3 Ağustos günü direksiyon sınavına girdim ve yaşadıktan sonra artık insanların hislerini anlayabiliyorum. Sınav saatime 2 dakika kala başka bir öğrencinin sınavını bitirip beni alıp sınava soktular. Ben ne hocamla konuşabildim ne kendimi hazır hissedip komisyonlarla 'Merhaba, nasılsınız?' diye iletişim kurabildim. Bütün heyecanımla pat diye beklediğim yere gelip sınava soktular. Komisyonlardan birisi iyi niyetliydi; benimle futbol muhabbeti bile yaptı. Allah var, ancak yanıma oturacak olan komisyon sanki 'bitsin de bir an önce gidelim' kafasındaydı. Zaten benden önceki sürücü sürerken bunlar yol boyu gofret yiye yiye gelmişler. Tamam, bu aslında iyi bir şey ama çok fazla sürücüyü umursamadıklarını ya da çok fazla sakin davrandıklarını gösteriyor. Bayan sürücüydü ve beni de direkt kaputu açtırıp say deyip sonra bagaja hiç geçmeden bile 'sen geç, kendine göre ayarla, biz geliriz zaten' dedi. Neyse, iyi dedim, şansıma çok iyi komisyon geldi. Araca bindiler, 'Aracı çalıştır, müsait olunca devam et bakalım' dedi. Eline telefonu aldı, telefona bakmaya başladı. Evet, bu gene bir yandan iyi bir şey ama sürücü adaylarının ben o an bu kadar umursanmamasını da doğru bulmuyorum çünkü heyecanımızı gidereceğimiz hiçbir şey yok. Hocalar zaten suspus telefona bakıyorlar, sanki en ufak hatanda 'kafanı kaldırıp kaldın, in' diyecekler gibi. Sınav başlarken hiç sinyallere dikkat et, başarılar dilerim falan gibi ne uyarıcı ne motive edici cümleler bile kurmadılar. Sınavın ilk 3-4 dakikası bu şekilde gittik. Ben de sorunsuz geldim ama ne onlar beni tanıyor ne ben onları. 'Nasılsınız?' bile diyecek kadar rahat hissedemedim yanlarında kendimi. Sonra 2. 'Dur' levhasına geldik. Biraz bayır bir yol ve debriyajdan ayağımı kaldırırken ayağım zır zır titremeye başladı. Zaten debriyaj konusunda biraz eksik olduğum için yaptığım heyecandan olmalı sanırım elim ayağım gerek sinir gerek heyecandan dolayı yüksek kalp atışlarında titremeye başlıyor. Öyle olunca zaten ayağımı kontrol bile edemedim. İstop ettim, kaldırdı kafasını, 'Kontağı kapat, aç' dedi. Sonra ilerledik, köy yoluna girdim. O kadar habersizler ki diğer komisyon üyesi boynumdaki Kartal dövmesini katarak bana şey dedi: 'Sen Beşiktaşlı mısın? Kartal gibisin de' dedi. Dedim, 'Hocam, ne yaptım, kandırdın bizi, uyanıksın, kontağı kapatıp açtın' dedi. Dedim, 'Hocam ben onu keyfi yapmadım ki.' Neyse, köy yolunun dönüşünde ışıklarda durduk ama araba nasıl titriyor. Heyecanlı olmasam bile profesyonel olmadan o arabayı kaldıramazdım. Allah bilir ne kadar zorladılar arabayı. Bana gelene kadar araba kalkmadı ve gene istop etti.
Yorumlar