Acil Serviste Uzun Bekleme, Yüksek CRP Görmezden Gelinmesi Ve Ameliyat Teklifi
2 Ağustos Pazar günü saat 12.21’de sağ alt karın ağrısı şikayetiyle Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi aciline başvurdum. Ağrımın yeri ve şiddeti nedeniyle apandisitten şüpheleniyorduk ancak buna rağmen beni yeşil alana yönlendirdiler ve o şiddetli ağrıyla uzun süre sıra beklemek zorunda kaldım. Önümdeki diğer hastalar halime üzülüp yer vermeselerdi acil kapısında saatlerce bekleyecektim.
Muayene sonrasında kan, idrar ve ultrason istendi. Sonuçlar çıktığında CRP değerimin 93’e yükseldiği, enfeksiyon olduğu söylendi ve sadece antibiyotik yazılarak gönderildim. Ancak ağrılarım hiçbir şekilde geçmedi, buna rağmen durumum ciddiye alınmadı. Ağrılarım devam ettiği için farklı bir özel hastaneye, Ataşehir Medical Park Hastanesi’ne gittim, burada genel cerrahi bölümünde C**** B**** tarafından muayene edildim. Tüm tetkikler yeniden yapıldı, apandisitten şüphelenilip tomografi çekildi; apandisit olmadığı ihtimali söylense de ağrım ve belirtilerimin ciddiyeti nedeniyle bir eğitim araştırma hastanesinde daha detaylı incelenmesi gerektiği belirtildi.
Bu nedenle yeniden Fatih Sultan Mehmet Eğitim Araştırma Hastanesi’ne başvurmaya devam ettim. 2 Ağustos’tan 7 Ağustos’a kadar neredeyse her gün acile gittim. 5 Ağustos günü saat 13.48’de verilen kan tahlilimde CRP değerim bu kez 203’e çıkmış olmasına rağmen yine yatışım yapılmadı, sadece antibiyotiği günde iki kere almam gerektiği söylenerek tekrar gönderildim. Bu kadar yüksek enfeksiyon değerine ve geçmeyen ağrılara rağmen hâlâ sadece ilaçla geçiştirilmek benim açımdan son derece kaygı verici oldu.
Son olarak enfeksiyon hastalıkları bölümünden randevu alıp gittim. Buradaki doktor, durumun ciddi olduğunu ve ilaçla geçmeyebileceğini söyleyerek genel cerrahi bölümünden destek istedi. Genel cerrahi doktoru İ*** Hanım’ın yanına yönlendirildim. Kendisine durumu anlattığımda, sanki bir deney faresiymişim gibi “ameliyata alıp açıp bakılması gerektiğini, ne olup bittiğini ancak öyle görebileceklerini” ifade etti. Net bir teşhis olmadan, sadece “aç kapa” mantığıyla bıçak altına yatmamın normalmiş gibi sunulması hem beni hem ailemi şoke etti. Üstelik bunu benzer şekilde birden fazla kez söylemesi, aşağılayıcı ve umursamaz tavırlarıyla birleşince kendimi değersiz hissettim.
Bir haftadır aynı şiddetli ağrılarla kıvranırken, bu hastanede yaşadığım umursamaz yaklaşım, geç teşhis riski ve iletişimdeki üslup nedeniyle artık ne kendimin ne de çevremin bu hastaneye gitmesini istemiyorum. Tüm bu sürecin, özellikle de 2–7 Ağustos tarihleri arasında acil ve genel cerrahi bölümlerinde yaşadıklarımın, ilgili doktorlar ve birimler özelinde detaylı şekilde incelenmesini, tetkik sonuçlarımın bütüncül bir şekilde değerlendirilmesini ve tarafıma süreçle ilgili açıklayıcı bir geri dönüş yapılmasını talep ediyorum.







