14.02.2026 tarihinde İstanbul Silivri’de bulunan Silivri Anadolu Hastanesi Acil Servisi’ne; yoğun baş dönmesi, durdurulamayan kusma, göğüs sıkışması ve el-kol uyuşması şikayetleriyle başvurdum. Ayakta duramayacak durumdaydım. Yanımda 2 yaşındaki çocuğum vardı. Fiziksel olarak ciddi şekilde kötüydüm.
Geçmişte anksiyetem olduğunu söylemiştim. Bu ani gelişen ağır fiziksel belirtilere benzemediğini özellikle belirttim. Buna rağmen hiçbir kan tahlili, EKG veya ayırıcı tanı yapılmadan doğrudan “anksiyete krizi” tanısı girildi.
Aktif kusan, ayakta duramayan, elleri uyuşan bir hastaya hiçbir tetkik yapmadan yalnızca psikolojik tanı konulması tıbbi açıdan kabul edilemez. O an psikolojik değil, fiziksel olarak hastaydım ve değerlendirme yapılması gerekiyordu.
Bu tanı nedeniyle özel sigortam provizyon vermedi ve tarafımdan 10.000 TL ücret talep edildi. Acil başvuru yapmama ve SGK’lı olmama rağmen girişim acil kapsamında değerlendirilmemiş, özel sigorta üzerinden işlem yapılmıştır.
Sigorta şirketi bu belirtilerle yalnızca “anksiyete” tanısının yeterli olmadığını belirtmiştir. Bunu doktora ilettiğimde “o zaman bütün tahlilleri yaparım, hepsini ödersiniz” şeklinde sert ve tehditkar bir üslup kullanılmıştır. Tedaviyi bu şartlarda kabul etmediğimi söylediğimde “Reddedemezsiniz” denilerek baskı kurulmuştur. Tedavi olmadım serum taktırmadım.
Kolumdaki damar yolu çıkarılmadan hastaneden ayrılmak zorunda kaldım. Damar yolunu evde kendim çıkardım. Bu durum açık bir hasta güvenliği ihlalidir.
Ciddi fiziksel belirtilerle başvuran bir hastanın yeterli değerlendirme yapılmadan psikolojik olarak etiketlenmesi ve bu süreçte maddi yönlendirme yapılması kabul edilemez.
İlgili doktor ve personel hakkında inceleme başlatılmasını talep ediyorum.
Yorumlar