Bir uluslararası sanatçı olarak yıllardır Türkiye’de yaşayıp üretimde bulundum. Bir yıllık sanat eğitimi programına katılmak üzere Amerika’ya gittim. Bu süreçte Türkiye’deki ikamet iznim sona erdi. Türkiye’ye döner dönmez tekrar başvuruda bulundum. Dosyam eksiksizdi, geçmiş ikametim ve sanatsal faaliyetlerim belliydi. Ancak başvurum “ilk başvuru” olarak değerlendirildi ve reddedildi.
Başvuru sürecinde görevli memur, sanat faaliyetlerimi gösteren özgeçmişim ile bir dilekçeyi dosyaya eklememi istedi, ben de yerine getirdim. Ardından bir yıllık ikamet kartı ve harç ücretini yatırmamı ve makbuzu teslim etmemi söylediler. Tüm ödemeyi yaptım ve dekontu teslim ettim. Memur bana: “sanmıyorum ki bir problem çıksın, kartınız adresinize gönderilir.” dedi.
Ancak sadece beş gün sonra telefonuma ret mesajı geldi.
Sormak istiyorum:
• madem ki oturum izni verilmeyecekti, neden en başta bu bilgi verilmedi ve zamanım boşa harcandı?
• neden verilmeyen bir ikamet kartı için ücret tahsil edildi?
• neden başvuru yapan kişiler arasında hiçbir ayrım gözetilmiyor? Kültürel ve sanatsal emek veren biriyle işsiz birini aynı kefeye koymak adil mi?
• ve en önemlisi, neden göç idaresi personelinin yabancılara karşı davranışları medyada yaratılan etkilenerek ayrımcı ve saygısız bir hal alıyor? Pendik’te, kapıda onlarca bekleyen insan varken, içerideki görevlilerin kapıyı kapatıp sohbet etmeleri bu duyarsızlığın örneğidir.
Bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca Türk vatandaşı göçmen olarak yaşıyor. Göç bir insanlık hakkıdır. Bu gerçeğe ayrımcı bir bakışla yaklaşmak asla kabul edilemez.
Yorumlar