Gaziantep Anka Hastanesi kadın doğum polikliniğinde Dr. *** ve “yaşlı ebe” olarak bilinen ebe N**/N*** ile yaşadığım süreçte, ihmaller ve ciddiyetsizlik nedeniyle bebeğimi doğumda kaybettim. Bu metni, benim canım yandı, başkalarının canı yanmasın diye yazıyorum.
Hamileliğim boyunca 9 ay düzenli olarak aynı doktora kontrole gittim. Son kontrolüm 20 Ekim Pazartesi günü yapıldı, 37+1 günlük olduğum, istersem suni sancı ile doğum başlatılabileceği söylendi. Ben suni sancı istemediğimi, beklemek istediğimi belirttim, doktor da 10 gün daha bekleyebileceğimizi, günü geçerse müdahale gerekeceğini söyledi.
22 Ekim Çarşamba günü saat 13:20 civarında doğum sancım başladı ve hemen hastaneye gittik. Ödeme yapıp sıraya girdim, koridorda beklerken bir hemşire sancımın olduğunu ve günümün geldiğini, doğumhaneye çıkmam gerektiğini, doktorun oraya geleceğini söyledi. Doğumhanede ebe N**/N** beni muayene etti ve 5–6 cm açıklık olduğunu, doğumun başladığını, eşimin yatış işlemlerini yaptırması gerektiğini söyledi. Hâlâ ortada doktor yoktu, ultrason muayenesi yapılmadı, NST bağlanmadı.
Bir süre sonra doktorum gelip ebeyle konuştu ve “ilerleme olursa beni çağırın” diyerek doğumhaneden ayrıldı. Ebe, aç olduğumu söyleyince önce şekerli serum takacağını, sadece sıvı almam için olduğunu, içinde ilaç olmadığını belirtti. Yaklaşık 10 dakika serum bağlı kaldıktan sonra, şırınga ile “rahim açıcı” dediği bir ilacı seruma enjekte etti. Bir dakika bile geçmeden bebeğin hareket etmediğini fark edip “çocuk oynamıyor” dediğimde, bana gülerek “sen canının acısından fark etmiyorsun” diyerek durumu ciddiye almadı.
Biraz sonra beni tekrar doğumhaneye aldı, 8–9 cm açıklık olduğunu, ıkınmam gerektiğini, bebeğin kafasını hissettiğini söyledi. Güçlü bir şekilde ıkındığımda bacaklarımın arasında bir şeyin patladığını, bunun su olmadığını, pütür pütür bir şey geldiğini hissettim. Ne olduğunu sorduğumda panik ve bağırışlar başladı, bana “durma, ıkın, hızlan” diye baskı yapıldı. Ben nefes alamadığımı, bir şey olduğunu söylediğimi hatırlıyorum, sonrasında ise yarım yamalak bayılmışım.
Aileme plasentanın koptuğu, patladığı ve bebeğin ex olduğu söylenmiş. Buna rağmen, baygın bir hastaya normal doğum mu, ameliyat mı diye sorar gibi aileye “normal mi doğurtalım, yoksa ameliyata mı alalım” denmiş. Annem, “kızımı bari kurtarın” diyerek ameliyatı istemiş. Eşim o sırada nakit para çekmeye gitmiş, hastane banka kartı dahil kartla ödeme kabul etmediği için işlem yapılamamış, eş imzası istendiğinde annemin imzası önce kabul edilmemiş ve ben baygın halde yaklaşık 30–40 dakika doğum masasının üzerinde bekletilmişim. Ameliyathanede yarı baygın halde ben de bazı evraklara imza attım. Kendime biraz geldiğimde her şey bitmişti, bebeğimi geri döndürmeye çalışıyorlardı ama başarılı olamadılar.
Olay sonrasında hastanede tartışma yaşandı, muayene olmadığımı söyleyerek muayene parasını iade ettiler. Şikayetçi olacağımızı söylediğimizde ise “o zaman bebeği vermeyiz” şeklinde tehditkar bir tavırla karşılaştık. O an yaşadığım şok ve acı sebebiyle hiçbir şey yapamadım. Daha sonra kendime geldiğimde CİMER’e yazılı başvuru yaptım, ancak kapsamlı bir inceleme yapıldığını düşünmüyorum; sadece kamera kayıtlarına bakılsa dahi, doktorun doğum sürecinde yanımda olmadığı, geç müdahale edildiği açıkça görülebilir.
Bu yaşananların basit bir “komplikasyon” olmadığını, ihmal ve ciddiyetsizlik zinciri olduğunu düşünüyorum. Bebeğimi geri getirecek hiçbir şey yok; dava açacak maddi gücüm de yok, eşim de bu süreçle uğraşmak istemiyor. Ancak aynı doktor ve aynı ebenin elinde, benden sonra başka bir annenin de bebeğini doğumda kaybettiğini öğrendim.
Anka Hastanesi yönetiminden ve ilgili mercilerden, doğum sürecimdeki tüm tıbbi kayıtların ve kamera görüntülerinin incelenmesini, doğumda bulunmayan ve gerekli müdahaleleri zamanında yapmayan kişiler hakkında idari işlem başlatılmasını, bu ihmallerin üzerinin kapatılmamasını ve başka ailelerin aynı acıyı yaşamaması için somut adımlar atılmasını talep ediyorum.
Yorumlar