Yaklaşık 8‑9 yıl önce TEB Cetelem’den araç kredisi kullanarak bir araç satın aldım. Ticari hayatımda yaşadığım ciddi ekonomik sıkıntılar nedeniyle kredi taksitlerini ödeyemedim ve araç üzerine rehin konuldu. Bankanın avukatları, 2018 yılında İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesi’nin 2018/15013 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattı ve araç otoparka çekilerek yakalatıldı.
Bu aşamadan sonra TEB Cetelem, aracı icra dairesi eliyle, şeffaf ve yasal bir açık artırma süreciyle satmak yerine, aradaki yasal prosedürleri atlayarak icra dışı, el altından kendi bünyesine geçirdi. Aracın satış‑devir işlemi şeffaf yürütülmediği için ne satış bedelini ne de bu bedelin borca nasıl mahsup edildiğini göremedim. Buna rağmen banka, aracın satışından sonra geriye 21.271,68 TL net ana para borcu kaldığını ileri sürdü. Bu tutarın faiz ve icra masrafları hariç, çıplak borç olduğunu belirttiler.
TEB Cetelem, araca el koyup kendi içinde mahsup hesabı yaptıktan sonra dosyayı kapatıp kalan borcu Dünya Varlık Yönetim A.Ş.’ye devretti. Dünya Varlık Yönetim ise aradan yıllar geçtikten sonra, 20 Ağustos 2020 tarihinde Gaziosmanpaşa İcra Dairesi’nde 2020/39084 numaralı dosya ile hakkımda yeni bir icra takibi başlattı ve bu süreç günümüze kadar devam etti.
Şu anda dosya icrada hâlâ açık tutulduğu için tüm banka hesaplarım üzerinde haciz ve bloke riski bulunmaktadır. Varlık şirketinin anlaşmalı olduğu hukuk büroları, en son 0212 349 55 20 numaralı hattan olmak üzere, sürekli arama ve SMS’lerle haciz tehdidinde bulunmakta, yoğun psikolojik ve finansal baskı kurmaktadır. Bu süreç, ticari hayatımı ve bankacılık sicilimi yıllardır adeta kilitlemiş, ciddi maddi kayıplara ve manevi zarara yol açmıştır. Haksız ve usulsüz bir araç mahsubu sonucunda, yıllar sonra önüme çıkarılan bu borç nedeniyle fiilen borç zorlu duruma düşürülmüş durumdayım.
Tüm bu nedenlerle BDDK’ya resmi başvuruda bulunarak sürece itiraz ettim ve şikayetim şu an sistemde aktif ve yasal inceleme altındadır. Ancak buna rağmen icra ve tahsilat baskısının sürmesi hem hukuki açıdan hem de insani açıdan kabul edilebilir değildir. Aracın gerçek satış‑devir bedelinin şeffaf şekilde ortaya konulmasını, bu bedelin borca usulüne uygun biçimde mahsup edilip edilmediğinin denetlenmesini, haksız yere tarafıma yüklenen borcun kaldırılmasını ve icra dosyasının kapatılmasını talep ediyorum.
Yıllardır süren bu süreç nedeniyle maruz kaldığım ticari itibar kaybım, bankacılık sisteminde yaşadığım kısıtlar ve yoğun psikolojik baskı nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararlarımın da dikkate alınmasını; TEB Cetelem ve Dünya Varlık’ın yasal çerçevede ve şeffaf biçimde gerekli düzeltmeleri yapmasını istiyorum.
Yorumlar