Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Şarapnelle Ölüm Riskli MR Çekimi
Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi 15 Temmuz'da eşimin gözlerimin önünde şehit olduğunu bombalı saldırıya uğradığımızı söylediğim halde varlığından yine 2019 Ekim ayında bu hastanede MR çekimi yapan teknikerin gösterdiği şarapnelle ölüm riskiyle MR çekti
Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi 15 Temmuzda eşimin gözlerimin önünde şehit olduğunu bombalı saldırıya uğradığımızı söylediğim halde varlığından yine 2019 Ekim ayında bu hastanede MR çekimi yapan teknikerin gösterdiği şarapnelle ölüm riskiyle MR çekti. Bu çekilen MR'ların 3ü ben daha vücudumda varlığından habersizken, diğer 3ü ise bilindiği halde hasta öyküsü kısmına bilgi verdiğim doktorlar tarafından özellikle şarapnelin varlığına rağmen ısrarla dile getirdiğim hastane doktorları tarafından kasıtlı olarak yazılmayıp 25.12.2023'de, 23.12.2019'da Mehmet Haberal'ın kendi mailimde açıkça belirttiğim halde bu hastane tarafından defalarca hayatıma kast edilmiştir. Bu "kasten adam öldürme suçunun" bir hastane tarafından bilerek ve isteyerek şahsıma yapılmış halidir. Vatan, Millet, Sakarya deyince mangalda kül bırakmayanlar Mehmet Bey'in oğlu Erkan Haberal mhp vekili olmasına rağmen 1 şehit eşi ve gaziye bunu yapıp Sağlık Bakanlığı'na yaptığım şikayete de utanmadan bize vücudunda şarapnel olduğunu beyan etmedi diyebilmişler. İyi de Ankara İdare Mahkemesine açtığım reddedilen Gazilik davamda bile bu şarapneli şahsıma çekimi yapan teknikerin gösterdiğini söyledim. Normalde teknikerin tutanak tutup bu MR çekimine son vermesi gerekirdi. Müneccim miyim, vücudumda o gece eşimin başını parçalayıp hızını alamayıp önüme düşen bombadan bir şarapnel olduğunu bileyim. Üstelik Yenimahalle k. Ve Ankara v. Gazilik başvurumu bu hastanede darbe sırasında yırtılan ve açığa 7 ay kadar sonra çıkan e. Herni ameliyatımı yapan ve 88 CRP ile b. Ü. A. H. Genel cerrahı, Mehmet Haberal'ın esas alanı servisten beni kanama ve enfeksiyonum varken adeta 1 şehit eşi ve gazi olarak hastaneden atan t. A'nın beyanıyla bu gazilik başvurum reddedilmiştir.
Üniversite Hastanesi olması nedeniyle kamu niteliği taşıyan bir hastane şarapneli olan bir insana bu şarapnel MR çekimi sırasında tespit edilip de nasıl yüksek ölüm riskiyle MR çekebilir? Canımızı emanet ettiğimiz ve Ankara'nın neredeyse en klas ve en pahalı hastanelerinden birinde bu içinde kasten adam öldürmeye teşebbüs suçunu muhteva eden büyük ihmal nasıl yapılır? Vücudumda şarapnel varken MR çekilmeyeceğini koskoca Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi olarak siz bu bilince nail olamamışken hiçbir şey bilmeyen bir hastanın bilmesini beklemek ne tür bir aymazlıktır? CRP normal aralığı 0-5 iken 124 CRP ile yatan bir hastayı 88 CRP ile sizin hastalığınız bizim servisle alakalı değil deyip bir şehit eşi ve gazi olarak adeta yatak işgali görüp kapı dışarı etmeniz mezun olurken ettiğiniz Hipokrat Yeminiyle nasıl bağdaşır? Hele yabancı doktor deyip ucuz maaşla çalıştırdığınız nitelikli bir şekilde parasal olarak birden fazla hastasını zarara uğratmış olan Kalp Damar Cerrahlarına ne demeli? Bu cerrahın odasına düzenek koyup hastalarına ait mahrem görüntüleriyle hastalarını tehdit edişi de cabası! Bu ne kalitesizlik? Millet sizin hastanenize bir de üzerine para verip hem canından hem malından olmaya mı geliyor? Bu ne aymazlık? Bu soruyu 1 şehit eşi ve gazi olarak sorup bu hastaneye karşılaştıklarım üzerinden şahsıma uygulanan muameleyi tüm kamuoyu ile paylaşmak isterim! Ayrıca; Özel hastane diye tomarla para verip gittiğiniz yere iyi dikkat etmenizi tavsiye ederim! Burası Mehmet Haberal'ın Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi! Yalansa bu dediklerim, hadi yalanlayınız! Hastanenizden aşırı zarar görmüş bir hasta olarak Kamuoyunun bu yönlü bilgilendirilmesi gerekir şeklinde düşünüyorum!
Mesleğinin etik kurallarına uymayan ve Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi tarafından istihdam edilen Yabancı Uyruklu Doktor hakkında... Dedim ya; ne canınızı ne de malınızı! Şifa bulmak için gittiğiniz elit bir kurumda Çukur dizisi sahnesinden farksız manzaralar... Daha neler, neler...
Şimdi de sizlere Kalp damar Cerrahı diye hastaneye aldıkları ve hastalarına karşı mesleğinin etik kurallarına uymadığı gerekçesiyle Hasta Hakları Yönetmeliğinin 42/c maddesi uyarınca disiplin kuruluna sevki uygun görülen sözüm ona Uzman Doktor Unvanıyla çalışan doktorun SGK Doktor Sorgulama nasıl asistan gözüküyor olduğu gerçekliğini ispat etmek isterim. Bu arada Sağlık Bakanlığı'nın çkbs denilen sistemde de bu doktor Asistan olarak gözüküyormuş. Bu doktorun yine yabancı uyruklu doktor eşinin Pratisyen haliyle bu hastanede ki burada asistan olabilmeniz için önce TUS2u kazanıp 5 yıl Dahiliye asistanlığı akabinde uzmanlığınızı alınca ydus sınavına da girip kazanıp 3 yıl da burada yine asistan olarak çalışılması gereken bu branşta yani Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Anabilim Dalında nasıl asistan olarak çalıştırıldığının ve hastaların hayatlarıyla nasıl oynandığının da belgelerini sunayım. Duyduğum kadarıyla hala pratisyen olup da yabancı uyruklu olan doktorların Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı gibi yerlerde hem de Ankara Hastanesi'nde hak etmedikleri halde Asistan Kadrosuyla çalıştırıldıklarını duydum. Kamuoyunu bu hastane hakkında bilgilendiriyorum.
Hala Berat ve Madalyamın neden verilmediğini anlamamış halimle yani madalya ve beratım henüz verilmedi; neyi bekliyorsalar ve yine SGK başta olmak üzere verilmeyen haklarımın tarafıma iadesi için nasıl ki gazilik unvanını da mahkeme kararıyla aldım, SGK'da ihlal edilen lakin sahte raporlarla sorgusuz, sualsiz binlerce suni gaziye verilen lakin şahsıma ne hikmetse bir türlü verilmeyen haklarım için dava açtım. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi yetkilileri Adli Tıp Kurumundan Ankara İş Mahkemesinden gelen yazıyı anlamayıp yanlış yorumlayınca 9.8.2023 tarihindeki İstanbul Adli Tıp Kurumu kontrolü için mahkeme Başkent ü. Ankara Hastanesine yazdı, bu sefer ve Hastane Başhekimi diyebildi ki; biz Mahkeme Kararına uymak zorunda değiliz. Mahkeme Kararları bu ülkede; bağlı olmasanız dahi yapılmak zorundadır. Siz nasıl bir hastanesiniz; yahu? Kanun bilmiyorsunuz, Şarapnelle MR çekiminin ölüm riski teşkil ettiğinden bir habersiniz, pratisyen hekimi aşırı uzmanlık ve bir çok yetkinlik sınavı şartı var ve zorunluyken asistan kadrosuyla hiç hak etmediği şekliyle çalıştırıyorsunuz, çalıştırdığınız doktorlar hastalarından yalan beyanlarla para alıyor, doktorlarınız 15 Temmuz sonrası vücuda giren bir şarapnelin varlığı 15 Temmuz öncesi ve sonrası grafi ve radyolojik görüntülerle karşılaştırıp bu durumun tespiti gayet kolayken nasıl hipokrat yemini eden doktorlarınız "tıbben mümkün değildir! " hükmünü verebiliyor? Siz kendinizi Dünya Sağlık Örgütü gibi dünyada Akredite olmuş bir Tıp otoritesi mi sanıyorsunuz! Siz daha şarapnelle MR çekiminin ki bu hastanede en sonda girdiğim hareketli MR 15 dakika idi, tek başına, 6 kere MR'a alıp, 6 kere adam öldürmeye teşebbüs suçunu ifa etmiş hastane olarak, Tıbben mümkün değildir şerhini düşmek de size ait değildir! İşinize bakmış olsaydınız Gazilik unvanımı 2021 Ekim değil daha önce alırdım! Siz benim hak kaybıma da neden oldunuz! Suçlusunuz; zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışmayınız! Siz nasıl bir hastanesiniz? Şimdi bu hastane çukur dizisinden farksız mı? Sorarım hepinize
Gazilik unvanımı Söke-Söke aldığım, SGK'da işlemleri yapan yetkililerin okuduğu kanunları anlamaktan uzak, ari halleriyle eşimden gelen Şehitlik haklarıyla kendi gazilikten gelen haklarımı aynı kefeye koymasıyla hala bir çok hakkım SGK eliyle engellenmiş durumda olup şahsıma 2016 Temmuzda meydana gelen dünyanın en acayip olayı ve darbe komisyon raporunun bile nerede olduğu muamma haldeki darbe olaylarındaki üzerimize mağara delen mermiler ve dahi bomba atılıp da uğradığım saldırıdaki yaralanmanın gazilik unvanı ancak 2021 Ekimde o da Ankara İdare Mahkemesinde açtığım davayı kazanmama rağmen annemin İçişleri Bakanlık Binasına gidip "Eğer Kızımın gazilik unvanını vermezseniz basın mensuplarını bu doldururum! " cümlesiyle ancak aldığımı belirtmek isterim. Acaba İçişleri Bakanlığı 2700 gazinin varlığından bahsediliyor, belki 100 en fazla 200 adedi gerçek olay yeri yaralanma gazisi olan gazilerin geri kalan 2600 ya da 2500 geneli sahte doktor ve hastane raporlarıyla alınmış geri kalan 2500 ya da 2600 tanesinde bana gösterdiği direnci neden göstermedi? Sayın yetkililer ben dahil hadi bütün 15 Temmuz gazilerini Adli Tıp Kurumu en ince detayına kadar incelesin, bu da yetmez bakalım o gece telefonlarının HTS kayıtları bu gazi olarak yaralandım diyenler nerdeymiş diğer MOBESE ve Eds ya da olay yeri güvenlik kamera görüntüleriyle Check edilsin de bir görelim! Bu binlerce insandan kaçı gerçekleri, kaçı yalanları söylemiş! Ya da 2700 küsur gaziden hastane ve doktor evrakı olanlardan kaçının karakol ya da Cumhuriyet Savcısına ifade vermişliği var; İçişleri Bakanlığı bir bunu da teyit etsin! Ya da evinde oturan bir Şerife; Taksim'de eşinin görev icabı sürdüğü duran haldeki kamyonla 15 Temmuz Kahramanı ilan edilip de 251 Şehidin üzerinde bir de tarihteki Şerife Bacı ile eşleştirilip bir koca ülkeyi "Ben 15 Temmuz Kahramanıyım. Ben olmasam, 15 Temmuz yenilgiye uğrardı edalarıyla nitelikli bir şekilde bir de hiç yaşamadığı 15 Temmuzu aynı programda katıldığı gerçek gazilerden rol çalıp bunu ün, şöhret ve dahi paraya çevirirken İçişleri Bakanlığı neredeydi?
Şehit kavramı, gazilik! Bunların bir değeri var mı? Ya da bu nitelikler bende vücut bulunca mı değersizleşiyor? SGK'da gazilik işlemlerim esnasında SGK eliyle verilmeyen haklarım için dilekçe yazıp da başvuru yaptığım bir esnada SGK karşılamada yer alan bir görevliye salt yardıma ihtiyacım olmadığını kendisine söylediğimde bana kapa çeneni deyip ardından oradaki tüm memurlar 1 şehit eşi ve gazi olarak üzerime yürüyebiliyorsa; ardından işini bitirmiş 2 mt boyunda vatandaş "c... (cinsi ilişki sonrası banyo yapılmadan önceki vaziyet) Kadın! Senin yüzünden işimi halledemedim! " hakaretleriyle bir de devletin "Şehit aileleri ve Gaziler önceliklidir! " levhasının asılı olduğu SGK'da üzerime beni darp etmek için yönlendiği sırada oradaki güvenlik görevleri oturup da ben polisi ararım demekle bu çağ dışı ve kadın üzerine yürüyen adamı ancak durdurabiliyorsam ve bunlar hakkında suç duyurusunda bulunup da takipsizlik ve kovuşturmaya gerek yok kararı verilebiliyorsa benim eşim biz bu muameleleri görelim diye mi şehit oldu? Kaçak yolla Türkiye'ye gelen Afganlı genç bir adam yüzünden komşum beni ailemin gözleri önünde darp etmeye çalışıp hakaret etsin diye mi, ya da Türkiye'miz hiçbir özelliği olmayan niteliksiz yabancılara paspas olsun diye mi kabrinde başsız yatar, eşim? Ya da başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi 88 CRP ile yatarken kanama ve enfeksiyon riski hala devam ederken rahatsızlığın Genel Cerrahi ile ilgili değil deyip yatarken de Kadın Doğumla Genel Cerrahi arasında iki bina arasında mekik dokunup adeta top gibi gidiş-gelişler yapılması mıdır, uygun olanı? Bu ülkede 1 şehit eşi ve gazi olarak; mülteciden de, haksız olan Türk vatandaşları karşısında da ne kadar değersiz olduğumu gördüm, darbenin üzerinden yaklaşık 7,5 yıl geçmişken! Emanetleri emanetiniz öyle mi? Vallahi, yalan!







