Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi ADÜ Çocuk Kardiyolojisi Skandalı (çocuğumuz Ölümden Döndü)




Kuzenimi (14), çocuk kardiyolojisine ADÜ Hastanesine götürüyorduk. ADÜ çocuk bilim dalı başkanı doktorumuzdu. 2018'den beri düzenli bir şekilde gidiyordu. İlk tanı ve kontrollerinden sonra 'ciddi bir şeyi yok, kalp duvarında kalınlaşma var' deyip Dideral hap yazıp gönderiyordu. Kuzenim 14 yaşında okulda aniden kalbi durdu ve 50 dakikalık CPR sonrası yaşama geri döndü. Didim hastanesinde yapılan ilk müdahaleden sonra hastane kendi doktoru orada olduğu için ADÜ çocuk kardiyolojisine sevk etmek istiyor; fakat ne üzücü ki, hastanenin yoğun bakımları dolu olduğu için kabul edilmiyor. Tüm bunlar yaşanırken kuzenimin yaşama ihtimali %1'in altındaydı. Beyin ölümü gerçekleşti mi onu bile bilmiyorduk. Halbuki doktor beyefendi, kendisine her gidildiğinde 'bayılabilir, telaşlanmayın, acile götürün, sonra hemen buraya sevk ettirin' diyordu. Aydın'da başka bir hastaneye kabul edilen kuzenim mucizevi bir şekilde toparlanma gösterdi. Ve e-Nabız'a baktığımızda aslında daha önce yani ADÜ'deki doktor beyefendinin koyduğu başka tanıların da olduğu, kalp deliği (ventriküler septal defekt), üfürüm duyulduğu ve durumunun aslında sadece 'Dideral kullanmaktan' çok daha ciddi olduğunu gördük. Ve tüm bunlardan ailemiz 'gerek görülmediği' için bilgilendirilmemişti. Yaşadığımız bu kabustan 10 gün sonra doktor beyefendinin yanına gittiğimizde, 2018'den beri bir kez bile ritim Holter takılmayan çocuğumuzda ritim bozukluğu olmadığı, kalp deliğinin önemsiz olduğu, dolayısıyla aileyi bilgilendirmediğini, 'Daha ne takacaktık hanımefendi? 7 yaşındaki bir hastayı daha geçen hafta kaybettik, böyle ani şeylerle karşılaşılabilir' şeklinde bizimle alay eder gibi konuşması karşısında kanımız dondu. Yoğun bakımın dolu olduğunu, bu yüzden hastamızı kabul edemediklerini söyleyen doktor, prosedürlerin böyle işlediğini, yoğun bakım doluysa çocuğumuzun ölmesinin beklenen bir durum olduğunu rahatça söyledi. Doktor bey, aslında bizi yaşadığımız olaydan bir gün sonra kendisinden hesap sormak için yanına gideceğimizi düşünmüş, 'geciktiniz' dedi. Fakat ne yazık ki 10 gün çocuğumuz yoğun bakımda canıyla cebelleştiği için kendisi kadar soğukkanlı olup gidip konuşmak aklımıza gelmedi. Fakat kendisi, madem ki bu haberi aldı, bir gün sonra çocuğumuzun yattığı hastaneye gelip doktoru olarak durumunu merak etmesini, en azından telefonla arayıp 'yerimiz yoktu, durumu nasıl' diye sormasını beklerdik. Dolayısıyla yoğun bakımda yer yoktu bahanesini samimi bulmuyoruz. Bu sebeple daha CİMER'e yazıp dava açacağız!


