24 Kasım akşamı saat 19.00–20.00 sularında, kızımın cuma gününden beri geçmeyen rahatsızlığı ve düşmeyen ateşi nedeniyle Diyarbakır Dicle Üniversitesi Çocuk Acil bölümüne başvurduk. Kızım çok küçük yaşta olmasına rağmen, "Beni kendi doktoruma götür" diye ağlayacak kadar huzursuz ve ağrılıydı. Durumunu doktora ayrıntılı şekilde anlattım, cuma gününden beri kullandığımız ilaçların isimlerini söyledim, ateşinin sık sık yükseldiğini ve bir türlü toparlanmadığını belirttim.
Acilde görevli erkek doktor, kızımın boğazına sadece kısaca bakıp "Bir şey yok" diyerek bizi geri gönderdi. Ateşinden, huzursuzluğundan ve günlerdir geçmeyen şikayetlerinden bahsetmemize rağmen hiçbir şekilde müdahale edilmedi; kan tahlili, boğaz kültürü ya da farklı bir tetkik istenmedi ve kayıt bile alınmadı. "Sıkıntı yok" denilerek resmen baştan savıldık.
Daha sonra başka bir çocuk hastanesine gittiğimizde kızımın boğazına tekrar bakıldı, tahliller yapıldı ve boğazında enfeksiyon olduğu, hatta durumuna göre yatış bile gerekebileceği söylendi. Kan tahlilinde enfeksiyon çıktığı ifade edildi ve evde ilaçlarını dikkatli kullanmamız istendi. Buna rağmen kızım tekrar fenalaşınca bu kez başka bir hastaneye gitmek zorunda kaldık. Oradaki doktor da cuma gününden bu yana düşmeyen ateşin ciddi olduğunu, boğazında belirgin enfeksiyon bulunduğunu söyleyerek gerekli müdahaleyi yaptı.
Dicle Üniversitesi Çocuk Acil’de "Bu çocukta bir şey yok" denilerek hiçbir tetkik yapılmaması, şikayetlerimizin önemsenmemesi ve kayıt bile alınmaması beni bir anne olarak derinden üzdü ve endişelendirdi. İnsan hayatı, hele ki çocukların canı, bu kadar değersiz görülmemeli.
Bu nedenle Dicle Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği’nin ve Sağlık Bakanlığı’nın bu olayla ilgili gerekli incelemeyi titizlikle yapmasını; acilde görevli hekim ve personelin, çocuk hastaların şikayetlerini ciddiyetle değerlendirmesi için gerekli uyarı ve denetimlerin uygulanmasını; benzer bir durumun başka çocukların başına gelmemesi için gereken tüm adımların atılmasını talep ediyorum.
Yorumlar