edebilirsiniz." denilerek sorumluluk adeta müşteriye yüklenmeye çalışıldı.
Aylar öncesinden planlanmış, izinleri alınmış ve ulaşım organizasyonu yapılmış bir tatilin son gün iptal edilmesinin fiilen mümkün olmadığını herkes bilir. Bu nedenle bu yaklaşım, çözüm sunmak değil, tüketiciyi çaresiz bırakmaktır.
Bitlis'te otobüse geçtiğimizde ise dört kişilik ailemiz üç farklı sıraya, farklı yolcuların yanına oturtulmuştu. Turun daha ilk dakikalarında oturma düzeni nedeniyle rehber ile yolcular arasında tartışmalar yaşandı. Sorun çözülemeyince bizi en arkadaki dörtlü koltuğa yönlendirdiler.
Ancak otobüsün en arka bölümüne klima neredeyse hiç ulaşmıyordu. Defalarca uyarmamıza rağmen klima kısa süre açılıp tekrar kapatıldı. Temmuz ayında, Doğu Anadolu turu gibi uzun yolculukların yapıldığı bir organizasyonda yolcuların bu şekilde seyahat etmek zorunda bırakılması kabul edilemez.
Daha da önemlisi, şoförün araç kullanımı ciddi güvenlik endişesi oluşturuyordu. Sürekli sert çukurlara girilmesi, ani frenler yapılması ve trafik kurallarına aykırı davranışlar nedeniyle yolcular sürekli tedirginlik yaşadı. En arkada oturduğumuz için sarsıntıyı en ağır şekilde biz hissettik. Oğlumun kafası defalarca tavana çarptı.
Bir kadın yolcu, bunu imalı bir şekilde dile getirdiğinde şoförün verdiği cevap ise aynen şuydu:
"Benim şoförlüğüme laf edecek insanın ağzını yırtarım."
Yolcuya yönelik bu ifade hiçbir şekilde kabul edilemez. Bir tur firmasını temsil eden personelin tehditkar ve saldırgan bir üslup kullanması, hizmet anlayışıyla bağdaşmadığı gibi, firma açısından da son derece vahim bir durumdur.
Tur programındaki plansızlık da dikkat çekiciydi. Ani Harabeleri gibi dünya çapında öneme sahip bir tarihi alan akşam saatlerinde, yalnızca yarım saat içerisinde gezdirildi. Buna karşılık İshak Paşa Sarayı'nda serbest zaman 13 dakika ile sınırlandırılırken, alışveriş yapılacak işletmelerde yaklaşık 45 dakika geçirilmesi tercih edildi. Kültür turunun önceliğinin tarih ve kültür değil, alışveriş olması düşündürücüdür.
En dikkat çekici konulardan biri ise Iğdır Tuzluca Tuz Mağarası ziyaretidir. Rehber tarafından kişi başı 100 TL giriş ücreti ve 200 TL minibüs ücreti olmak üzere toplam 300 TL tahsil edildi. Ancak mağaraya firmanın kendi otobüsü ve kendi şoförüyle gidildi.
Burada firma tarafından kamuoyuna açık şekilde cevaplanması gereken soru şudur:
Minibüs kullanılmadığı halde kişi başı tahsil edilen 200 TL'nin hukuki ve ticari dayanağı nedir? Bu ücret hangi hizmet karşılığında alınmıştır?
Bu konuda açıklama yapılmadığı sürece, tüketicilerin bu uygulamayı sorgulaması son derece doğaldır.
Biz eşimle birlikte turizm eğitimcisiyiz. Yıllardır öğrencilerimize misafir memnuniyetini, etik turizm anlayışını ve kaliteli hizmeti anlatıyoruz. Bu turda karşılaştığımız uygulamalar ise, derslerde örnek olarak anlatılmaması gereken hataların neredeyse tamamını içeriyordu.
Bu paylaşımı kimseyi karalamak için değil, yaşadığımız mağduriyeti belgelemek ve benzer bir tur satın almayı düşünen tüketicileri bilgilendirmek amacıyla yapıyorum. Paylaştığım tüm hususlar bizzat yaşadığımız olaylara dayanmaktadır.
Ayrıca, yaşanan bu hizmet kusurları ve tarafımızdan tahsil edilen ancak karşılığı açıklanamayan ücretlerle ilgili olarak gerekli mercilere başvuru yapma hakkımızı da saklı tuttuğumuzu özellikle belirtmek isterim.
Bir hafta boyunca bize tahsis edilen otobüsün fotoğraflarını da paylaşıyorum. Takdir kamuoyunun.






