Düşünür Koleji Eğitim Hakkının Kısıtlaması
İzmir Güzelbahçe Düşünür Koleji’nde okuyan 10. Sınıf öğrencisi oğlum, dönemin başından beri okulun genel müdürü i***U***nun tutumları nedeniyle sürekli psikolojik zorbalığa maruz kaldı. Uzun süre devam eden bu baskı ve zorbalık süreci ne yazık ki 21 Şubat 2026 tarihinde fiziksel şiddete dönüştü ve oğlum okulda müdür ve tarih öğretmeni tarafından darp edildi. Oğlumu darp ettikten sonra okula polis çağırmışlar ve sonrasında bunu, çocuğumu polisle korkutmak amacıyla yaptıklarını da itiraf ettiler. Dokuz Eylül Üniversitesinde görev yapan bir profesör olarak, çocuğumun böyle bir ortamda şiddete uğramasını asla kabul edemiyorum. Tüm bunlara ek olarak, genel müdür i***U*** hiçbir yasal dayanağı olmadan kendi kararıyla oğlumu bir hafta boyunca okula almayarak eğitim hakkını engelledi ve çocuğumun anayasal hakkını fiilen elinden aldı.
Olayın ardından okul yönetimi ve yetkililerle görüştüğümüzde yalnızca özür dileyip, kendilerine zarar vermememi istediler. Okul sahibi B***S***, öğretmenlerden şikayetçi olmamı istedi ancak Düşünür Koleji’nin adının hiçbir şekilde geçmemesini, aksi halde çok para kaybedeceğini özellikle söyledi. Ayrıca genel müdür i** U***işten çıkarırsa onun okula getirdiği müşterileri kaybedeceğini ve kendisine tazminat ödemek zorunda kalacağını da ifade etti. Hatta genel müdür i***U*** ve ilgili öğretmenleri mahkemeye ve özellikle CİMER’e şikayet etmemi, fakat bu süreçte Düşünür Koleji adının geçmemesini rica etti. Bu yaşananların ağırlığı üzerine önce oğlumun kaydını okuldan aldım, sonrasında resmi olarak darp raporu aldım ve bu darp raporu ile mahkeme sürecini başlatacağım. Tüm bu ifadelerden, okulda kimsenin öğrencinin ruh ve beden sağlığını ve eğitim hakkını önceliklendirmediğini açıkça gördüm.
Öğrencinin can güvenliğinin, psikolojik bütünlüğünün ve eğitim hakkının bu kadar geri plana atıldığı bir kurumda ben kendi çocuğumu emanet edemeyeceğim için, bu durumu kamuoyuna açıkça duyurmayı gerekli görüyorum.
Gelişme
2025 Eylül ayında oğlumu Düşünür Koleji 10. Sınıfa yazdırdım ve sonrasında aylarca zorbalığa uğradığını ve sürekli en ufak bir olayda disipline veririz tehdidi ile psikolojisi altüst olduğunu öğrendim. 20 Şubat'ta ise öğretmenler tarafından darp edildiği haberini aldım. Başka çocuklar da bu duruma düşmesin diye, okul sahibi Burak Sitava'ya ulaştım. Kendisi ile yaptığım telefon görüşmelerinde, oğlumun darp edildiğini anlatıp, oğlumdan özür dilenmesini aksi halde olayların daha da büyüyeceğini belirttim. Burak Bey, konuşma süresince, oğlumun sağlığı ve genel durumunu hakkında bir kez bile "Çocuğumuz nasıl? " diye sormadı. Tüm veliler, bu okulda olan darp olayından haberdar olsun ve bizim yaşadıklarımızı yaşamasın diye Şikayetvar'a yazmıştım. Bunu gören okul sahibi Burak Sitrava beni arayarak "Herkes yazınızı görüyor, müşteri kaybedeceğim, sadece ben değil Balıkesir ve Antalya'da ki franchisinglerinde bundan etkilenecek, bir an evvel bu yazıyı kaldırın." dedi. Ben de Genel Müdür ve okul yönetimi oğlumdan özür dilemeden kaldırmayacağımı, bizim uğradığımız zararı neden önemsemediğini sorduğumda, genel Müdürün kibri yüzünden özür dilemeyi reddettiğini söyledi. Ben özür konusunda ısrarcı olunca okul tarafından teslim edilmeyen kitapların parasını da iade etmeyeceğini, elinizden geleni ardınıza koyma şeklinde WhatsApp'tan yazdı. Öğrencileri müşteri olarak gören, kitapları gecikmeli getiren, okuldan ayrılırken kitapları iade etmeyen, öğrencilere zorbalık yapan ve kurumunda çalışan hiç kimseye değer vermeyen bu anlayışı hem bir anne hem de bir profesör olarak anlamayı başaramadım. Düşünür Koleji sahibi Burak Sitava şikayetvardaki yazımı çekmiyorum diye beni WhatsApp'tan engelledi. Profesyonelliğe yakışmayan bu tavra karşılık kendisine buradan bir mesaj göndermek istiyorum. Oğlumun uğradığı zorbalıkları umursamayan, sadece kendi çıkarlarını düşünen, WhatsApp yazışmalarında da paranızı iade edeceğim dediği halde, hakkım olan kitap parasını sırf şikayetvardaki yazımı geri çekmeyeceğim diye vermekten vazgeçen Burak Bey "Oğlumun ve şahsımın maruz bırakıldığı haksızlıklar sinsilesi ile olan mücadelem için darp raporu ile beraber karakola suç duyurusunda bulunarak hukuki süreci başlattım, yarın kitap parası iadesi için Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuracağım, ardından idari takip için de MEB İzmir İl Müdürülüğü'ne gideceğim." lütfen çocuklara şiddete izin vermeyelim
Şikayete ekleme yapmak istiyorum. Okulda oğlumun dini inançlarına da küfür edilmiş ve müdür tarafından nolmuş Allahına kitabına küfür edildiyse deyip bu kadar hassas bir olayı küçümseyerek önemsizleştirmiştir.
Bu açıklama, son günlerde kurumumuz hakkında kamuoyuna yansıyan iddialar üzerine bilgilendirme amacıyla yapılmaktadır. Öncelikle belirtmek isteriz ki, söz konusu iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Kurumumuz bugüne kadar tüm öğrencilere eşitlik, saygı ve mevzuata uygunluk ilkeleri çerçevesinde yaklaşmış; disiplin süreçlerini ilgili yönetmelikler doğrultusunda yürütmüştür. Bahsi geçen öğrenci, ilgili eğitim-öğretim yılı içerisinde kurumumuza nakil yoluyla kayıt yaptırmıştır. Nakil süreçlerinde, önceki okullarda alınmış disiplin kararlarına ilişkin bilgilere sistem üzerinden erişim mümkün olmamaktadır. Kayıt aşamasında yapılan rehberlik görüşmelerinde olağan dışı bir durum gözlemlenmemiştir. Eğitim-öğretim süreci içerisinde yaşanan bazı disiplin olayları neticesinde, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde gerekli işlemler tesis edilmiştir. Uygulanan disiplin kararları tamamen yönetmeliklere uygun olarak ve kurum disiplin kurullarınca alınmıştır. Kamuoyuna yansıyan son olayda ise, öğrenci idare tarafından görüşmeye davet edilmiş; görüşme esnasında öğrenci tarafından öğretmenimize fiziksel temas gerçekleşmiştir. Olay, iddia edildiği şekilde tek taraflı bir darp vakası olmayıp, olay yerinde bulunan öğretmenlerin tutanakları ve mevcut kamera kayıtları ile sabittir. Süreç resmi kayıtlara geçirilmiş ve mevzuata uygun şekilde yürütülmüştür. Kurumumuz, yıl boyunca öğrencinin eğitim sürecine olumlu katkı sunabilmek adına azami gayret göstermiştir. Ancak sonrasında kamuoyuna yansıyan beyanların, yaşanan olayların içeriğini çarpıttığını üzülerek görmekteyiz. Öğrencilerin kişisel verilerinin ve aile mahremiyetinin korunması ilkesine bağlılığımız gereği, konuya ilişkin daha fazla detay paylaşmamayı tercih ediyoruz. Kurumumuz, hukuki haklarını saklı tutmak kaydıyla, bundan sonraki süreçte kamuoyunu yanıltıcı nitelikteki açıklamalara cevap vermeme kararı almıştır. Saygılarımızla.
Düşünür Koleji'nin kendi ismi dışında hiçbir şey düşünmediği ile ilgili yazım ve şikayetimdeki haklılığım kurum tarafından verilen cevaptan da net bir şekilde anlaşılmaktadır. 14 yaşındaki bir çocuğa yapılan darp olayı ve onca zorbalık cevaplarından da anlaşılacağı üzere ne kadar da basite indirilmiştir. Ülkemizde kadına ve çocuğa yapılan şiddete karşı verilen mücadeleyi bir eğitim kurumuna karşı verecek olmak son derece üzücü ve kabul edilemez bir durumdur. 14 yaşındaki bir çocuğa uygulanan şiddetin hiçbir gerekçesi ya da hafifletici nedeni olamaz hele ki bir eğitim kurumunda. 14 yaşındaki bir çocuğun cep telefonunu sakladığı için önceki okulundan aldığı disiplin cezası nedeniyle, Düşünür Koleji yönetimi tarafından aylardır uğradığı zorbalık ve tehditlerin ne boyutta olduğu ve bu durumdan hiçbir pişmanlık duyulmadığı, verilen cevaptan acı bir şekilde anlaşılmaktadır. 14 yaşındaki çocuğa karşı uygulanan fiziksel şiddet için darp raporu ile beraber adli mercilere gerekli şikayetlerde bulunulmuştur. Bununla birlikte, günlerdir şikayetimi geri almam konusunda okul sahibi Burak Sitrava tarafından baskılara maruz kaldığıma ait kanıtlar WhatsApp yazışmalarında mevcuttur. Hala bir özür dilemek yerine, 14 yaşındaki bir çocuğu karalayarak haklı çıkmaya çalışan bu kokuşmuş zihniyetle, adli, idari ve hukuki mücadelem sonuna kadar devam edecekler. Sonuçlar bu platformda paylaşılacaktır.
Düşünür Koleji'nde oğlumun psikolojik ve fiziksel zorbalığa maruz kaldığını, müdür ve öğretmenler tarafından darp edildiğini, okul yönetiminin bu durumu özür dileyerek kapatmaya çalıştığını, ancak sorunumun hâlâ çözülmediğini ve bu durumdan memnun olmadığımı belirttim.





