16.03.2025 tarihinde Osmaniye merkezde, Hakan Sürücü Kursu üzerinden girdiğim direksiyon sınavında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı komisyon nedeniyle büyük bir haksızlığa uğradığımı düşünüyorum. Güzergahta normal şekilde ilerlerken önümdeki araç kırmızı ışığı fark etmeyip ani fren yaptı, ben de çarpmamak için ani fren yaptım ve aramızda hâlâ iki kişi geçecek kadar mesafe vardı. Buna rağmen komisyon hiçbir somut kural ihlali söylemeden araçtan inmemi istedi. Kendilerine kırmızı ışıkta geçmediğimi, araca çarpmadığımı, aracı stop ettirmediğimi, yani bildiğim kadarıyla sınavda kalmayı gerektiren bir durum olmadığını söyleyip nedenini sorduğumda, defalarca “Bir açıklama yapın” dememe rağmen yalnızca “İn” diyerek cevap verdiler, hiçbir gerekçe sunmadılar.
Araçtan inerken arka koltuktaki çantamı almak için arkaya uzandım, arkada oturan hoca bu sırada inmişti, çantan bende diyerek çantamı bana verdi ve ben de indim. Güzergahta yürüyerek giderken sürüş hocamla yaşadığım durumu konuşuyordum, komisyon üyesi de bizim konuşmamızı uzaktan dinlemiş. Haksızlık yapıldığını, hiçbir açıklama yapılmadığını söylerken komisyon üyesi bana “Boş yapma” diyerek saygısız bir ifade kullandı. Ben de kendisine büyük bir haksızlık yaptığını, bir açıklama bile yapmadığını, onu Allah’a havale ettiğimi, nefes aldığım sürece her gün Allah’a havale edeceğimi ve Allah’tan bulmasını istediğimi söyledim. Tüm bu süreçte komisyonun tutumunu hem vicdana hem de adalet anlayışına aykırı buluyorum.
Bu yaşananlardan sonra Şikayetvar üzerinden defalarca kez, en az dört beş defa sınav günü takılan kameraların izlenmesi için şikayette bulundum, ancak sürekli aynı içerikte standart cevaplar gönderildi ve komisyonun yazdığı tutanak esas alındı. Komisyon üyelerinin “kendi adamları” gibi korunup, sadece kağıt üzerindeki ifadeye bakılarak karar verildiğini, buna karşılık sınav anındaki kamera kayıtlarının incelenmediğini düşünüyorum. Oysa sınav araçlarına onca kamera takılmasının amacı tam da bu tür tartışmalı durumlarda gerçeği ortaya çıkarmak olmalıdır.
Ben iki kız annesiyim, çocuklarım 9 ve 3 yaşında. Bu süreçte kızlarımı evde çocuk çocuğa emanet etmek zorunda kalarak, her gün iki otobüs değiştirip sınavlara gittim. Yazılı sınavım akşam saatindeydi ve o akşam da iki küçük çocuğumu evde yalnız bırakmak zorunda kaldım. Tüm bu emeklerimin, fedakârlıklarımın, yaşadığım stresin ve aile sorumluluklarımın karşılığında, hiçbir somut delil gösterilmeden, sadece bir komisyon üyesinin kağıt üzerindeki ifadesiyle emeklerimin çöpe gitmesini, “adalet mülkün temelidir” denilen yerde adaletin bu şekilde sağlanmasını kabul edemiyorum. Kameralar oradayken, gerçekleri açıkça ortaya koyabilecek görüntüler varken bunların izlenmeye bile tenezzül edilmemesi bana “Komisyon ne derse o, senin sözünün değeri yok” deniyormuş gibi hissettiriyor.
Ben bu kadar sene emek verip her türlü zorluğa rağmen sınavlara giren biri olarak, sadece hakkaniyetli bir değerlendirme istiyorum. Beş yıl boyunca emeğimin dondurulmasını, beni cezalandırır gibi sınav hakkımın bu şekilde engellenmesini istemiyorum. Talebim, direksiyon sınavıma ilişkin varsa o güne ait kamera kayıtlarının incelenmesi, sınavımın gerekçesiyle birlikte şeffaf bir şekilde yeniden değerlendirilmesi ve beş yıllık kısıtlama kararının iptal edilerek sınavlarıma devam edebilmemin sağlanmasıdır. Bu süreçteki haksızlığın düzeltilmesini, emeğimin ve yaşadığım mağduriyetin göz önünde bulundurulmasını istiyorum.
Yorumlar