Veranda Alaçatı
Tuzlu balığın, soğuk ilginin ve kibirli şeflerin adresi Veranda Alaçatı!
İzmir’e her yaz severek gelen biri olarak bu yıl Veranda Alaçatı’yı denemek istedim. Fakat keşke denemeseydim, çünkü yaşadıklarımız adeta gastronomik bir trajediydi. B**** Bey, bizi köşe bir masaya oturturken 'Memnuniyetinizi ben sağlayacağım' diyerek adeta Michelin yıldızlı bir deneyimin fragmanını sundu. Ancak izlediğimiz film, YouTube’da açılan 144p Türk yapımı bir korku komedisinden farksızdı.
Fix menü dedikleri olay şu: Yemekli, yemeksiz, alkollü, alkolsüz. Ancak herhangi bir alerjiniz, intoleransınız veya mide rahatsızlığınız olmasın. Çünkü mutfağın bu konularla tek teması, büyük ihtimalle 'alerji nedir?' diye Google’a bakmak olmuş. Menüde uyarı yok. Bilgilendirme ise hiç yok. Mutfak şefimiz A**** Bey de bu bilgisizliğin baş mimarı. Kendisi aşçı değil, stand-up sanatçısı sanırım; çünkü şikayet ettiğimizde gelip masamıza kahkahalarla 'Sizin için ne yapabilirim?' dedi. Cevap veriyorum: Mutfakta kalın. Sessiz olun. Ve lütfen kimseye yemek yapmayın.
Gelelim yemeklere… Salata, yeşillikten çok moral bozuyordu. İçindeki peynir mi, yoksa oraya düşen şefin egosu mu anlayamadık. Ana yemek olarak balık tercih ettik. Tadı mı? Tuzda pişirme sanatı değil, doğrudan tuza gömme sanatıydı adeta. O kadar tuzluydu ki, kendimi Ege’de değil, Himalayalar’daki tuz madeninde hissettim.
Tatlı olarak bir adet milföy geldi. İçindeki krema mıydı, köpük müydü bilinmez ama sofraya konduğu anda hepimiz kolektif olarak oruç tutmaya karar verdik.
Şikayetimizi her önümüze gelen garsona söyledik. En sonunda şef masaya geldiğinde, samimiyetle söyleyeyim: Biz utanmasak adama bir sandalye çekip 'Gel beraber ağlayalım' diyecektik.
En sonunda 'Cherry on Top'a geçeriz dedik ama meğer aynı grubunmuş! Hayal kırıklığının bile sınırı var. Bu kadar kötü bir tecrübeden sonra gruptaki diğer işletmeler de artık bizim için 'Cherry off the list'.
Yorumlar