İmamların Köylerde Çalışma Koşulları Ve Haksız Soruşturma Süreçleri
Türkiye Diyanet Başkanlığı ve Van Müftülüğü bünyesindeki imamların çalışma şartları ve haklarıyla ilgili uzun süredir devam eden ciddi sorunları dile getirmek istiyoruz. Diyanet ailesinin bir parçası olan tüm imamların özellikle köylerde hem insani hem de mesleki açıdan zorlandığı, buna rağmen kendilerine anlayış gösterilmediği ve çoğu zaman haksız yere soruşturmalara maruz bırakıldığı bir tabloyla karşı karşıya olduğunu düşünüyoruz.
İmamların herhangi bir sağlık sorunu yaşadığında ya da ailevi bir problem sebebiyle kısa süreli olarak görev yerinde olamadığı durumlarda, durum müftülüğe bildirilmesine rağmen doğrudan soruşturma başlatılması büyük bir haksızlık oluşturmaktadır. Görevli imam insan olmasına rağmen, sanki robotmuş gibi, her an eksiksiz ve kusursuz bulunması beklenmekte, en ufak bir yokluğunda disiplin süreci işletilebilmektedir. Bu yaklaşım, hem imamın psikolojisini hem de ailesinin düzenini ciddi şekilde bozmaktadır.
Köylerdeki imam evleri ve camilerdeki eksikler de göz ardı edilmektedir. Birçok yerde imam lojmanları bakımsız, düzensiz, tadilat gerektiren halde ve bu koşullar imamların aile düzenini bozmakta, ailevi sorunlara yol açmaktadır. Cami ve imam evi fiziki şartları, köy cemaatiyle ilişkiler ve köyün genel yapısı gözden geçirilmeden köylere imam verildiği için, bazı yerlerde hem imam hem ailesi adeta yabancı ve tutsak gibi yaşamaya zorlanmaktadır. Köy halkının bir kısmı imamı sevmediği ya da camiye gitmeyi bilmediği, dine ve ibadete yeterince önem vermediği halde, imam hakkında olumsuz konuşmakta, şikayetler dile getirmekte ve bu şikayetler çoğu zaman tek taraflı dinlenmektedir.
İki teftişte üst üste imam yerinde görülmezse otomatik soruşturma açılması, imamların sağlık, aile, zorunlu işler gibi insani ihtiyaçlarının dikkate alınmadığını açıkça göstermektedir. Haftalık sadece bir gün izinleri olan, yılda çok sınırlı izin kullanabilen imamların özlük hakları da bu tablo içinde yetersiz kalmakta, zorlandıkları hiçbir konuda gerçek anlamda destek görmedikleri hissini güçlendirmektedir. Oysa imamların da ailesi, çocukları, sağlık sorunları ve özel hayatları vardır.
Bu nedenle Türkiye Diyanet Başkanlığı’ndan ve Van Müftülüğü’nden, köylere imam görevlendirilmeden önce ilgili köyün cami durumu, imam evi koşulları, köy halkının yaklaşımı ve imkanlarının detaylı olarak incelenmesini, münhal kadro ve tayin süreçlerinde bu bilgilerin açıkça belirtilmesini ve buna göre atama yapılmasını talep ediyoruz. Özellikle cami cemaati neredeyse hiç olmayan, köy imamına saygı gösterilmeyen, imama ve camiye gerekli hürmetin gösterilmediği köylere, bu şartlar düzeltilmeden imam gönderilmemesini, köy halkının imama ve camiye saygı göstermesi yönünde bilinçlendirilmesini istiyoruz.
Ayrıca imamların raporlu ya da zorunlu mazeretli oldukları durumlarda hemen soruşturma açmak yerine, önce insani şartların ve beyanların dikkate alındığı adil bir inceleme yapılmasını, tüm imamların özlük haklarının ve izinlerinin iyileştirilmesini, maaşlarında diğer kamu görevlileriyle eşitlik ve adalet sağlayacak düzenlemeler yapılmasını, denetim ekiplerinin de bu hassasiyetle hareket etmesini bekliyoruz. Diyanet ailesini oluşturan tüm imamların insani yönü, aile düzeni ve çalışma şartları gözetilmeden yapılan her uygulamanın, din hizmetine ve cami cemaatine de olumsuz yansıdığını özellikle belirtmek istiyoruz. Bu konularda kapsamlı bir düzenleme ve iyileştirme yapılmasını, köylerde görev yapan imamların yalnız bırakılmamasını ve hak ettikleri saygı, anlayış ve maddi‑manevi imkânlarla desteklenmelerini talep ediyoruz.















