Hayati Vajinal Krem Erişememesi Nedeniyle Ağrılı Ve İşlevsiz Yaşam
Dünyada nadir görülen bir otoimmün vajinit hastasıyım ve yaşam kalitemi sürdürebilmem için tek etkili ve muadili olmayan tedavim Cleocin vajinal kremdir. Bu ilaç en son son kullanma tarihi Kasım 2025 olan ürünler şeklinde ülkeye girdi ve o tarihten bu yana tekrar ithal edilmiyor, bir daha da getirilmeyeceği söyleniyor. Sağlık Bakanlığı’nın ilaç firmalarını Euro kurunu fiilen çok düşük kabul ederek maliyetin altında satışa zorlayan fiyat politikasının bir sonucu olarak, yalnızca bu ilaca değil, pek çok başka ilaca da artık ulaşılamadığını düşünüyorum.
Cleocin vajinal kreme erişemediğim için her gün çok şiddetli ağrılar çekiyorum, oturamıyor, yürüyemiyor, iş yerimde bulunmakta büyük zorluk yaşıyorum. Sık enfeksiyon atakları geçiriyorum, kronik bir yangı söz konusu ve tüm mukozal epitelim sürekli soyuluyor. Türkiye’de hastalığımı tanıyan bir hekim olmadığı için tedavim Amerika’daki doktorum tarafından yönlendiriliyor ve kendisi de bu ilacın benim için hayati olduğunu, muadilinin olmadığını belirtiyor. Yani genel kullanımda “hayati” kabul edilmeyen bir ilaç, benim hastalığım özelinde doğrudan yaşam kalitemi ve temel fonksiyonlarımı belirleyen tek tedavi haline geliyor.
Bu süreçte CİMER üzerinden başvuru yaptım ancak hâlâ ilaca erişemiyorum. Bir yandan Cleocin gibi benim için yaşamsal bir ilaca ulaşamazken, diğer yandan Sağlık Bakanlığı’nın fiyat politikası nedeniyle yalnızca bu ilacın değil, yüzlerce ilacın da piyasada bulunamadığını, insanların tedavilerinin yarım kaldığını, yaşamlarının ciddi anlamda riske girdiğini endişeyle izliyorum. İnsan hayatının bu şekilde görmezden gelinmesi, hastaların çaresiz bırakılması benim için hem fiziksel hem psikolojik olarak büyük bir yıkım yaratıyor.
Sağlık Bakanlığı’ndan öncelikli talebim, Cleocin vajinal kremin ülkeye tekrar, sürdürülebilir şekilde ithal edilmesi ve bu ilacın benim gibi nadir hastalığı olan kişiler için erişilebilir kılınmasıdır. Bununla birlikte yalnızca belirli ilaç grupları için değil, tüm ilaçlarda geçerli olacak şekilde kur ve fiyatlandırma politikalarının gözden geçirilmesini, hiçbir hastanın hangi ilaç olursa olsun salt fiyat politikası yüzünden tedavisiz bırakılmamasını talep ediyorum. Ben ve benim durumumda olan hastalar, yalnızca insan onuruna yakışır bir şekilde, acı çekmeden yaşayabilmek ve tedavimize düzenli erişebilmek istiyoruz.
Gelişme
Aylar önce, kasım 2025’dan beri ülkeye girmeyen ve kullanmaya muhtaç olduğum bir ilaç hakkında CİMER’e yazdım. Tek cevapları “ilgileniyoruz” oldu. Hiçbir şeyle de ilgilenmiyorlar, 6 ay oldu, geleceğine dair en ufak bir ışık bile yok. Ülkeye girmeyi bırakan, ortadan kaybolan birçok ilaç gibi Cleocin vajinal krem de kayboldu. Tek bir muadilini dahi halka sunmayacak mısınız? Resmen onlarca ilaç ülkeye girmiyor. Hastalar sürünüyor, insanlar ölüyor ve bu konuda hiçbir şey yapılmıyor. Hiçbir şeyi çözmüyorlar.
Beni doktor hatasıyla hasta eden hastaneyi şikayet ediyorum, işlemlere onay vermişsiniz deyip savuşturuyorlar. Her hasta işlemlere onay veriyor, vermese doktor bir şey yapmadığından doktor hatası olmaz zaten. Hastane yaptığı işlemi kayıtlara başka bir hastalık olarak geçmiş, özel sağlık sigortamı yiyor, gerçekten o hastalığı geçirsem karşılamaz artık, buna da bir şey yapmıyorlar. Böyle bir hastaneyi korumak olamaz.
Yaşamak için muhtaç olduğum Cleocin vajinal krem ise artık ülkeye sokulmuyor, elimden alınmış durumda. Deskuamatif inflamatuar vajinit nedeniyle bu ilaca mecburum ve bunun yokluğunda 24 saat kesintisiz acı çekiyorum. Ben bir vatandaş olarak sağlıklı yaşam hakkımın korunmasını, bu ilacın veya etkili bir muadilinin acilen tekrar ülkeye getirilmesini talep ediyorum. Ayrıca ülkeye getirilmediği halde hayati öneme sahip bu ve benzeri ilaçların, hastalar ilaca muhtaç bırakılmaması için en azından reçete ile yurt dışından temin edilebilecek şekilde talebe açılmasını ve bununla ilgili kalıcı bir düzenleme yapılmasını istiyorum. Bu taleplerin hayata geçebilmesi için insanların ölme noktasına gelmesi ya da ölmesi gerekmemeli, ağır acı çeken, günlük yaşamı sürdüremeyen biz hastaların sesi duyulmalıdır.





