Motokaravan Parkı İçin Haksız Zabıta Baskısı
22.07.2026 günü saat 12.00 civarında Ula Belediyesi sınırları içindeki Akyaka Mahallesi’nde, denize girebilmek için m1 belgeli motokaravanım ile, araçlar için herhangi bir park yasağı bulunmayan kamusal bir alana park ettim. Herhangi bir kamp faaliyeti gerçekleştirmeden, tente açmadan, masa sandalye koymadan, pis su dökmeden, kısacası dışarıya tek bir eşya dahi çıkarmadan, yalnızca ulaşım aracımı diğer araçlar gibi park halinde bıraktım.
Bu sırada zabıta görevlileri yanımıza gelerek ilçe sınırları içinde karavan park etmenin yasak olduğunu, aracımı ilçe dışına ya da ücretli kamp alanlarına götürmem gerektiğini söylediler. Sadece sözlü uyarı ile yetinmeyip aracımın plakasının fotoğrafını da çektiler. Ancak Karayolları Trafik Kanunu kapsamında m1/m3 sınıfı tescilli bir motorlu taşıtın, kamp eylemi olmaksızın kamuya açık bir alana park edilmesi anayasal seyahat hürriyetinin doğal bir sonucudur. Belediyelerin veya zabıtanın, üst norm olan Trafik Kanunu’nun ve Anayasa ile güvence altına alınan seyahat özgürlüğünün üzerinde, bu şekilde genel ve toptan bir yasak koyma yetkisi bulunmamaktadır.
Benim aracım motokaravan olduğu için hem yaşam alanım hem de tek binek ulaşım aracım durumundadır. Çekme karavan sahipleri yaşam alanlarını ilçe dışındaki bir kampa bırakıp binek araçlarıyla ilçe içinde özgürce dolaşabilirken, bende ikinci bir araç bulunmamaktadır. Motokaravanımı ilçe dışına kilitlemem istendiğinde, kişisel eşyalarımla birlikte denize ve sahile ulaşım imkanım fiilen ortadan kalkmakta, bu durum ölçülülük ilkesine, kamu hizmeti anlayışına ve turizm etiğine de aykırı bir hal almaktadır.
Kamp yapmayan, çevreye en ufak bir olumsuzluk vermeyen, yalnızca gündüz deniz ziyareti için aracını park eden bir vatandaşa “tek ulaşım aracını ilçe dışına götür” denilerek sözlü baskı uygulanmasının hem hukuken hem de insani açıdan kabul edilebilir olmadığı kanaatindeyim. Bu toptancı ve haksız uygulamanın ivedilikle sonlandırılmasını, sahada görev yapan zabıta personelinin “park etmek” ile “kamp yapmak” arasındaki hukuki ve fiili fark konusunda eğitilmesini ve benzer durumlarda vatandaşın seyahat özgürlüğünü kısıtlayıcı yaklaşımlardan kaçınılmasını talep ediyorum.
Yaşadığım bu haksız mağduriyetin giderilmesini ve motokaravanını sadece park amacıyla kullanan vatandaşlar için yasal çerçeveye uygun, ölçülü ve turizm dostu bir uygulamaya geçilmesini istiyorum.







