Milli Eğitim Bakanlığı Atatürk Çiftliği İlkokulu'nda Güvenlik Ve İletişim Sorunları
İstanbul Sultangazi’de bulunan Atatürk Çiftliği İlkokulu ile ilgili olarak, hem kendi çocuklarım hem de okulda yaşanan genel işleyiş konusunda ciddi endişelerimi paylaşmak istiyorum. CİMER üzerinden Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptığım başvurularda, gerek bu okul özelinde gerekse benzer konularda, şikayetlerin tarafsız ve derinlemesine incelenmediğini, cevapların ise okul idaresinden alınan bilgilerle sınırlı kaldığını düşünüyorum. Bu yaklaşım, veli olarak beni adeta yalan söylüyormuşum konumuna düşürüyor ve idareyi koşulsuz koruyan bir tutum sergilendiği izlenimi veriyor.
Aralık 2025’te Atatürk Çiftliği İlkokulu’nda kızımla ilgili bir kaza yaşandı. Okul koridorlarının ve özellikle tuvalet bölümünün aşırı ıslak olması, bu ıslaklığın koridora kadar devam etmesi, birinci sınıf seviyesindeki küçük çocukların koşma ihtimali de düşünüldüğünde ciddi bir tehlike oluşturuyordu. Kızım da bu koşullarda kaza geçirdi. Sınıfların ve tuvaletin aynı koridorda olması, iki merdivenin de bu hatta bulunması, güvenlik açısından daha dikkatli ve özenli olunması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu durumu okul idaresine iletmek ve çözüm odaklı bir görüşme yapmak amacıyla okula gittiğimde, müdür yardımcısının son derece agresif ve saygısız bir tavrıyla karşılaştım. Dinlemek yerine azarlayan, makamının verdiği yetkiyi kullanarak veliye karşı haddini aşan, kaba ve rahatsız edici bir üslup sergiledi. Hatta bizi okuldan kovmaya varan bir yaklaşım gösterdi. Bu tutum, hem veliye saygısızlık hem de okul ortamında güç dengesini kötüye kullanma olarak beni derinden rahatsız etti.
Benzer şikayetleri CİMER üzerinden ilettiğimde, verilen cevapların doğrudan okul idaresinden alınan bilgilerle hazırlandığını, idarenin beyanının dışına çıkılmadığını görüyorum. Şikayet konusu bizzat idareyle ilgiliyken, idareden alınan bilgiyle dosyanın kapatılması, objektif ve tarafsız bir inceleme yapılmadığı izlenimini güçlendiriyor. İdare kendi hatasını “Evet, biz yanlış yaptık” diyerek kabul etmeyeceğine göre, bu sistem idarecileri koruyan, veliyi ve öğrenciyi ise ikinci plana atan bir yapıya dönüşmüş durumda.Ayrıca okulda, başarılı olan ya da haksızlık karşısında ses çıkarmayan öğrencilerin ve ailelerinin daha çok tutulduğunu, sorunları dile getiren veya hakkını arayan ailelerin ise adeta ötekileştirildiğini hissediyorum. Bu durum hem çocukların ruhsal ve bedensel sağlığını hem de eğitim ortamındaki adalet duygusunu olumsuz etkilemektedir.












