Yanlış Teşhis, Koordinasyonsuzluk Ve İhmalle Babamın Ölümü
Ben, 30.05.2021 tarihinde vefat eden babam M**** D’nin oğlu olarak yaşadıklarımızı olduğu gibi aktarmak istiyorum.
2016'da eski güreşçi babam, kafasını peteğe vurunca acile gittik. Güçlü yapılıyken, şeker değerleri dengeli diye yanlış değerlendirmeyle psikiyatri hastası sanılıp kliniğe yatırıldı. Bu teşhisle yatarak konuşamaz oldu. Kendi çabamızla asıl sorunun b1 vitamini eksikliği olduğunu öğrendik ama sistemdeki psikiyatri kaydı yüzünden sonraki yıllarda büyük bir skandalla karşılaştık.
2021'de ayağına taş battı. Önce Sinop Dikmen Sağlık Ocağı’na, ardından Samatya Ortopedi, Çapa, Kağıthane, Okmeydanı, Baltalimanı ve Şişli Çayırbaşı hastanelerine götürdük. Eski psikiyatri kaydı nedeniyle ilgilenilmedi, süreç ertelendi. Defalarca 184'ü arayıp şikayet açtıktan sonra ancak ameliyat edildi.
Sonra anjiyo oldu. Şekeri dengeliyken bu kez dahiliye doktoru nöroloji hastası sandı. Çapa, Okmeydanı, Etfal, Samatya, Kağıthane, Şişli Çayırbaşı ve Dikmen Sağlık Ocağı arasında koordinasyonsuzluk yaşandı; babam yoğun bakımlık oldu. Testleri negatif çıkmasına rağmen şüphe üzerine bir ay Covid teşhisiyle tutuldu; boğazı delindi, ayağından verilen serumlarla ayağı simsiyah oldu ve sonunda sadece “Hastanız vefat etti, alabilirsiniz” denildi.
Sapasağlam bir insanın yanlış teşhis, çatışma, koordinasyonsuzluk ve ihmaller zinciriyle ölüme sürüklenmesini kabul etmiyorum. Hastalara “sistemi tıkıyor” mantığıyla yaklaşılmasını, dosya geçmişine bakılıp ön yargılı davranılmasını istemiyorum. Sağlık Bakanlığı ve ismi geçen tüm hastanelerden, görevli birim ve kişiler hakkında etkin idari soruşturma başlatılmasını, sorumluların tespit edilmesini, sistemsel eksiklerin giderilmesini talep ediyorum.
Ülkemizde adalet durumunun ne yazık ki ne halde olduğu malum; bu yüzden bu skandalın üzerinin kapatılmaması ve bizim yaşadığımız bu acı olayların bir daha asla tekrarlanmaması için bu durumu sosyal medyada paylaşıyorum. Başka ailelerin canı yanmasın, bizim gibi başka olaylar yaşanmasın ve insanlarımız sistemin ihmalleri yüzünden mağdur olmasın diye herkesin bu haksızlıktan haberdar olmasını istiyorum.
Gelişme
2016–2021 yılları arasında İstanbul’daki farklı kamu hastanelerinde, hasta yakını olarak yaşadığım acil servis ve şikayet süreçleri nedeniyle bu şikayeti yazma gereği duydum.
Acil servise can havliyle getirilen hastalar, branş doktorlarının kendi aralarındaki koordinasyon sorunları ve servisteki uzman doktorun hastayı yatırmak istememesi yüzünden saatlerce acilde bekletiliyor. Sırf uzman doktor hastayı kabul etmiyor diye, bu durumu gizlemek ve zaman kazanmak için, hiçbir tıbbi gereklilik olmadığı halde hastalar üst üste defalarca MR’a gönderilerek oyalanıyor. Hasta yakınları içeride dönen bu planlı süreci ancak tesadüf eseri öğrenebiliyor. Vatandaş hastasının iyiliği için tetkik yapılıyor sanırken, arkasından iş çevrilerek adeta hastanın sağlığıyla kumar oynanıyor.
Daha vahim olan ise, bu durumları dile getirmek için başvurulan resmi şikayet kanallarında karşılaşılan kurumsal duvar. Hasta hakları, CİMER veya hastane yönetimi üzerinden resmi şikayet yaptığınız anda sistem ve çalışanlar birbirlerini koruma refleksine geçiyor. Gerçeği yansıtmayan “hasta geldiğinde zaten kötüydü” ya da “hasta tedaviyi engelledi” gibi ifadelerle anında hasta ve yakını suçlu ilan ediliyor. Hakkını arayan vatandaşları susturmak ve bastırmak için “psikiyatrik durumu var” şeklinde asılsız, masa başında düzenlenmiş raporlar bile ortaya konulabiliyor.
İstanbul’daki kamu hastanelerinde acil servis işleyişinin, hasta güvenliğinin ve resmi şikayet mekanizmalarının bağımsız ve tarafsız şekilde denetlenmesini, hasta ve yakınlarını suçlayarak değil, yaşanan sorunları dürüstçe ortaya koyan bir yaklaşım geliştirilmesini talep ediyorum. Bu tür uygulamalara karışan personel hakkında da caydırıcı ve şeffaf idari işlemler yapılmasını istiyorum.










