5 Mayıs 2026 tarihinde saat 13.30 civarında Denizli Pamukkale Üniversitesi Acil Servisi’ne ani gelişen uyuşma ve konuşma bozulması şikayetleri nedeniyle hasta yakını olarak başvuruda bulundum. Bu durumun acil olabileceğini düşünerek büyük bir endişe içinde acile gittik ve yaklaşık 3 saat boyunca sıra bekledik.
Saat 15.30–15.45 sularında acil triyajında görevli erkek personel ile çok rahatsız edici bir olay yaşadım. Dinleme ve anlama konusunda ciddi bir eksiklik göstererek, ne söylediğimi tam anlamadan bana “yalancı” diyerek ithamda bulundu. “Yalancı, evraklarınızı vermiyorum, hehe yaw he he” gibi küçümseyici ve alaycı ifadeler kullandı. Zaten saatlerdir beklemiş ve sağlık durumu için endişe ettiğim yakınım varken, bu sözlerle kasten sinirlerimle oynarcasına tahrik edici bir tavır sergiledi.
Yanında görev yapan kadın personelin, haksız olduğuna inandığım bu durumu gördüğü halde susması ve güvenlikte görevli kadın personelin olayı tam anlamadan yersiz tepkiler vermesi de beni ayrıca hayal kırıklığına uğrattı. O gün o saatlerde acilde, üzerlerindeki forma ve üniformanın verdiği yetkiye güvenerek, bir hasta yakınına karşı davranışsal ve sözlü şiddet uygulandığını düşünüyorum.
Ben, özellikle triyaj görevlisinin dinleme ve iletişim becerilerinin sorgulanması ve geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yalan söylemediğimden yüzde yüz emin olduğum bir konuda, beni suçlamak yerine, en azından “makine bozuk olabilir” ihtimalini değerlendirip, daha kibar ve açıklayıcı bir dil kullanabilirdi. Kendisi iş stresinden bahsedebilecek bir pozisyonda ise, oraya gelen hastaların ve hasta yakınlarının da ciddi sağlık endişeleri taşıdığını, uzun bekleme sürelerinin kaygıyı artırdığını bilmesi ve buna göre davranması gerekir.
Bu nedenle ilgili personel hakkında gerekli incelemenin yapılmasını, davranış ve hitabet konusunda uyarılmasını veya gerekiyorsa eğitim verilmesini, benzer üslup ve tavırların başka hasta ve hasta yakınlarına yönelmemesi için gerekli idari tedbirlerin alınmasını talep ediyorum.
Yorumlar