İstanbul'da İlkokul Müfredatı Velileri Ve Çocukları Yıpratıyor
İstanbul’da devlet okulunda 5. Sınıfa giden kızım üzerinden, son iki yıldır uygulanan eğitim sistemi ve müfredatla ilgili yaşadığım ciddi sıkıntıyı paylaşmak istiyorum. Özellikle bu yıl biz de bu sisteme tam olarak dahil olduk ve görüyorum ki yalnız biz değil, etrafımızdaki hemen her veli aynı derecede zorlanıyor.
Müfredat, alışık olduğumuzdan çok farklı ve neredeyse tamamen proje, etkinlik ve “ne düşünüyorsun” tarzı açık uçlu sorular üzerine kurulu. Çocuk konuyu bilse bile, bunu tam cümlelere dökebilmekte zorlanıyor. Bu nedenle ödev ve projelerin büyük kısmında çocukların değil, velilerin emeği ağırlık kazanıyor. Sürekli telefon başında diğer velilerin ne yaptığına, çocuğun ne yetiştirmesi gerektiğine, nasıl cevap vermesi gerektiğine bakar hale geldik. Çocuğun kendi cümleleriyle ortaya koyduğu kısım çok az kalıyor.
Ödev ve projelerin sayısı da gerçekten ölçüyü kaçmış durumda. Hafta sonu boyunca kızımın ödev ve etkinliklerini kontrol etmek, projeleri tamamlamak için neredeyse bütün günümüzü harcıyoruz. Sadece bir haftasonunda, yaklaşık sekiz saatte ancak kontroller tamamlandı. Çocuklar derslerden soğuyor, nefes alamaz hale geliyor, mutlu olmaları gereken yaşlarda yoğun stres altında kalıyorlar.
Sözlü ve konuşma sınavlarında da aynı sorun yaşanıyor. Çocuklar, soru tarzını tam anlayamadıkları için veya heyecan, stres nedeniyle heceliyor, unutuyor, kendini ifade edemiyor. Bunun sonucunda düşük puanlar veriliyor ve bu durum onları hem duygusal hem akademik olarak olumsuz etkiliyor. Konuşma becerisini ölçelim derken, çocuklar strese girip konuşamaz hale geliyor.
Sınavlar, kitaplar, içerikler çok hızlı ve sık değişiyor, internetle entegre sistemlere dönüştürülüyor ama sistem tam oturmadan sınavlara geçiş yapılıyor. Bu kadar sık ve hazırlıksız değişiklik hem biz velileri hem de çocukları zorluyor. Türkçe dersinde ayrı bir proje, sosyal bilgilerde alakasız bir kukla ya da maket çalışması, farklı derslerde farklı ve ağır projeler derken yük giderek artıyor. Çocuk kendi başına yapamayınca her şey velinin omzuna biniyor.
Evinde bebek olan, çalışan ya da imkanları sınırlı velilerin durumu çok daha zor. Çocuğu derse istekli, başarılı olan aileler bile bu tempoya ayak uydurmakta güçlük çekiyor. Dersi sevmeyen veya desteği az olan çocuklar ise tamamen geride kalıyor, adeta eziliyor. Sınav haftalarında birçok veli sadece yemek yapabildiklerini, geri kalan tüm zamanın çocukların ödev ve sınav hazırlığına gittiğini söylüyor. Bu tablo sürdürülebilir değil.
Bizler çocuklarımız uzaya çıksın, dünyayı yönetsin diye değil, mutlu, sağlıklı, kendini ifade edebilen, temel becerileri güçlü bireyler olsun diye eğitim almalarını istiyoruz. Ancak şu anki müfredat ve uygulama şekli, çocukları bu kadar yoğun ve karmaşık bir yükün içine sokarak tam tersine onları derslerden ve okuldan soğutuyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’ndan beklentim, özellikle ilkokul ve ortaokul kademesinde uygulanan müfredatın, proje ve etkinlik yoğunluğunun, sınav ve soru tarzlarının yeniden gözden geçirilmesi, sadeleştirilmesi ve çocukların yaş düzeyine, psikolojisine uygun hale getirilmesidir. Çocukların ve velilerin sesinin gerçekten duyulmasını ve bu konuda somut, hissedilebilir bir iyileştirme yapılmasını istiyorum.













