Çocuğumuzun Acil Tedavisi İçin 25.000 TL Ödeme Şartı Ve Yaşanan Ailevi Mağduriyet

27.06.2026 tarihinde çocuğumuzun rahatsızlığı nedeniyle ilk olarak Ankara Bayındır Hastanesi Çocuk Acil Servisine başvurduk. Buradaki nöbetçi çocuk doktoru, çocuğumuzda hsp (Henoch-Schönlein Purpurası) olabileceğini düşündüğünü ve hastanede çocuk Romatoloji bölümü bulunmadığı için Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Çocuk Acil Servisine sevk etti.
Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’ne başvurduğumuzda çocuğumuzun yatırılarak tedavi edilmesi gerektiği söylendi. Ancak sonrasında yaşadıklarımız, zaten hasta bir çocukla uğraşırken bizi hem maddi hem de manevi olarak derinden etkiledi. Yaklaşık bir saat boyunca yatış evraklarının hazırlanmasını bekledik ve ardından hasta yatış birimine yönlendirildik.
Çocuğumuzun geçerli özel sağlık sigortası olduğunu özellikle belirtmemize rağmen, gece saatlerinde sigorta provizyonu alacak personel olmadığı gerekçesiyle bizden 25.000 TL ödeme yapmamız istendi. Ödeme yapmazsak çocuğumuzun hastaneye yatırılamayacağı açıkça ifade edildi. Acil tedavi ihtiyacı olan bir çocuk için bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu söylediğimizde ise görevli personelin tavrı bizi daha da üzdü. Bize, “Yoğun bakıma yatacak hastalara bile aynı prosedürü uyguluyoruz, ödeme yapılmazsa yatırmıyoruz.” denildi.
Yaşadığımız mağduriyet nedeniyle CİMER ve ilgili kurumlara başvuracağımızı söylediğimizde bu kez “İstediğiniz yere şikayet edin, CİMER’e zaten biz cevap veriyoruz.” şeklinde bir karşılık aldık. Bu cevap, kendimizi tamamen çaresiz ve değersiz hissetmemize neden oldu. Tartışma sırasında güvenlik görevlileri ve bazı personel etrafımızı sardı, bu esnada “Çocuğunu başka hastaneye götürebilirsin, bu kadar tatavaya gerek yok.” şeklinde ifadeler kullanıldı ve hasta yakını olarak üzerimizde ciddi bir baskı oluşturuldu.
Özel sağlık sigortamız olmasına ve refakatçi nedeniyle tek kişilik oda talep etmemize rağmen bize iki kişilik oda verildi. Üstelik çeşitli belgeler ve senetler imzalatılarak 20.000 TL “depozito” adı altında ödeme alındı. Oysa o anda konuşulması gereken tek şey hasta olan küçük çocuğumuzun sağlığı ve tedavi planı olmalıydı; buna rağmen sürekli olarak para konuşuldu ve süreç finansal baskı altında yürütüldü.
Sağlık hizmeti sunan bir kurumdan empati, anlayış, hasta haklarına saygı ve özellikle çocuk hastalara karşı hassasiyet beklerken, tam tersine son derece kırıcı, baskıcı ve ticari odaklı bir yaklaşımla karşılaşmış olmamız bizde büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi yönetiminin yaşanan bu süreçle ilgili gerekli incelemeyi yapmasını, bu tutum ve uygulamalardan sorumlu kişiler hakkında gerekli işlemlerin tesis edilmesini ve ısrarla talep edilen ödeme ve “depozito” nedeniyle uğradığımız maddi ve manevi mağduriyetin giderilmesini istiyoruz.
Hiçbir ailenin hasta çocuğuyla birlikte bizim yaşadığımız bu üzücü ve yıpratıcı süreci yaşamak zorunda kalmamasını temenni ediyor, şikayetimizin ciddiyetle ele alınmasını bekliyoruz.




