Liv Hospital Hastaya Yüksek Doz Verilmesi Nedeniyle Ölüm Ve Hastanenin Para Odaklı Olması

03.06.2026 tarihinde Ankara Liv Hospital’da kronik rahatsızlıkları olan, 70 yaşındaki babam A**c*** ikinci kemoterapi/immünoterapi tedavisi için hastaneye gittik. Babamın kalp rahatsızlığı olduğunu baştan itibaren defalarca belirttik, bu nedenle ilk doz düşük verilmişti ve o süreci atlattı. Ancak ikinci tedavide, kalp hastası olduğunu bildikleri halde önceki dozdan daha yüksek doz immünoterapi uyguladılar.
Tedavi başladıktan sadece yaklaşık 10 dakika sonra babamın kalbi durdu ve biz onu sapasağlam götürdüğümüz hastaneden cenazesini alarak çıktık. Buna rağmen, o ağır şok ve acı içindeyken bile anneme sakinleştirici iğne yapmak için dahi öncelikli dertlerinin para olduğunu görmek bizi ikinci kez yıktı. Acilde yatan anneme müdahale etmek yerine aceleyle ödeme talep etmeleri ve eşini henüz birkaç dakika önce kaybetmiş birine oradaki hemşirenin sergilediği tavır kesinlikle kötü bir yaklaşımdı.
Babamın kronik rahatsızlıkları ve kalp hastalığı nedeniyle bu yüksek dozu kaldıramayacağını özellikle söylememize rağmen, düşük dozun fayda etmeyeceğini, bu nedenle daha yüksek doz verdiklerini ifade ettiler. Oysa daha düşük dozda ve daha sık aralıklarla bir tedavi planı yapılsaydı, belki de babam bugün hâlâ hayatta olabilirdi. Tüm bunların ardından bize söylenen tek şey, “beklenmedik bir durum oldu, ne olduğunu biz de anlamadık” deyip bizi adeta kapıdan uğurlamaları oldu.
Bu yaşanan ihmal ve para odaklı yaklaşım nedeniyle ne hakkımızı ne de ödediğimiz parayı helal ediyoruz. Babamı ihmal yüzünden kaybettik.
Gelişme
03.06.2026 tarihinde Ankara Liv Hospital medikal onkoloji kemoterapi bölümünde, kronik rahatsızlıkları olan 70 yaşındaki babamın ikinci kemoterapi/immünoterapi tedavisi için hastaneye gittik. Babamın kalp rahatsızlığı olduğunu en başından itibaren defalarca belirttik ve bu nedenle ilk doz daha düşük verilmiş, o süreci zor da olsa atlatmıştı. Buna rağmen ikinci tedavide, kalp hastası olduğunu bildikleri halde önceki dozdan daha yüksek doz immünoterapi uyguladılar.
Tedavinin başlamasından yaklaşık 10 dakika sonra babamın kalbi durdu ve onu yürüyerek, bilinci açık bir şekilde götürdüğümüz hastaneden ne yazık ki cenazesini alarak çıkmak zorunda kaldık. Bu büyük şok ve acı içindeyken, anneme sakinleştirici iğne yapılması gerektiği durumda bile, hastane personelinin öncelikli derdinin ödeme olduğunu görmek bizi ikinci kez yıktı. Acilde yatan anneme tıbbi ve insani destek vermek yerine aceleyle ödeme talep edilmesi ve eşini henüz birkaç dakika önce kaybetmiş birine oradaki hemşirenin sergilediği tavır, insani değerlerle bağdaşmayan, vicdansız bir yaklaşımdı.
Babamın kronik rahatsızlıkları ve kalp hastalığı nedeniyle bu yüksek dozu kaldıramayacağını özellikle ve tekrar tekrar söylememize rağmen, medikal onkoloji kemoterapi bölümünde görev yapan ekip bunun aksine daha yüksek doz uyguladı ve düşük dozun fayda etmeyeceğini, bu nedenle yüksek doz verdiklerini ifade etti. Oysa daha düşük dozda ve daha sık aralıklarla bir tedavi planı yapılsaydı, belki de babam bugün hâlâ hayatta olabilirdi. Tüm bu yaşananların ardından bize söylenen tek şey “beklenmedik bir durum oldu, ne olduğunu biz de anlamadık” şeklinde oldu ve adeta kapıdan uğurlanır gibi yalnız bırakıldık.
Bu yaşanan ihmal olduğunu düşündüğümüz süreç ve para odaklı yaklaşım nedeniyle ne yaşananlar karşısında hakkımızı ne de ödediğimiz parayı helal ediyoruz. Özel hastane adı altında bu şekilde para odaklı çalışan ve insan hayatını bu kadar değersiz hissettiren bir kurumdan herkesin uzak durmasını diliyorum. Babamı bu süreçteki ihmaller yüzünden kaybettiğimize inanıyoruz ve Ankara Liv Hospital medikal onkoloji kemoterapi bölümünde görev yapan sorumlular hakkında gerekli idari işlemlerin başlatılmasını, tüm sürecin ayrıntılı ve şeffaf bir şekilde araştırılmasını talep ediyorum.



