Babam 86 yaşında, kalp yetmezliği nedeniyle 21 Nisan günü 112 acil ile Acıbadem Maslak Hastanesi’ne kaldırıldı ve genel yoğun bakıma alındı. Yoğun bakım sürecinde hastane yönetimi bizimle odada görüşerek genel yoğun bakım için 10.000 TL talep etti. Bu talep üzerine 184 hattını arayarak şikayetçi oldum, ertesi gün hastane tarafından bize gelinerek bu ücretten vazgeçtikleri söylendi. Bu konuşma sırasında yanımızda SGK yetkilisi iki genç kız çalışan da vardı ve odada kamera bulunuyordu, bu nedenle konuşmalarımızın kayıt altında olduğunu düşünüyorum.
Daha sonra babamın yoğun bakımdan servise çıkarılacağı, ancak servisin ücretli olduğu söylendi. Ben bu ücreti karşılayamayacağımı belirttim, bunun üzerine babamın devlet hastanesine sevk edileceği ifade edildi. 1 Mayıs günü yoğun bakımdan beni arayarak babamı o gün sevk edeceklerini söylediler. Telefonda, sevk öncesinde mutlaka beni bilgilendirmelerini istedim; çünkü daha önce amcam da Acıbadem Maslak’tayken sevk saatinin net söylenmemesi nedeniyle hastaneden çıkmak zorunda kalmıştık ve babamı karşılamak için zamanında yeni hastanede olmak istiyordum.
Telefonla arandığımda arayan kişinin yoğun bakımdan bir doktor olduğunu, ismini tam hatırlayamamakla birlikte kendini “Dr. C**” ya da “Dr. M****” olarak tanıttığını hatırlıyorum. Gün içinde defalarca yoğun bakımı aramama rağmen telefonlar açılmadı. Sonunda evden çıkıp Maslak’a doğru yola koyuldum, yolda tekrar aradığımda nihayet birisi telefona çıktı ve babamın yaklaşık 1–2 saat önce sevk edilmiş olduğunu söyledi. Bu bilgiyi yolda, büyük bir şaşkınlık ve şok içinde öğrendim.
Hızla babamın sevk edildiği Okmeydanı Prof. Dr. C**** T******** Hastanesi’ne gittim. Odaya girdiğimde yaşadığım manzarayı kelimelerle anlatmakta zorlanıyorum. Babam yarı çıplak, edep yerleri açık şekilde yatağa bırakılmış haldeydi, önlüğü bile düzgün kapatılmamıştı. Odada bulunan refakatçi abla, babamı bu şekilde bırakıp gittiklerini, kendisinin çarşafla üzerini örttüğünü, altını temizleyip hizmetli ile birlikte yastık koyarak biraz toparlamaya çalıştıklarını anlattı. Bu tablo karşısında ağlama krizine girdim, yaşadığım üzüntü ve utanç tarif edilemez.
Yoğun bakımda ağır bir hasta olan 86 yaşındaki bir insanın, sevk sırasında bu kadar mahremiyet ihlaline uğraması, edep yerleri açık şekilde yeni hastanede bırakılması, insanlık onuruna tamamen aykırıdır. Benden sevk öncesi haber vereceklerini söyleyip daha sonra hiçbir bilgilendirme yapılmaması, telefonların açılmaması, ardından da babamın bu vaziyette bırakılması sebebiyle Acıbadem Maslak Hastanesi’nden, sevki gerçekleştiren doktordan ve ambulans ekibinden şikayetçiyim.
Babamı bu halde bırakıp gitmenin hangi vicdana ve hangi meslek etiğine sığdığını sorguluyorum. Gönderen doktorun ve ambulans ekibinin empati, insanlık ve hasta mahremiyeti konusunda ciddi eğitim ve uyarı almalarını, bu olayla ilgili idari bir inceleme yapılmasını ve benzer bir durumun başka hastaların başına gelmemesi için gerekli tüm önlemlerin alınmasını talep ediyorum.
Yorumlar