Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yürütülen “İki İnsan Bir Hayat” (Çeyiz Desteği) projesine 14 Mart 2026 tarihinde başvuruda bulundum. 8 Mayıs 2026 tarihinde açıklanan sonuçlar neticesinde başvurumun olumsuz sonuçlandığını sistem üzerinden öğrendim.
Tarafıma iletilen red cevabında, başvurunun neden reddedildiğine ilişkin somut ve kişiselleştirilmiş bir gerekçe sunulmamış; bunun yerine sistemde yer alan genel kriterler sıralanarak bu kriterlerden herhangi biri sebebiyle elendiğim ifade edilmiştir. Hangi kriteri karşılamadığımın açıkça belirtilmemesi, değerlendirme sürecinin şeffaflığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurmuştur.
Kamu kaynaklarını ve bağışları yöneten bir kurum olması sebebiyle, Türkiye Diyanet Vakfı’ndan şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine daha sıkı biçimde riayet etmesini beklemekteyim. Buna rağmen, başvurumun hangi spesifik şartı sağlamadığına veya hangi belge eksikliği ya da uyumsuzluğu sebebiyle reddedildiğine dair net bilgi verilmemesi, hem bilgi edinme hakkımı kullanmamı engellemekte hem de itiraz hakkımı sağlıklı bir şekilde kullanmamın önüne geçmektedir.
Bu nedenle, anayasal bir hak olan bilgi edinme hakkım kapsamında, başvurumun tam olarak hangi kriter nedeniyle reddedildiğinin, hangi belge veya şarttan dolayı olumsuz değerlendirildiğinin açık ve anlaşılır bir şekilde tarafıma bildirilmesini talep ediyorum. Ayrıca, bu eksik ve genel nitelikli bilgilendirme nedeniyle yaşadığım mağduriyetin giderilmesini, değerlendirme süreci ve sonuçlandırma gerekçeleri hakkında şeffaf bir açıklama yapılmasını istiyorum. Türkiye Diyanet Vakfı (tdv) tarafından başlatılan ve Mart 2026 döneminde başvuruları alınan 'İki İnsan Bir Hayat' evlilik desteği projesine, belirtilen kriterleri taşıyan bir vatandaş olarak başvuruda bulundum. Başvuru sürecinin başladığı Mart ayında, gerek kurumun resmi internet sitesinde gerekse medya kanallarında yapılan ilanlarda, projenin '81 ildeki ihtiyaç sahibi gençleri kapsadığı' ve '500 bin TL hibe desteği sağlanacağı' bilgisi ön plana çıkarılmıştır. Ancak başvuru toplama aşamasında yayımlanan kılavuzlarda ve bilgilendirme metinlerinde, desteğin Türkiye genelinde yalnızca 300 çift ile sınırlandırıldığına dair hiçbir ibare yer almamıştır. Söz konusu 300 kişilik kontenjan sınırı, başvuruların bitmesinden aylar sonra, sonuçların açıklanmasına bir gün kala (7 Mayıs 2026 tarihinde) kamuoyuna duyurulmuştur. 90 binden fazla gencin başvurduğu bir projede, kontenjan bilgisinin en başta gizlenip sonuç aşamasında açıklanması; evlilik hazırlığı içinde olan binlerce gencin yanlış yönlendirilmesine, haksız bir beklenti içine sokulmasına ve ciddi bir mağduriyet yaşanmasına neden olmuştur. Proje kapsamının bu denli dar tutulacağının en başta belirtilmemesi, Şeffaf Yönetim ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu bağlamda; başvuru sürecinde kontenjan bilgisinin neden açıkça belirtilmediğinin sorgulanmasını, 300 kişilik seçimin hangi objektif kriterlere ve puanlama sistemine göre yapıldığının (il bazlı dağılım dahil) tarafıma bildirilmesini ve yaşanan bu bilgi kirliliği nedeniyle oluşan mağduriyetin giderilmesini talep ediyorum.
Yorumlar