
Intelius’un gerçekleştirdiği araştırmaya göre, tüketicilerin %78’si bir markadan ürün satın almadan önce, internetten marka hakkında bulabildiği tüm bilgileri okumak istiyor. Bu katılımcıların %72’i ise, internet dünyasında negatif bir yorumla karşılaştıklarında ise markanın herhangi bir ürününü almıyor ve o marka ile ilgili çevresine olumlu bir yorum yapmıyor.
Bugünlerde, işinizle ilgili ilk izleniminizi dijital platformlarda veriyorsunuz; çünkü insanların Google aramaları sonucu markanızla ilgili okudukları yorumlar satışlarınızı direkt olarak etkileyebiliyor. İşte online itibarınızı katlayarak artıracak 7 öneri!
1) Sosyal Olun.
Facebook, Twitter, Instagram, Pinterest, Google My Business gibi yüksek kaliteli sosyal medya platformlarından optimize bir hesap açın. İyi yazılmış bir biyografi veya iş tanımı paylaşın, yüksek kalitede fotoğraflar yükleyin ve diğer sosyal medya hesaplarınızın linklerini ekleyin ve işiniz için anlamlı olacak şekilde bu hesapları geliştirmeyi düşünün.
Örneğin bir dişçi, Kim Kardashian’ın son fotoğrafını yeniden kendi sayfasında paylaşmaktansa ünlülerin gülüşlerindeki sırları anlatsa çok yol kat edebilir. Başarınızı sadece takipçi sayınızla ölçmeyin. Asıl başarı; doğru mesajı, hedef kullanıcı kitlesine ulaştırmak ve kullanıcıları harekete geçirmektir. Bu, şirketler için en değerli ölçüm olsa da çoğu zaman gözden kaçar.
Sosyal medyanın güçlü potansiyeli; bize, ALS buz kovası akımından sonra, kar amacı gütmeyen her kuruluşun pazarlamaları stratejilerini yeniden değerlendirmeleri ve ünlülerin katılımının etkisini yeniden düşünmelerini hatırlatıyor.
2) Kendi Çevrenizin Efendisi Olun.
İsimsoyisim.com veya şirketismi.com şeklinde isminize, şirketinize veya özel ürününüze adresler alın. Adınızı ve markanızı sosyal medyaya kaydedin. Alan adı almak bir kahve almakla aynı fiyatta olduğundan, aslında markanızı sahiplenmemek için hiçbir geçerli neden yok.
3) İçerik Pazarlaması Fark Yaratır.
Google’da arama yaparken yukarıda veya kenarlarda çıkan reklamlara en son ne zaman tıkladınız? Hatırlamıyorsunuz değil mi? İşte biz buna reklam körlüğü diyoruz. Tedavi edilemez bir hastalık değil ama; ister e-maillerimizi kontrol ediyor olalım, ister otobanda araba kullanıyor olalım her neredeysek reklam bombardımanına tutulduğumuzu gösteriyor. Bu körlük için birkaç tedavi var. Bunlardan biri, kişiye, kişinin arama amacına uygun olan reklamlar göndermek. Örneğin, İstanbul’daki en iyi İtalyan restaurantı diye bir arama yapan kişi, sadece İtalyan Restaurantı şeklinde arama yapan bir kişiden çok daha fazla amacına uygun reklam alır. Ayrıca, bir önceki aramalarına dair gönderilen reklamlar da aramalardan daha sonra yapılacak olanlardan daha etkilidir.
Reklam körlüğünü önlemenin bir diğer yolu ise, hedef kitlenize sadece satış alanı veya reklam yerine, onların ilgilerini çekecek içerikler sunmaktır.
İçerik pazarlaması, kullanışlı ve yaratıcı içerikler (video, blog, infografik vb.) oluşturmayı, potansiyel müşterilerinizi eğitmeyi ve bilgilendirmeyi; bu sayede, onların sizin alanınızda özelleşmiş bir sektör lideri olduğunuzu düşünmelerini sağlar.
4) Hakkınızda Söylenenlere Kulak Verin.
Google’da kendinizi arayın. Dijital platformlarda şirketiniz hakkında neler söylenmiş öğrenin. Eğer şirketinizde satış veya iş geliştirme rolüyle, müşterilerle ilgilenen biriyseniz, gizlilik ayarlarını uygun şekilde ayarlayın ve Facebook, Instagram, Twitter ve diğer sosyal medya platformlarındaki utanç verici kişisel içeriklerinizi silin. Unutmayın, sizler şirketinizi temsil ediyorsunuz.
İsminizi, markanızı veya şirketinizi belirterek konuşmaları gözlemleyin. Konuşmaların nerede gerçekleştiğine, insanların neler dediğine ve şirketiniz hakkında konuşmayı domine edip sürdürenlerin kimler olduğuna dikkat edin.Trendleri takip edin. Spesifik sosyal medya kanallarında veya tartışma forumlarında mı konuşuluyorsunuz? İşte başlayacağınız yer orası! O platformlarda daha aktif olmalı ve yorum yapanlara cevap vermelisiniz.
5) Yorumlarınızı Gözden Geçirin.
İnsanlar marka adınızı veya ürünlerinizi internette aradıklarında çıkan yorumlar, alışverişlerindeki bir sonraki durakları olup olmayacağınızı belirler. Google ve Şikayet Var yorumları müşterilerinizin ilk baktığı yorumlardır, bu yüzden bu mecraları sürekli olarak kontrol etmeli ve olabildiğince fazla yoruma cevap vermelisiniz.
Şikayet Var yorumlarını marka itibarınız için nasıl kullanabileceğiniz konusunda daha fazla bilgi edinmek isterseniz, “Pazarlama Stratejinizde Şikayet Var yorumlarını nasıl kullanılırsınız?” başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
Google işletme incelemelerine oldukça yer verdiğinden çıkacak sonuçları etkilemek ve işletmenizi tanıtmak için harika bir fırsattır. Ayrıca, bu yorum siteleri beğendiğiniz pozitif yorumları Facebook’ta sorunsuz bir şekilde paylaşmanıza olanak verir. Müşterilerinizle pozitif bir yorum paylaşmanın daha kolay bir yolunu düşünebiliyor musunuz?
Yorumlarınızı yalnızca incelemenin yanı sıra, ne zaman anında cevap vermeniz gerektiğini veya ne zaman sessiz kalmanız gerektiğini de bilmelisiniz. Dijital platformlarda söyleyeceğiniz her şey aleyhinize kullanılabilir. Bu yüzden, vereceğiniz cevabın şirketiniz ve iş ahlakınız hakkında negatif bir yorumdan fazlasını söyleyebileceğini unutmayın.
Google yorumlarına nasıl yanıt verilmesi gerektiği konusunda daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz, “Pozitif veya Negatif Google Yorumlarına Nasıl Yanıt Verilmeli?” başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
6) Basın Bülteni
Basın bülteninin artık itibar yönetimine fazla bir katkısı yok. Negatif arama sonuçlarını basın açıklaması ile aşmaya çalışıyorsanız, basın mensuplarını oldukça mutlu edecek fakat müşterilerinizi epey kızdıracaksınız. Fakat basın bültenleri hala işe yarayabiliyor. Gazetelerde 2 veya 3. sayfalarda şirketiniz hakkında çıkacak haberler yine de ilgi çekici olacak. Ayrıca, basın bültenlerinin hala bir miktar SEO değeri var. Karşınıza çıkan basın bülteni linklerini takip edin. Sosyal medya hesaplarınızın linklerini eklemenize veya pozitif yorumları göstermenize de izin veriyorlar. İnternet üzerinden kendi tanıtımlarını yapacaklarından, yazınızı Facebook vb. platformlarda paylaşmak için de ekstra ücret almıyorlar.
7) Dijital İtibar Yönetimi
Diyelim ki “kendin yap” mottosunu sevmeyen birisiniz. Yardıma ihtiyacınız olduğunda o konuyu sizden daha iyi bilen birine danışırsınız. Ve konu ev idaresi ise o kişiyi bulmak hiç de zor değil. Çoğumuz vergilerimizle ilgilenmesi için bir mali müşavire danışırız. Hasta olduğumuzda doktora gideriz. Konuya gelecek olursak, eğer dijitalde bir probleminiz varsa, elbette kendiniz çözmeyi deneyebilirsiniz fakat ev eşyalarını yerleştirmeye benzemeyeceğinden diijital itibarınızın gelişimi tıkanıp kalabilir. Ayrıca, her gün bütün dünyanın görebileceği biçimde, dijitalde var olur.
Dijital itibarınızı korumak üzere her gün bu işi yapan şirketler var. Ucuz değiller. Garantileri yok. Sonuçta, Google’ın algoritması, KFC’nin baharat tarifi gibi düşünülemez.
Eğer dijital itibarınız konusunda gerçekten sorun yaşıyorsanız, size yardım etmesi ve itibarınızı güçlendirmesi için ücretini karşılayabileceğiniz bir şirket bulun.
Bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz, “İnanç Odaklı Satın Alma ile Marka İtibarını Artırmak” başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.









