Çamdan Ahşap Ev & Mimarlık Evimi Yapamadı!
Çamdan Ahşap, 2022 Kasım ayında sözleşmesini yapıp 2023 Şubat ayının sonunda önce bitirmeyi taahhüt ettiği evi Ağustos ayına gelmemize rağmen bitiremedi. Temmuz ayında nihayet şantiyeyi kurup inşaata başlayan firma, gön dermiş olduğu yetersiz ekibin, temeli eğri ve kusurlu kurmasından dolayı, 2 ayı bozuk temel ve buna bağlı yapısal sorunları düzeltmek için geçirdi ancak tüm iyi niyetlerine rağmen muvaffak olamadılar. Gelinen bu noktada artık bu projeyi bitirme istek ve kabiliyetlerinin kalmadığını görüp, sözleşmede bana tanınan hakları bile kullanmaktan vazgeçip, herhangi bir cezai müeyyide devreye sokmadan çekin gidin, ben bu evi kendi çabanla bitireceğim dememe rağmen bana sorun çıkardılar, tehdit ve bir kuruma yakışmayan üslup ile sindirmeye çalıştılar. Yurt dışında uzun yıllardır yaşayan biri olarak memleketimde yaptırmak istediğim bu ev hikayemi kabusa çevirdiler. Detayları gelişmeler kısmında yazacağım.
Çamdan Ahşap Şikayet 10 Kasım 2022 tarihinde imzaladığımız sözleşme ve akabinde proje bedelinin yarısını havale etmemizle birlikte, Çamdan ahşap firması ile maceramıza başlamış olduk. Projemiz, Antalya’nın bir yaylasında 65 m2 lik bir ahşap ev idi. Sözleşmemize göre toplam bedelin yarısı sözleşme imzasında, %25 ini şantiyeye malzemenin indirildiğinde ve son kalan %25 in iş bitiminde ödenecek şekilde anlaştık. Anlaşmamız üzere 26 Ocak 2023 tarihinde inşatta kullanılacak olan malzemenin önemli bir bölümü şantiye alanında indirildi. Kış şartlarında, yoğun kara rağmen bin bir güçlükle malzeme alana ulaştırıldı ve hemen o gün talep edilen %25 havale edildi. Böylece tüm projenin %75 i ödenmiş oldu. Ancak kötü hava şartlarından dolayı temel kazıkları için çukurlar kazılıp malzeme naylonla sarılarak o şekilde şantiyeden ayrıldık. Firma sahibinin kardeşi olan Ramazan Konya’ya döndü. Bende uçağa atlayıp Kıbrıs’a döndüm. Havalar iyileştiğinde başlarız diye sözleştik. Şubat, Mart ve Nisan uykuda geçerken, Ali bey bana 2 Mayısta bizim projeye start verileceğini bildirdi. Bizde ok dedik beklemeye başladık. Ama gel gör ki Antalya’da yağmur üstüne yağmur yağdı bir türlü start verilemedi. Yağmurlar bitince bu defa aksayan diğer projelerini araya sıkıştırdılar, Biz uzakta olduğumuz için bizimkisini sallayıp durdular. Bu süreçte bu hafta, önümüzdeki hafta, vesaire derken, seçimdi, bayramdı, şuydu, buydu bizim iş Temmuz’a ertelendi ve bize 19 Haziran diye bir tarih verildi. Teyidi aldıktan sonra biz Kıbrıs’tan biletlerimizi ayarladık, arabamız için gemi bileti aldık, aracın yurt dışı çıkış harcını ödeyip, Türkiye sigortasını yaptırdık. Ve hareket etmemize 1 gün kala başlayamayacaklarını bildirdiler. Ali bey ile bir anlaşma daha yaptık ve 11 Temmuzda başlayacaklarının garantisini verdi. Bizde ona göre yeniden biletlerimizi ayarladık ve beklemeye koyulduk.
11 Temmuzda ekip işe başladı. Gönderilen ekip bir Adet mimar (ustabaşı denildi) v e2 eleman. İlk fotoğraf o gün geldi. Biz henüz Antalya’ya hareket etmemiştik. Kazıkları çakmış evin zemin iskeletini kurmaya başlamıştılar. 16 Temmuzda gelen fotoğraflarda zemini kapatmış yan panelleri dikmeye başlamış olduklarını gördük. Sonra ne olduysa ekip dağıldı. Biz 18 Temmuzda yola çıkıp Şantiye alanına vardığımızda kimse yoktu. 20 Temmuzda ise ekip şantiye alanına döndü. O arada neler oldu biz bilmiyoruz ama tahminime göre bunlar ekiple bir sorun yaşadılar, adamlar işi bırakıp gitti sonra nasıl ikna ettiler ise geri geldiler. O gün nihayet ekip ile tanıştık; zemindeki eğriliğin neden o kadar büyük olduğunu sorduk. Ustabaşı bize ayakların kriko ile kaldırılıp indirilerek zeminin teraziye getirileceğini söyledi. Bizde inandık. Şimdi zaten temel eğri, yan panellerde arazide bir kış geçirmiş. Üzerleri sarılmıştı ama açılmış, kar ve yağmur yemişler. Bazı lambiriler kopmuş, dökülmüş, panellerin direkleri dönmüş. Bunların hepsinin düzeleceğini söylediler. Biz yine inandık. Burada bir parantez açacağım; anladığım kadarıyla 3 kişilik ekip yevmiye ile çalışıyor; başlarında firmanın bir yetkilisi veya kemik elemanı yok. Adamlar Kemerde otelde kalıyorlar. Otelde akşamları eğlencelere katılıyorlar, sabah 10-11 de şantiye ye ancak geliyorlar. Şantiye dediğimde gözünüzde düzgün bir şey canlandırmayın. Sanki şantiyeye bomba düşmüş: aletler, malzemeler sağda solda gelişigüzel yerlerde yatıyor. Bir jeneratör tüm gün güneşin altında çalıştırılıyor. Malzeme ve takımlar hunharca kullanılıyor. Ben açıkçası firma adına üzüldüm. Bu kadar savurganlık ve israf ile nasıl kar edebiliyorlar hayrete düştüm. 3-5 gün geçince dayanamadım merkeze adamların geç gelip erken gittiklerinden şikayetçi oldum. 10-11 de gelip 12 de öğlen yemeğini çıkıyorlar. Gün içinde tanıştıkları Rus kızlarla görüntülü sohbet ediyorlar. Pek iş yapmaya vakitleri kalmıyor haliyle. Böylece bu bizim işin bitmeyeceği kanaatine vardım. Günler geçiyor paneller yükseliyor ama evin eğriliği düzelmiyor. Paneller takıldıkça artık istemelerde düzeltme imkanları olmayacak çünkü geri dönüşü imkansız hale getiriyor ilerleme. Her ne kadar yavaş da olsa.
Anlayacağınız bunlar bize 3 kişilik ıskarta ekibi gönderip, asıl ekiplerini diğer işlerde kullandılar. Bir gün elemanlardan biri de çekip gidince. Usta başı ile tek eleman kaldılar. Bir süre böyle devam etti. Velhasıl, bir süre sonra firma işin ilerlemediğini fark edip, ustabaşını görevden aldılar yerine firma sahibinin kardeşi Ramazan geldi. Ramazan gelince çalışma temposu ve disiplini değişti. Daha düzgün ve yoğun çalışmaya başladılar. Ekip sayısı 4 e çıktı. Konaklamayı inşaata yakın bir yere aldılar. Erken gelip geç gitmeye başladılar. Zaten evin öne doğru yatık olduğunu Ramazan kendisi kabul etti ve nasıl düzelteceğini anlattı. Yalan yok, Ramazan işi düzeltmek için canla başla çalıştı. Kimsenin hakkını yiyemem. Ama ne kadar çabalasa da nafileydi çünkü temelden hatalı başlanmıştı. Kaldıra indire, çektire ittire düzeltebildikleri kadar düzelttiler. Ama ev hala 8-10 cm öne yatıktı. İç panellerdeki lambrileri hepsi ayrı bir tarafa bakıyordu. Instagram'da paylaşılan evlerle alakası yoktu. Eğri büğrü gidiyordur paneller. Neyse dedik köy evidir dümdüz olmasa da olur. Yeter ki temeli sağlam olsun, kayıp ev aşağılara gitmesin, başımıza yıkılmasın biz eğri büğrü eve razı olduk. Ama dedik ki düzeltile bilinecek kısımları da düzelsin. Örneğin evi kaldırıp indirirken arka yatay lambrileri çatlattılar. Verandanın korkuluklarını görseniz işçilik rezalet. Vidalar sağdan soldan çıkmış. Hiç özenilmemiş. Yani bunlar düzelsin istedik. Bu arada yürekten söylüyorum firmanın bu işten kar etmeyeceğinin de farkındaydım ve bunun için gerçekten üzülüyordum. Çünkü biz 2022 yılı fiyatları ile anlaştık ödemelerimizi o şekilde yaptık. Yıl oldu 2023. Aylardan Ağustos. Yani malzemeyi almış olsalar bile işçilik, konaklama, yemek gibi diğer kalemlerde kesin zarardaydılar. Gerçi malzemeyi de vakitlice almadıkları belliydi. Tama iyi niyetle işi bitirmeye çalışıyordular ama tek başına iyi niyet yetmiyordu. İşler uzadıkça, ve çarpıklıklar düzelmedikçe sinirler gerilmeye başladı. Bu esnada biz gelen PVC pencerelerin sözleşmedeki markadan değil ama hiç duyulmadık bir marka olduğunu fark ettik.
Bu arada pencereler takıldı, takılırken birinin camı kırıldı, diğerinin pervazın köşesi patladı. Camı taşırlarken gördük cam ortadan kavis alıyordu. Hayatımda ilk defa çift camın bu kadar esnek olduğunu gördüm ve o zaman pencereleri incelemeye aldım. Evet uyduruk bir marka gelmişti. Biz sözleşmede Egepen olarak anlaşmıştık, bunlar Polerplast bir marka getirmişler. Ama göreceksiniz bildiğiniz naylondan yapılmış. Parmağınla it parmağın içine girer. Bunu gündeme getirdik; bize bir sürü yalan söylendi. Yok bu egepenin alt markası. Biz antrasit istedik diye bu geldi vesaire. İnanmadık araştırdık. Markanın egepen ile alakası olmadığı gibi egepenin antrasit modelleri de var. Bu Konya'nın yerel bir firmasının ürettiği son derece kalitesin bir PVC pencereydi. Bu ana kadar aramızda ciddi bir sorun yaşanmadı. Yalan yok ne dediysek düzeltmeye çalıştılar. Ama öyle bir noktaya geldik bazı şeylerin düzelmeyeceğini gördük ve bunu kabul ettik. Ama bunu kabul ederken düzele bilinecek şeylerin de düzeltilmesini istedik. 14 Ağustos günü şantiyeye gittik. Ramazan yoktu. Baktık evin ön paneli hala eğri, onun üstüne pencereler hala eğri büğrü, işçilerle konuşurken eşim söylendi. İşte bu böyle kalırsa kabul etmeyiz, parasını keseriz vesaire gibi. Kadın haklı olarak sitem etti. Fazla kalmadık birkaç video çekip Antalya’ya indik. İşlerimiz vardı.
Antalya’dayken Ramazandan çirkin bir mesaj geldi. Mesajda, benim personelime sakın şöyle böyle bir daha konuşmayın. Biz kaç gündür elimizden gelen i yapmaya çalışıyoruz, gibi bir şeyler yazdı. Bende şu üslubunu gözden geçir ve bana tekrar yaz diye cevap yazdım. Burada bir parantez açacağım. Bende ticaret yapıyorum yeri geliyor müşterilerden bir ton laf yiyoruz hiç terbiyemizi bozmuyoruz. Neyse bu geri adım attı tonu yumuşattı ama bana şu imada bulundu. Bu pencereleri markasını mimar size mesaj atmış, bir aydır pencereler burada: neden son anda sorun yapıyorsun diye bana sordu. Bende evin düzgün olan tek bir yeri olmadığını söyledim. Eğer bana düzgün bir yer gösterebilirse tüm isteklerimden vazgeçeceğimi belirttim. Bu arada evet mimar bize bu markayı atmış WhatsApp'ta ama sözleşmede olan marka bu değildi, biz WhatsApp mesajında markanın değişikliğe uğradığını fark etmedik. Velhasıl, Ramazan, “kusura bakmayın biz sözleşmede size getireceğiz dediğimiz marka yerine kalitesiz muadilini getirdik, özür dileriz” demek yerine bana sen bunu neden bu kadar geç fark ettin diye kızmaya başladı. Bu da trajikomik bir durum oldu. Bu arada bir gün önce, yolları düzeltmeye gelen belediyeye ati bir Greyder, yol kenarına istiflemiş oldukları granitleri de kırmıştı. Yani iş zaten aksama noktasına gelmişti. İlerleyen saatlerde, Ramazan bana bir mesaj daha atıp, pencereler ve granitler yüzünden boşa çıktığını, takımları toplayıp Konya'ya döneceğini ve ara vermek zorunda olduğunu yazdı. Aslında evin daha parkeleri bitmemişti, boyası bitmemişti, trapezlerin etekleri düzeltilmemişti, mutfak ve merdiven takılmamıştı. Bunca işe rağmen ara verme isteğini anlayışla karşıladım çünkü onun da 10 gündür yorulup yıprandığının farkındaydım. Tamam dedim gidin. Bende kalkıp Kıbrıs'a dönüyorum. Bir hafta sonra geri dönüp işi bitirdiğinizde bende gelip evi teslim alırım dedim. Oda bana aynen şöyle yazdı: “Tamamdır abi teşekkür ederim. Granitleri tüm parça olarak yenisi takacağız. Pencere imalatı akabinde gelip finali verelim” Böylece herkes ayrılıp evine gitmiş oldu. Bu olay 14 ağustosta olmuştu.
Ayın 25 inde Kıbrıs'tan bir mesaj atıp bir gelişme olup olmadığını sordum. Bana, Trabzon'da olduğunu, hafta sonu Konya'ya gideceğini ve ondan sonraki hafta benim ev için program yapacağını söyledi. Tamam dedim. Ayrıca banyoyu yapmamalarını istemediğimi söyledim, çünkü onların elemanın seramik işçiliğini beğenmemiştim. Ben Antalya'dan birini bulur yaptırım dedim ama diğer tüm hataları düzeltmesini istedim. Bunlar kırık lambiriler ve kötü finişlerdi. Hafta sonu geçti, Pazartesi oldu ses çıkmayınca aradım. Okuldayım, Bir saat sonra arayayım dedi. Ok dedim. Bu arada abisini 3 kez aradık cevap vermedi. Akşam oldu, Ramazanda dönmedi. Mesaj attım 1 saat dedin hala dönmedin. Abinde telefonlara bakmıyor. Bu mudur sizin müşteriye verdiğiniz önem diye mesaj attım. Estağfurullah dedi okul telaşındayım, arayacağım dedi. Bende ok yazdım. Bugün işini hallet yarın ara dedim. Yarın oldu yine arayan soran yok. Salı mesaj attım Ramazan Bey? Diye yine cevap yok Çarşamba bir ihtarname kaleme alıp yolladım. İhtarnamede iyi niyetlerine rağmen, bu işi bir türlü tamamlayamadıklarını ve tamamlama arzularını yitirildikleri izlenimine kapıldığımı ve onlara 1 hafta süre verdiğimi yazdım. Bir haftada ya evi bitirip bana teslim edin veya ben gelip evin açık kısımlarını kapatacağım. Kışı geçirsin, yaz başı gelip kendin bitireceğim dedim. Bu ihtarnameden sonra Ramazandan sesli bir mesaj geldi. Oldukça sinirlenmişti. Sıkıyorsa o eve benden izinsiz birini sokup bir şey yaptır gibi şeyler söyledi. Yine pencereleri neden 2 ay sonra fark ettiğimi sordu. Be dam! Biz sana kusurlu mal gönderdik, özür dileriz diyeceğine, bana bu malın kusurlu olduğunu neden bu kadar geç fark ettiğim için kızıyor! Buna cevap bile veremedim. Ne denir ki? Bir de dedi ki gelir evimi söker alırım paranı geri veririm. Ban burada gülme geldi. Hangi akla benim bundan korkacağımı düşündü çok merak ediyorum. Sanıyorum yaptığı evin vazgeçilemez bir durumda olduğunu düşünüyor. Benim canıma minnet, Gel al evini sök götür. Ama ban önce paramı yasal faizliyle geri vereceksin diye yazdım. Yoksa arazime adım attığında karşında jandarmayı bulursun.
Bu arada ihtarnamede burada bahsetmeyi unuttuğum birkaç konuya değinmiştim. Bunlardan biri getirmiş oldukları elektrikçi beni günlerce arayıp paramı vermediler gelip tesisatı sökeceğim diye tehdit etmişti. İkincisi bunların Ankara’dan getirdikleri bir yevmiyeci ben birkaç gün önce arayıp abi Ramazan bizim paramızı vermedi diye bir saat sen biz öde aradan çıkar diye telefon görüşmesi yaptı. Yetmedi abisine aradı. Adam alkol almış, bir saat onunla konuştum. Beni nelerle muhatap edip, nelerle uğraştırdılar! Bunları da yazmıştım. Bunun için de Ramazan bana benim yevmiyecilerimle neden iletişime geçtin diye de atar yaptı. Halbuki ben onlarla iletişime geçmedim, onlar ustabaşından numaramı alıp beni aramıştılar. Lafımı şöyle bitirdim: “Ben bir hafta sonra Antalya'da olacağım. Ya gelir size ödemiş olduğum tüm parayı yasal faiziyle getirip evinizi teslim alırsınız, ya da evimi bitirip teslim edersiniz. Karar sizlerin.” Ayrıca artık muhatabım sen değilsin, beni arayacaksa abin arasın dedim. Bu arada kışı sosyal medyada bana yaptıklarını anlatarak geçireceğimi yazdım. Halbuki ben bunlara burada ne güzel bu işten sıyrılmaları için bir fırsat vermişim. Siz bu evi bitiremiyorsunuz, çekin gidi. Ben bitireceğim ve sizden bu yapamadığınız ev için herhangi bir ceza da kesmiyorum. Para istemiyorum. Buna balıklama atlamaları gerekirken, Ramazan buna engel olmaya çalışıyor. Bunun üzerine bana bir mesaj daha atıp sen benim askerlik arkadaşım değilsin, benimle böyle konuşamazsın. Vesaire diye yazdı. Bende bunu engelledim. Aramızda geçen konuşmaları abisine attım. Abisi bu defa bana yazdı. Ne oluyor Savaş bey? Bunlara gerek yok. Ramazan fevri hareket ediyor. Gibi bir şeyler yazdı. Bende dedim. Ramazanı engelledim. Bu sorunu çözmek istiyorsan beni ara. Adam bana ailesel sorunları olduğunu yazdı, Düşünebiliyor musunuz? Kurumuz diye ortalıkta gezinen bir firma sahibi bana ailesel sorunları olduğunu ve bu yüzden şirketi yönetemediğini söyledi. Artık bu lafın üzerine ben bu firmadan ciddi bir çözüm bekleyemeyeceğimi anladım. Bütün bunları sizlerle paylaşıyorum çünkü benim düştüğüm bu duruma başkalarının da düşmesini istemiyorum. Hayatımda ilk defa öz vatanımda bir iş yaptırayım dedim, beni evimden de niyetimden de soğuttular. Ülkem insanına karşı müthiş bir önyargım var şimdi. Hayatım boyunca bir daha Türkiye de bir iş yapmam ve yaptırmam!
Evin bırakıldığındaki durumu dışarıdan gösteren iki video
Ekim ayının sonuna geldik, ev inşaatında kullandıkları yevmiyeciler hala beni arayıp çamdan ahşaptan ödeme anlamadıklarını bana şikayet ediyorlar. Evimi yarım bıraktıkları gibi bir de başıma bunları bela ettiler. Bu arada İlk büyük yağmurda yaptıklarını yarım yamalak ev akvaryuma döndü. Her yerden su aldı. Geldikleri kapattım ama yetişemiyorum.


Aynısını banada yaptı bende şikayet ettim eksik olmuş herhalde bir daha deneyeceğim