Konya Zühal Sokak’ta faaliyet gösteren Saliha Çalışır Kliniği’nde yaklaşık 3 yıl boyunca danışan olarak bulunduğum süreçte, hem veri güvenliği hem de mesleki etik açısından beni çok ağır şekilde mağdur eden uygulamalarla karşılaştım.
Seanslar sırasında paylaştığım, inanç dünyam, hayat felsefem ve kişisel hassasiyetlerim gibi özel nitelikli kişisel verilerimin, bilgim ve rızam dışında üçüncü kişilerle ve aile bireylerimle paylaşıldığını öğrendim. Bu durum danışan–klinik arasındaki güveni tamamen ortadan kaldırmış ve kendimi ciddi anlamda ihlal edilmiş hissetmeme neden olmuştur.
Ayrıca klinikte yürütülen 3 yıllık tedavi sürecime ilişkin seans notları ve tarafım hakkında tutulan tüm tıbbi kayıtları uzun süredir ısrarla talep etmeme rağmen tarafıma teslim edilmemiş, bu verilere erişimim aylarca geciktirilerek fiilen engellenmiştir. Buna karşılık, iradem ve beyanlarımla bağdaşmayan içerikte, gerçeğe aykırı nitelikte raporlar düzenlendiğini ve bu raporların da aleyhimde kullanıldığını tespit etmiş bulunmaktayım. Sahte ve gerçeği yansıtmayan raporlar tanzim edilirken, bizzat hakkımdaki seans notlarıma ve gerçek tıbbi kayıtlarıma erişimimin engellenmesi, mağduriyetimi daha da ağırlaştırmıştır.
Tıbbi verilerimi talep ettiğim tarihin hemen ertesi günü, klinik yetkilileri ile irtibatlı kişiler tarafından 6284 sayılı kanun kapsamında mesnetsiz bir koruyucu tedbir kararı aldırıldığını, bu kararın ise aile bireylerime tarafım aleyhine bir mahkûmiyet ve suç isnadı varmış gibi yansıtıldığını gördüm. Bu durumun, klinik süreçlerindeki kusurları ve ihlalleri perdelemek amacıyla algı yönetimi niteliğinde kullanıldığını düşünüyorum.
Bunun yanı sıra klinik yetkililerinin, ikamet ettiğim şehirdeki bazı esnaflara adımı sorarak gıyabımda bilgi toplamaya çalıştığına, bu şekilde şahsımla ilgili çevresel bir olumsuz kanaat oluşturma çabası içinde olduklarına dair somut emarelerle karşılaştım. Bu tarz hareketler, mesleki sınırların ve etik ilkelerin ciddi biçimde aşıldığını göstermektedir.
Klinikte, inanç temelli ayrımcılık içeren söylemlerle, danışanın umudunu kıran ve tedaviyi zedeleyen yaklaşımlarla karşılaştım. Bu tutumlar neticesinde, hayati öneme sahip tedavi sürecim kesintiye uğramış, tedavi hakkımdan etkin şekilde yararlanmam engellenmiştir. Sürece ilişkin olarak tarafımca elde edilen tüm dijital adli bilişim kayıtları, e-posta sunucu logları ve yazılı ikrar içerikli belgeler ilgili resmi kurum ve mercilere sunulmuş, idari ve adli başvurular yapılmıştır.
Klinik tarafının, savunma mahiyetinde zaman zaman şahsımı “sanrısı var” şeklinde nitelendirme çabalarına karşın, rahatsızlığımın psikotik değil nevrotik spektrumda olduğu, gerçekliği değerlendirme yetimin tam bulunduğu ve bu durumun tıbbi belgelerle sabit olduğu hususu da ayrıca vurgulanmalıdır. Bu çerçevede anlatılanların, kişisel algı bozukluğuna değil somut olay ve delillere dayandığını özellikle belirtmek isterim.
Bu kliniği tercih etmeyi düşünen kişilerin benzer mağduriyetler yaşamaması için kamuoyunun bilgilendirilmesini önemsiyor, aynı zamanda kendi hak arama sürecimi de kararlılıkla sürdürüyorum. Bu şikayet kapsamında temel talebim, üç yıllık tedavi sürecime ait tüm seans notlarımın ve hakkımda tutulan gerçek tıbbi kayıtların, bugüne kadar keyfi biçimde geciktirilmesine son verilerek eksiksiz şekilde tarafıma teslim edilmesidir. Ayrıca kliniğin, gerçeği yansıtmayan raporlar da dahil olmak üzere tüm süreçleriyle ilgili olarak veri güvenliği, hasta mahremiyeti ve mesleki etik konularında iç inceleme yapmasını, gerekli düzeltici adımları atarak kamuoyuna açıklama yapmasını ve benzer ihlallerin tekrar etmemesi için somut tedbirler almasını bekliyorum.
Yorumlar