12.04.2026 tarihinde babamı göğüs ağrısı şikayetiyle bir tıp merkezine götürdükten sonra, kalp krizi ön tanısıyla 112 Acil Servis aracılığıyla Beykent Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildik. Hastaneye “kırmızı alan” kapsamında giriş yaptık ve babam koroner yoğun bakıma alındı. Kabul sürecinde imzalar alınırken, yapılacak tıbbi müdahaleler için benden herhangi bir ücret talep edilmeyeceği açıkça ifade edildi.
Ancak ertesi gün yapılan kan tahlillerinde babamın hemoglobin değerinin 6,1 olduğu belirtilerek iki ünite kan verilmesi gerektiği söylendi ve bu işlem için benden 9.000 TL ücret talep edildi. Kanın Türk Kızılayı aracılığıyla temin edildiği ifade edildi. Ertesi gün, hemoglobin değerinin yeterince yükselmediği gerekçesiyle iki ünite daha kan verilmesi gerektiği söylenerek yeniden 9.000 TL ödeme alındı. Kanın yaklaşık 18:50 sularında temin edilmesi nedeniyle süreç uzadı ve tedavi gecikti.
Devamında, babamın anjiyografi olması gerektiği belirtilerek benden 10.000 TL daha talep edildi. Bu süreçte, Dr. H**ı Ç**i’nin koordinatörü olduğu söylenen h** İ**'lu isimli kişiyle yaptığım görüşmede, hastaneye 112 ile kırmızı alan kapsamında giriş yaptığımızı ve bana başta ücret alınmayacağı bilgisinin verildiğini hatırlattığımda, kendisinden “Sen sağlık çalışanı mısın? İşlemler ücretli ve baban kalp krizi geçirmiyordu” şeklinde son derece saygısız ve uygunsuz bir yanıt aldım. Oysa babamın hastaneye kabulünde kalp krizi ön tanısı vardı ve troponin değeri 1200 olarak ölçülmüştü.
Anjiyografi sonrasında babamın iki damarının tıkalı olduğu ve acil bypass ameliyatı olması gerektiği belirtilerek, bu ameliyat için tarafımıza 900.000 TL ücret teklif edildi. Aynı yoğun bakımda bulunan başka bir hasta yakınıyla konuştuğumda ise, üç damar tıkanıklığı bulunan bir hasta için h**a İs**l'lu tarafından 200.000 TL talep edildiğini öğrendim. Tüm bu süreçte kırmızı alan hastası olmamıza rağmen benden toplam 28.000 TL tahsil edildi ve sevk sonrasında bana sadece sıradan bir fatura verildi.
Bu yaşananların ardından babamı kendi imkanlarımla Florence Nightingale Hastanesi’ne sevk ettirmek zorunda kaldım ve babamın hayati tehlikesi hâlâ devam etmektedir. Hastane başhekimiyle yapılan görüşmede ise, ben hakkımı ararken “eğer maddi imkanları yoksa **’ya gitsinler” şeklinde bir ifade kullanıldığını duymam, yaşadığımız mağduriyeti daha da ağırlaştırmıştır; maddi imkânsızlık değil, verilen yanlış ve çelişkili bilgiler ile uygunsuz tutum nedeniyle hakkımı aramaktayım.
Kırmızı alan kapsamında acil durum hastası olarak kabul edilmiş olmamıza rağmen benden alınan toplam 28.000 TL’nin iadesini, kan ve diğer işlemlerle ilgili tüm fatura ve tahsilatların incelenmesini ve özellikle h** İs**'lu başta olmak üzere süreçte yer alan ilgili personel hakkında gerekli idari incelemenin başlatılmasını talep ediyorum.
Yorumlar